Loading...

15 Ekim 2007 Pazartesi

EMNİYETÇİLER İLKÖĞRETİM OKULU SINIF DERGİSİNDEN...2005-2006 MERAL ARAS

2005-2006 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI
1.DÖNEM
BİR ANNEDEN VELİLERE MEKTUP

SEVGİLİ ANNE BABALAR,

“Her insan özeldir. Bunu hissettirmek gerekir.Bizim çocuklarımız da özel olduğuna göre, onlara özel olduklarını hissettirmemiz gerekmez mi?”

Sevgili anne babalar, çocuklarımızın doğduğu günü bir hatırlayalım. O minik yüzün, o küçük nefes alıp vermelerin bize ne kadar heyecan kattığını bir anımsayalım. Onlarla sanki biz de doğmuş gibiydik. Bize yeni bir hayat bağışlamışlardı sanki;

Okul çağı gelip de okula başladıklarında onların yaşadığı heyecanı biz de yaşıyorduk. Şimdi biraz daha büyüdüler. Artık sorumluluklarını bilme zamanı gelmişti. Ama sanki onları çok daha büyükmüş gibi görmüyor muyuz? Onlar daha 10-11 yaşında. Her yaptıkları düzenli, intizamlı ve programlı olsun istiyoruz. Biz ne kadar programlıyız? Kendimize soruyor muyuz hiç? Eğer onlardan bir şeyler bekliyorsak bizim de onlara örnek olmamız gerekmiyor mu?

Çocuklarımız bizim geleceğimiz olduğuna göre onlara yeteri kadar sevgi ve ilgi göstermemiz gerektiğine inanıyorum. Örneğin çok önemli konulardan birisi kitap okuma alışkanlığıdır. Çocuklarımıza “git odanda kitap oku” derken biz ne yapıyoruz acaba. Kitaptan yoksun bir ortamda çocukların kitaba karşı ilgilerinin olmasını bekleyemeyiz ki! Karşısında okuyan bir yetişkin modeli olmadan çocuklar okumaya karşı nasıl ilgi gösterebilir? Yetişkin yönlendirmesi, motivasyonu olmadan çocukların okuma- yazma becerilerinin gelişimini beklemek mümkün değildir. Bilim adamları anne-baba çocuk etkileşiminde anne-babanın çocuğun gelişim sürecine olan ilgisi, sıcak pozitif ses tonu, model olması ve onunla sık sık konuşması halinde çocuğun dil ve bilişsel gelişiminin olumlu yönde etkilendiğini ifade etmektedirler.

Değerli veliler, çocuklarımıza öğretmenlerimizden nasıl ilgi ve sevgi bekliyorsak bizde bu ilgili ve sevgiyi çocuklarımıza vermeliyiz. Onlar bizim hayat kaynağımız olduğuna göre onları en iyi şekilde yetiştirmek için elimizden geleni yapmalıyız. Çocuklarımızın eğitim-öğretim hayatında öğretmenlerimize destek olmalı, yanlışları varsa hatırlatmalıyız. Unutmamalıyız ki onlarda bizler gibi hata yapabilirler.

Sevgi ve umut dolu bir gelecek için çocuklarımıza gereken özeni göstermeyi unutmayalım!

Bahçeler dolusu çiçeklere benziyorlar
Okulun önünde bugün çocuklar,
Renk renk,
Korkarsınız koklamaya
Sanki hemen solacaklar…
Öğrenci Velisi
Menekşe ÜNAL
------------------------------------------------------------------------------------------------



Ahmet CAN
(Güzel Sanatlar)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

DÜŞÜNDÜĞÜM MESLEK

Ben güzel sanatlarda iş yapmak istiyorum. Çünkü tiyatro oyunları oynamak istiyorum. Çok zevkli oyunlar var, onları oynamak istiyorum. Tiyatroculuk çok zevkli bir meslek, hem de çok güzel bir meslek. İleride başka meslek yapmazsam bu mesleği yapmak istiyorum.


BENİM ANIM

Benim Esra arkadaşım ikinci sınıfta öldü ve herkes ağladı ve çok üzüldü. Şöyle oldu; Ben sabahleyin sınıfa girdim, arkadaşlarım dediler ki Esra arkadaşımız öldü. Ben ve arkadaşlarım ağladık ve böylece iki sene geçti.

------------------------------------------------------------------------------------------------




Ahmet Emin BECİT
(Çevik Kuvvet Polisi)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

ATATÜRK’E MEKTUBUM

Atatürk olsaydı eğer, ona verebileceğim teşekkür;
Atatürk Sen olmasaydın özgür olamazdık. Sen olmasaydın bizler özgürlüğümüzü nasıl sağlayacaktık?

10 KASIM ve ANITKABİR

10 Kasım benim,
Üzüntü günüm.
Yıl 1938, 10 kasım,
Saat 9’u 5 geçiyor.

Atam o gün gözlerini kapatıyor,
Bizim için canını feda ediyor.
Ondan sonraki günleri,
Hep toprakta geçiyor.

Atatürk Dünyaya veda ediyor,
Anıtkabir müzesinde,
Son yolculuğuna çıkıyor,
Bundan sonra Türk Milleti ağlıyor.

MESLEĞİM

Ben Çevik Kuvvet Polisi olmak isterdim. İnsanları korumak, insanların kötülük yapmasını önlemek isterim. Çevik Kuvvet Polisi hakkında, iyi insanları koruduklarını ve kötüleri durdurduklarını biliyorum. Çevik Kuvvet Polisi olursam; insanları koruyacağıma söz veriyorum.
------------------------------------------------------------------------------------------------



Berke KÜÇÜKSAĞIR
(İletişim-Haberci)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı


YENİ SİSTEM

Bu yıl proje çalışmaları çok oldu. Ailemizle ilgili oyunlar, fotoğraflar, yazılar, v.s. çok yapıyoruz. Onun için ailemizden yardım alıyoruz. Çok şey öğrendik, bunları projelendiriyoruz, gerekli gereksiz her şeyi yaptık. En sıkıntı çektiğim şey kitapların çok olması. Ama kitaplar az olsa projeler de az olurdu. Bu yüzden biraz da sıkıntı çekmek gerekiyor. Çok şey öğreniyoruz. Her konuda bilgimiz var. Başarılı olduğum ders matematik, başarısız olduğum ders Türkçe ama onu da düzelteceğime inanıyorum.


ATATÜRK’E MEKTUP

Atatürk hayatta olsaydı öncelikle O’na bağımsızlığı verdiği için teşekkür ederdim.Bu büyük orduları bu zor kıtlıklarla nasıl savaştığını sorardım. Niçin yurdunu bu kadar sevdiğini, niçin yurduna bu kadar yardım ettiğini sorardım. Atatürk’e niçin giyimde, eğitimde yenilik yaptığını, neden eskisi gibi kalmadığını sorardım.

ATATÜRK ANADOLU’DA

Atatürk, altında bir doru at;
Bütün yurdu gezdi.
Ne Erzincan’ı kaldı ne Afyon’u,
Dileğince biçim verdi.

O Kurtuluş Savaşı günleri,
Atatürk memleket havasında,
Şenliğinde, öfkesinde,
Saymakla bitmez emekleri.

Yurdun her bir taşına,
O hünerli eli değdi.
Umut verdi yüreğinde halka,
Hürlüğü öğretti!

SEÇTİĞİM MESLEK: İLETİŞİM

Tercih edeceğim meslek iletişim dalında olacak. Mesela sunucu olmak, haberleri sunmak, insanları bilgilendirir ve gün içinde olan olayları, kazaları, sel baskınını, yangını, depremi, örneğin yılbaşı ise yılbaşında eğlenecek yerleri, kısaca bütün olayları anlatır.

------------------------------------------------------------------------------------------------

Buse YILMAZER
(Doktor-Polis-Öğretmen)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

ATATÜRK’E MEKTUBUM

Atatürk keşke yanımda olsaydın. Bize yardım ederdin. Yoksullara bir ev bulurdun. Kötü adamları iyiye dönüştürürdün. Ama Allah onlara eninde sonunda cezasını verecektir. Atatürk seni çok ama çok seviyorum.


CANIM ATATÜRK

Atatürk’tür Atamızın adı,
Türk milletini kurtardı,
Attı tüm düşmanları,
Türk milleti ona Atatürk soyadını verdi,
Ülkesi için kendisini feda etti,
Rahatı için milletin,
Kemal canını feda etti.

DÜŞÜNDÜĞÜM MESLEKLER

DOKTOR :
İlk önce doktor olup hastalara elimden geleni yaparak iyileştirmek. Çünkü doktorluğun çok iyi olduğunu duydum. O yüzden doktor olmayı düşünüyorum.

POLİS :
İkinci tercihim olarak polis olup vatanımı kurtaracağım. Hırsızları yakalayıp nezarete atacağım. Çünkü onların iyi ve doğru yola gitmelerini istiyorum. O yüzden de hangi mesleği seçeceğimi bilmiyorum.

ÖĞRETMEN :
Öncelikle benim sınıfımı geçmem lazım, o yüzden öğretmen olmak istiyorum. Ben okuyup, yazılılarımı iyi geçersem öğretmen olabilirim. Bu yüzden öğretmen olmakta şunları düşünüyorum:
1. Öğrencilerime iyi davranmak,
2. Eğitim ve öğretim göstermek,
3. İyi bir öğretmen olmak.
------------------------------------------------------------------------------------------------

Ebru AKSU
(Kreş Öğretmeni)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

BEN NE OLMAK İSTİYORUM?
(Kreş Öğretmeni)

Ben çocuklara ders vermek istiyorum. Onlara bilgiler vermek istiyorum. Onlara güzel, güzel anlatacak ders vermek istiyorum. Onların çalışkan olmasını isterim. Onlar çalışkan olurlarsa mutlu olurum. Küçücük sınıfları okutmak istiyorum. Ama benimde çok çalışkan olmam gerekir. Çok, çok çalışmam gerekir. Çalışmazsam öğretmen de olamam. Bütün dersleri çalışmam gerekir.
---------------------------------------------------------------------------------------------

Edanur MÜŞTECİ
(Avukat)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

ATATÜRK’ÜM

Yurdumu sen kurtardın,
Sen bana doğru yolu gösterdin,
ATATÜRK’ÜM.

Yurdumun koruyucusu,
Sevginin koruyucusu,
ATATÜRK’ÜM.

Sen şu an yaşamıyorsun,
Ama kalbimde yaşıyorsun,
ATATÜRK’ÜM.

Sensin Ata,
Sensin Atatürk,
ATATÜRK’ÜM.

HEP İSTEDİĞİM MESLEK

Benim istediğim meslek; büyüyünce iyi bir avukat olmak. İlk önce okuyacağım, büyüyeceğim, sonra iş sahibi olacağım. Çünkü anneme söz verdim; bir meslek sahibi olacağım dedim. Şimdilik bu isteğim biraz zor görünüyor. Çünkü şu anda derslerim iyi değil, ama 2. dönem çok çalışacağım ve altıncı sınıfta bu başarıma devam edeceğim. Öğretmenimizin dediği gibi; basamakları çıkacağız. Ben şu an 4. basamağı çıkıyorum. Herkesi, özellikle öğretmenimi hiç şaşkınlığa uğratmadan son merdiveni çıkacağım, istediğim mesleği seçeceğim. Ve şöyle düşünüyorum; öğretmenlerimin çok hakkı var ve annemim de çok hakkı var.

SEVGİLİ ÖĞRETMENİM

Sevgili öğretmenim, sizi çok seviyorum. Çiçek desem, çiçek olamazsınız. Çünkü bütün çiçeklerden daha güzelsiniz. Bence size sevgi yuvası desem, sizde sadece çocuk sevgisi, bilgi aşkı var ve bu sevgileri bize aşılıyorsunuz desem yine yetmez. Bizim terbiyesizliğimizden bazen haklı olarak kızıyorsunuz. Siz, bizim hem annemiz, hem babamız, yani siz bizim ailemiz, okulumuz, evimizsiniz. Siz bizim en büyük saygı duyduğumuz kişisiniz.

BİZ SİZİ ÇOOOOOOOOOK SEVİYORUZ!
-----------------------------------------------------------------------------------------------
Ekrem KOCATÜRK
(Komutan)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı



ATATÜRK’E SON MEKTUP

Atatürk Seni bütün millet gururla seviyor. Verdiğin bu emekleri boş bırakmayacağız Atam. Geleceği ve Türk Milletini kurtardığın için teşekkür ederiz.

KURTARICIMIZ

Atatürk olmasa,
Türkiye olmazdı.
Ataların en büyüğü,
Türklerin savaşçısı,
Ülkeleri yendi.
Rahat uyu Atam,
Kalmadı düşman.

CANIM ÖĞRETMENİM

Canım öğretmenim,
Okumayı, yazmayı sen öğrettin bana.
Seni çok seviyorum,
Canım öğretmenim.

Sevgiyi, saygıyı sen öğrettin bana,
Bize gül bilgilerini verirsin,
Sevgi, saygı ile,
Canım öğretmenim.

YENİ EĞİTİM HAKKINDA DÜŞÜNDÜKLERİM

Yeni eğitim hakkında düşündüklerim bizlere daha yararlı bilgilerin verilmesi ilerde bizlere iyi ve güzel şeyleri hedeflememiz için iyi bir eğitim almamız ve kitaplarda daha iyi bilgilerin verilmesini isterdim. Bu yeni sistemiyle çok başarılı olacağımızı düşünmüyorum.


DÜŞÜNDÜĞÜM MESLEK

Yapmak istediğim meslek Subaylıktır.. Eğitici olmam ve jandarmaları eğitmem gerekir. Komutanlıkta bildiklerim ise; rahat, hazır ol, sağa dön, sola dön, geriye dön, dirsek temasına, hizaya gel, ikişerli ol, ısınma hareketleridir.
------------------------------------------------------------------------------------------------

Elçin DURU
(Pilot)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

ATATÜRK’E MEKTUBUM

Atatürk’üm, sana çok teşekkür ediyorum. Sen olmasaydın belki de okula gidemezdim. Burada rahat, rahat oturamazdım. Sen olmasaydın, Cumhuriyet kurulamazdı. Sen olmasaydın, beklide, köylüler gibi tarlada pamuk topluyor olurdum. Ben, bunu istemiyorum, hayallerimi gerçekleştirmek istiyorum. Sana teşekkür ediyorum.

ATATÜRK

Bir savaş anında,
Yanımızda O vardı.
Biz savaş yaparken,
O bize önderlik yaptı.

O olmasaydı,
Cumhuriyeti kurmasaydı,
Hayatımız böyle olmazdı,
O çıkıp savaşmasaydı.
YENİ MÜFREDAT

Yeni eğitim programı güzel ama çantam çok ağır. Tek şikayetim bu ve bir de kitaplar sürekli kopuyor.

EN BÜYÜK HAYALİM

1. Dünyayı gezmek.
2. Pilot olmak
------------------------------------------------------------------------------------------------
Emre EROL
(Komando-Futbolcu-Eğitimci)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

CANIM ÖĞRETMENİM

Bizlere okumayı ve yazmayı öğreten sensin,
Bizi büyütüp bu yaşa getiren sensin.
Hayallerimizi gerçekleştiren sensin,
Canım Öğretmenim.

Bizlere hayatı gösteren sensin,
Mutluluğu öğreten sensin.
Bizlerin yüzünü güldüren,
Sensin canım Öğretmenim.

DÜŞÜNDÜĞÜM MESLEK

Komando olarak yapacağımız şey; sigara içmemek, verilen kurallara uymak, her zaman saatinde gelmek. Ben bu mesleği vatan için seçtim.
Futbolda yapacağımız şey; güzel oynamak ve daha hızlı koşmak gerekir ve ben bu mesleği halkın beni sevmesi ve halkın yüzünü güldürmek için seçtim.
Eğitimde çalışkan, güzel ve iyi insan olmak gerekir. Kafanı çalıştırman gerekir. Okul Müdürü olursam çalıştığım okulu en iyi konuma getirmek için her şeyi yapacağım.
------------------------------------------------------------------------------------------------

Eylül GÜNAY
(Avukat-Basketbolcu)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

CANIM ÖĞRETMENİM

Canım öğretmenim sizi çok seviyorum. O kadar çok seviyorum ki anlatmaya kelimeler yetmiyor. Size bir şiir yazdım.

ÖĞRETMENİM

Güler yüzlü, cana yakın,
Ne iyidir öğretmenim.
Annem kadar sıcak, tatlı,
Sevgilidir öğretmenim.

Sokulurum hep yanına,
Beni korur, sever, okşar.
Yüzüme hep sevgi ile,
Tıpkı annem gibi bakar.

YENİ EĞİTİM SİSTEMİ

Yeni eğitim sisteminden memnunum. Projeler, sunumlar ve benzerleri. Sadece çantaların biraz daha hafif olmasını isterdim. Yeni eğitim sistemini eleştirmek istiyorum. Yeni eğitim sistemi gerçekten çok zevkli, hem daha çok ders var. Ama gün boyu çok yoruluyorum. Ama olsun, yeni eğitim sistemi çok güzel ve çok zevkli.

ATATÜRK’E MEKTUP

Sevgili Atatürk’üm sizin bize yaptığınız yenilikler için çok teşekkür ederim. Çocukların eğitilmesi, kadınlara haklar verilmesi ve daha çok şeyler yaptın. Çünkü vatanını, milletini çok sevdiğin için. Ve Sen hep insanlara yardım ettin. Hatta çocuklara bayram bile armağan ettin. Sevgili Atam ellerinizden öperim.

NASIL BİR DÜNYA İSTERDİM

İlk önce doğadan başlamak istiyorum. Farkında mısınız? Doğadaki ağaçlar gittikçe yok oluyor. Doğanın düzeni bozuluyor. İnsanları uyarıyoruz ama onlar hiç aldırmıyorlar. Eğer ağaçları korursak hiçbir şey olmaz. Araçların şimdiki gibi olmasını istemezdim. Tahtadan araçlar isterdim. Mağazaların daha da çok olmasını isterdim. Dünyamızı çöl yapmayalım.

DÜŞÜNDÜĞÜM MESLEK

Ben avukat olmak istiyorum. Çünkü insanların sorunlarını çözmek hoşuma gidiyor. İnsanları savunmayı çok sevdiğim için galiba. Tabi dedeme kalırsa bana tıp doktoru ol, ailede bir tane doktor olsun diyor. Anneannem, kızım istediğin mesleği seç diyor ve ben de istediğim mesleği yapmak istiyorum. Avukatlık bana bir değişik geliyor ama tabi herkesin fikri ayrı. Avukatlık çok GÜZEL…
Basketbol oyuncusu tabi ek meslek gibi ama yine de çok güzel. Çünkü annem basketbol hakemi olduğu için bana her şeyi öğretiyor. Basketbol oyunculuğu hem spor, hem de hobi olarak güzel bir meslek.
------------------------------------------------------------------------------------------------
Ezgi KAPTAN
(Tiyatrocu-Spiker-Şair)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

İLKÖĞRETİM

12 Eylül günü,
Okullar açıldı yaramaz.
Kitaplar ellerimizde,
Yeni arkadaşlara merhaba.

12 Eylül günü,
Her taraf çocuk sesi.
Şiirler okundu,
Her taraf cıvıl cıvıl doldu.

GÜZEL OKULUM

12 Eylül’de okullar açıldı. Herkes okulun bahçesindelerdi. Tören alanına geldim. İlk önce Müdürümüz bir konuşma yaptı. Daha sonra Öğretmenimiz bir konuşma yaptı. Şiirler okundu. Sınıfımıza girdik. Öğretmenimiz velilerimizle bir konuşma yaptı. O gün çok güzel geçti.

YENİ TÜRKÇE KİTABI

Yeni Türkçe kitabı hakkındaki düşüncelerim: Yeni Türkçe kitabı hakkında daha çok konu olduğunu ve zevkli konular olduğunu gördüm. Benim dikkatimi çekici ve öğretici konular var. Ben Türkçe kitabını hikâye kitabı gibi okuyorum. Hikâyeler çok güzel, öğretici ve zevkli konular.
SEVGİLİ PAŞAM

Sana teşekkürümüz sonsuz. Sen, Türk Dil Kurumu’nu kurdun. Savaşlara katılıp bizi kurtardın. Bugün yalnız sen varsın, Cumhuriyeti kuran, yenilikleri yapan sensin.
Sen en önemlisi; bir devlet kurdun ve biz yaşatacağız. Meclisi kurarak yarının büyüklerine yani bize armağan ettin. Sana kısa bir sözle “Gökyüzü Güneşsiz olmuyor, Türkiye Sensiz olmuyor!”

EY PAŞAM

Gökyüzü bulutsuz, Güneşsiz olmuyor,
Bu Türkiye Sensiz olmuyor.
Topraklara sığmaz iyiliklerin,
Bulutları deler sevgimiz.
Savaşların altından kurtardın yurdu,
Cumhuriyet oldu, Türkiye’nin temeli.

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ

24 Kasım günü öğretmenler günü. Ben ve arkadaşım İrem 23 Kasım’da Öğretmenimize hediye aldık. Kendi öğretmenimize bal kabağı şeklinde birer mumluk aldık. Sınıfça para toplayarak gümüş bir vazo ve parlayan siyah bir şal aldık. Öğretmenimiz çok mutlu oldu. Ben bütün öğretmenlerin Öğretmenler Gününü en içten dileklerimle kutlarım.

BABACIĞIM

Benim tatlı babacığım,
Bana her gün her istediğimi getiren babacığım,
Tatlı babam benim.

Bebekken gece gündüz beni,
Koruyan babam,
Tatlı babam benim.

Beni seven,
Beni koruyan,
Tatlı babam benim.

BABA SENİ ÇOK SEVİYORUM!

Benim Melek Babam.

ANNEM BİRTANEM

Sen bir meleksin,
Eşsiz bir sevgisin.
Ne yapayım seni,
İyilik meleğim.
Çabuk gel yanıma,
Okşa beni,
Kalbimdesin.
Sen bir ilksin,
Evrende, kalbimde,
Ve her yerde.
İnanmadım seni görünce,
Yok seni terk etmem,
Okşarsın sen beni.
Rayların üstünde bir tren gibi,
Uyuyorum şu anda,
Mektubun başını oku.

ANNEMSİN BİLİRİM

Seni ne kadar çok severim,
Eşsiz bir öğretmensin.
Ne kadar güzelsin,
İlk öğretmenim.
Çooook ama çok severim,
O renkli gülüşlerin, annem babam gibi,
Kara gözlü, melek yüzlüsün.
Sorsan bana nerede yerim,
Evet kalbimdesin.
Ve seni hep severim,
İlk öğretmenim.
Yeter derecede eğitime sahibim,
Ooo ne kadar güzelsin.
Rahatlık içinde uyurum,
Uykumda çünkü hep seni görürüm.
Mektup bu kadar başlarını oku.

ÇEVRE

Çevre doğa demek,
Eee anlamışsındır ne demek.
Ve dağları çayırları,
Renklendir bağları.
Evet doğru yoldasın,
Ne duruyorsun devam et,
İyiliğini göster doğaya.
Temiz tut çevreni,
Eğil de okşa bitkileri.
Meeeee diye bağrıran kuzulara,
İyilik yap,
Zaten doğru yoldasın.
Tik tak eder temizlik,
Uyan yemyeşil çevreye,
Tamam aferin sana ve çevreye.

SAAT
S ile başlar ilk harfi,
Aklını alır 2. harfi.
Aaa 7 olmuş,
Tik tak ediyor saati.
Tak tak diye kapısını çaldım,
İnanamadım,
Kabloları birbirine girmiş.
Tavanına baktım,
Altına baktım,
Kablolar birbirine girmiş.

PAŞAMSIN

Paşamsın, canımsın,
Atam, paşam,
Şanın büyüktür.
Atatürk’üm bir tanesin sen.
Atatürk, bu ülke için canını feda eden,
Tek kişi sensin Atam.
Ata olarak isim verdik,
Tek sana verdik Atam.
Ürkmezsin, korkmazsın,
Rusya’yı yendik, Yunanistan’ı,
Korkmadan, ürkmeden.

SEVGİ KUŞAĞI

Melek yüzlü,
Eşsiz bir sevgin var.
Renkli gülüşler,
Annemi, babamı hatırlatır,
Limon ekşi, sen tatlısın öğretmenim.

ADI MERAL ARAS

Siyah saçlar, o hevesli bakışlar,
Tek sende var öğretmenim.
Sevgi dolu bakışlar,
Bize her şeyi öğretmek için.

Senin sevgin paha biçilemez,
Sevgimi bir paket, bir şiirin,
İçine saklayamam,
Taşar, dolar, sığmaz öğretmenim.

TATİL ANILARIM

10 Haziran günü okullar kapandı. 2, 3 gün sonra Ilgaz’a gittim. Ilgaz’da arkadaşımla oynadım, kitabımı okudum, dersimi çalıştım. Ilgaz’da 10 gün kaldıktan sonra Ankara’ya geldim. Bavulumu hazırlayıp Erdek’e kampa gittim. Kampa varınca biraz bekledik ve odalarımıza yerleştik. İlk önce odamızı temizlettik ve yatağımızı hazırladık. Saat 19:00 gibi yemeğimizi yedik ve yemek sonrası bir gösteri düzenledik. Biz bir klip yapmıştık. Klibimizin adı “Kandıramazsın Beni” idi. O gün 23:00’da yattık. Sabah 6-7 gibi uyandık. Elimizi, yüzümüzü yıkadık, odamızı düzenledik ve teftişe hazırlandık. Teftiş bittikten sonra tören için tören alanına gittik. Teftişte ikinci olmuştuk. Her gün teftiş, tören ve sabah sporu yapılıyordu. Bir gün Avşa Adası’na gitmiştik. Orası çok güzel bir yerdi. Denizi derin olsa bile. Orayı akşama kadar gezdik ve Erdek’e döndük. Ondan 2, 3 gün sonra Çanakkale’ye gittik. Çanakkale’de Truva Atı’nı gördük, fotoğraflar çekildik, şehitlerimizi gördük. Çanakkale’de akşama kadar kaldık ve geri döndük. Erdek’te 10 gün kaldık. Erdek anılarım buraya kadar. Bizi Erdek’e götüren Liderimize çok teşekkür ederim.
Kamp dönüşü birkaç gün Ankara’da kaldıktan sonra Side’ye gittik. Side’de bir otele yerleştik. Orada çok az sayıda Rus vardı. Rus, Alman ve İtalyan’lar çoğunluktaydı. Orada havuza girdim, Aqua parkından havuza kaydım, çocuk programlarına katıldım. Side’de 9 gün kaldık. Orada iyive karamıştım. Gittiğimiz otelin adı “PAPILLON LYRA” oteldi. Orası çok güzeldi. Otelden ayrılırken animasyonlarını, çocuk programlarını, aqua parkını ve havuzunu çok özleyecektim.

DÜŞÜNDÜĞÜM MESLEKLER

TİYATROCU :
Ben tiyatrocu olmak istiyorum. Çünkü Tiyatro, Güzel Sanatların bir koludur. Ben, Güzel Sanatların bir kolunda olmak istiyorum. Bu yıl iki tane kursa gideceğim; Yüzme ve Drama Kursu. İnşallah büyüyünce profesyonel bir tiyatrocu olurum. O yüzden çok çalışacağım.

İLETİŞİM :
Ben spiker olmak istiyorum. Haberleri tüm dünyaya ve Türkiye’ye duyuracağım. Haberleri izlerken kendimi hayal ediyorum. Çünkü spikerlik bence bana çok yakışacak. Biliyorum kibar olacağımı. Ve her zaman kibar olup çok çalışacağım.

ŞAİR :
Sanırım şairlik de bana uygun bir meslek. Güzel şiirler yazdığıma inanıyorum. Gerçekten de şiir yazmayı çok seviyorum.

------------------------------------------------------------------------------------------------

Ezgi YURTERİ
(Üniversite Öğretmeni)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

ATAM

Atam yurdumuzun üstünde bir güneşsin,
Göklerde yıldız ve aysın.
Sen üstün zekânla,
Bağımsızlığımızı bize verdin.

Atam her yurdu gezdi,
Savaşlara girdi.
Düşmanları yendi,
Güzel Türkiye’yi bizlere verdi.

DÜŞÜNDÜĞÜM MESLEK

Ben üniversite öğretmeni olmak istiyorum. Çünkü çocuklara ders öğretmek, kitap okumak, iyi davranmak, yardım sever bir öğretmen olmak istiyorum. İyi, çok güzel olmak istiyorum ve çok mutlu olurdum.

------------------------------------------------------------------------------------------------
H. Umay UĞURLU
(Astronot)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

ANIM

Emniyetçiler İlköğretim Okulu’na 3. sınıf başlarken gelmiştim. O zaman, yani yazılmadan önce çabuk alışamayacağımı düşünüyordum. Ama çok çabuk alıştım. Çabuk alışmamın sırrı da öğretmenimin, sınıf arkadaşlarımın sevgisi ve hoşgörüsü oldu.

TEMİZLİK

Çevremi seviyorum,
Eğer temiz olmazsak,
Var olur bütün mikroplar,
Resimlerde görülen mikroplar,
Eğer temiz olmazsak.

Vücudunuza uğrar,
Uğrar bütün mikroplar,
Resimlerde görüldüğü gibi,
Meyve ye,
Ama unutma güzel yıka.
------------------------------------------------------------------------------------------------


Haluk ŞENER
(1. Kaptan)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

ATATÜRK’E MEKTUP

Sevgili Mustafa Kemal Atatürk bu Cumhuriyet’i bizlere emanet ettin, yüzünü kara çıkartmayacağız. Atam!!! Yaptığın bu yenilikler için sana teşekkür ediyorum. Sen bu Cumhuriyet’i kurmak için çok güçlüklerle karşılaştın, yılmadın, çalıştın, çabaladın sonunda hedefine ulaştın, Kurtuluş Savaşı’nı kazandın, Cumhuriyet’i kurdun ve bir sürü yenilik yaptın. Yaptıklarından dolayı Türk Halkı sana minnettardır.

DÜŞÜNDÜĞÜM MESLEK

1. kaptan olmayı istiyorum ama bunun için önce ilkokul, lise, üniversite sonra da Denizcilik Fakültesi okumak gerekiyor. Daha sonra da denizde göreve 4. Kaptan olarak başlıyorsun. 2 sene çalışıp sınava giriyorsun, kazanırsan 2. Kaptan oluyorsun. 2 sene çalışıyorsun, sınava girip kazanırsan 1. Kaptan olup emekli olana kadar çalışıyorsun. Ben daha önce bu mesleği bilmiyordum, ama bir kaptanla konuşunca çok ilgimi çekti. Ona sorularımı sordum ve hatta kartını bile aldım. O gemi ile Dünyayı gezmiş, Çin’e, ABD’ye bile gitmiş. O şu anda İstanbul’da ve Alfa Tanker Gemilerinin Genel Müdürü.
------------------------------------------------------------------------------------------------
İrem ARAS
(İçmimar)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

İLKÖĞRETİM

Okulların açılması diyince,
İlköğretim haftası,
Çocukların neşe günü,
Aklıma geliyor.

Şiir okuruz,
Okulların açılma
Gününü hep birlikte
Kutlarız…

DEDEM (ANNEMİN BABASI)

Dedem, Duran ARAS, babası Nuri ARAS gibi gazidir. Duran Dedem Güney Kore’de savaşmış ve ülkemize gazi olarak dönmüştür. Dedemin iki adet madalyası vardır. Birini Birleşmiş Milletler’den, diğerini Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden almıştır.
Dedemin günlüğünde savaşın anlamsızlığı ve barışın önemini anlatan anılar bulunmaktadır. Dedem savaştan nefret edermiş. Savaş olan filmleri izlemeye dahi dayanamazmış.
Umarım dedemin istediği gibi hep barış içinde, savaşsız yaşarız. Dedemi tanımayı çok isterdim.

BÜYÜK DEDEM (ANNEMİN BABASININ BABASI)

Büyük dedem Nuri ARAS Sakarya Meydan Muharebesi gazisidir. Büyük dedem Sakarya Meydan Muharebesi’nde düşmanla savaşmış, göğsünden bir kurşunla yaralanmış ve göğsündeki kurşun çıkarılamamış ve ömrünün sonuna kadar vücudunda kalmıştır.
Ayrıca Nuri Dedem Yozgat ili Kuva-i Milliye askeridir. Yozgat ilinde Mustafa Kemal karşıtı olan isyancı çetelerle mücadele etmiş, isyanların bastırılmasında büyük görevler almış ve başarıyla tamamlamıştır. Dedemin hayatındaki önemli olaylardan bir tanesi, onun vatan severliğini çok iyi anlatmaktadır. Bu olayı öğrenince ben de çok etkilendim, isterseniz anlatayım. Dedem Kuva-i Milliye çalışmalarında Yozgat ilinde çıkan isyancı çetelerin ayaklanmalarını durdurmak için mücadele ederken hiç tereddüt etmeden isyancı öz eniştesini öldürmüştür.
Büyük dedemin Kurtuluş Savaşı’na katılan bit Kuva-i Milliyeci olmasından gurur duyuyorum. Dedeciğim sana layık bir torun olmaya çalışacağım.

SEVGİLİ ATATÜRK

Sen yurdumuzu düşmanlardan kurtardın, bize yani çocuklara 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramını armağan ettin ve bir çok yenilikler yaptın. Sana çok ama çok teşekkür ederim. Şimdi senin sayende rahatız. Senin sayende kızlar okuyor. Senin fikirlerin sayesinde şimdi çok geliştik.
Atatürk, Sen iyi ki varsın……..

ATATÜRK

Anlı şanlı kahraman,
Türk Milletini kurtaran,
Atalarımızdan yadigâr,
Türk insanı…
Ülkede canımız kanımız,
Rahatımızı sen sağladın,
Kahraman Atatürk.

ETKİLİ SUNUM KURALLARI

İyi ve etkili bir sunum için genel görünüşümüz, ses tonumuz, vücut dilimizi kullanma şeklimiz, sözcükleri söyleyiş şeklimiz, kurduğumuz cümlelerin uzunluğu ve kısalığı çok önemlidir.
Etkili bir sunum için ses tonumuzu iyi ayarlamalıyız. Vücut dilimizi abartısız ve doğru kullanmalıyız. Sözcükleri doğru telaffuz etmeliyiz. Uzun cümleler yada dolambaçlı cümleler kurmaktan kaçınmalıyız. Gereksiz el ve baş hareketlerinden kaçınmalıyız.

SAĞLIK

ELMA :
- Karbonhidrat, Lif, Potasyum, B3 vitamini içerir,
- Böbreklerin temizlenmesine yardımcı olur,
- Baş ağrısına iyi gelir,
- Kolesterolü düşürür,
- Yüksek tansiyonu düşürür,
- Kan şekerini kontrol altında tutar,
- Uykusuzluğa iyi gelir.

KARPUZ :
- A ve C vitaminleri, Beta karoten ve bol miktarda su içerir,
- Vücuttaki toksinleri temizler,
- Kemik gelişimine yardımcı olur,
- Böbrek taşlarına iyi gelir.

DOMATES :
- Potasyum, C ve E vitaminleri içerir,
- Kanserden koruyucu etkisi vardır,
- Yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı özelliği vardır,
- Yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve vücudun su tutmasını engeller,
- Kalp hastalıklarına karşı etkilidir.

VİŞNE :
- Karbonhidrat, A vitamini, Potasyum içerir,
- İdrar söktürücü özelliği vardır,
- Ateş düşürür,
- Susuzluğu giderir.

MUZ :
- Karbonhidrat, Potasyum, A vitamini, Folik asit içerir,
- Kalbe ve kas sistemine yararlıdır,
- Yorgunluğu ve ishali giderici özelliği vardır,
- Yüksek tansiyonu önleyici özelliğe sahiptir,
- Uykuyu düzene sokar,
- Ülseri önler.

GREYFURT :
- Karbonhidrat, Potasyum, A vitamini, Folik asit, C vitamini içerir,
- Sindirimi uyarır,
- Diş etlerinin kanamasını azaltır,
- Soğuk algınlığına iyi gelir,
- Kolesterolü düşürür,
- Kılcal damarlardaki kan dolaşımını hızlandırır,
- Mide ve pankreas kanserlerine yakalanma riskini azaltır,
- Tansiyonu dengeler,
- İdrar söktürücü özelliği vardır.

ARMUT :
- Folik asit, B2, B3, A ve C vitaminleri içerir,
- Nezleye çok iyi gelir,
- Mideyi kuvvetlendirir,
- Hazmı kolaylaştırır,
- Çarpıntıyı önler.

ÜZÜM :
- B1 vitamini, Potasyum, Demir, Magnezyum, Mineral içerir,
- Kan oluşumuna yardım eder, kan şekerini düzenler,
- Kalp ritmini düzenler,
- Vücudumuzun kemik, kas ve sinir dokusunu güçlendirir,
- Öğrenme gibi beyin fonksiyonları açısından yararlıdır.

PORTAKAL :
- C vitamini, Karbonhidrat, Potasyum, Folik asit içerir,
- Soğuk algınlığı ve gripten korur,
- Ezik ve çürüklerin çabuk iyileşmesini sağlar,
- Öksürüğü azaltır,
- Karaciğerin düzenli çalışmasını sağlar.

HAVUÇ :
- Bol miktarda A vitamini içerir,
- Kan yapıcıdır,
- Karaciğeri kuvvetlendirir,
- Cildi temizler,
- Görme zayıflığına karşı korur,
- Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

ENGİNAR :
- Vücuda yorgunluk veren maddelerin atılmasına yardımcı olur,
- Beyin yorgunluğuna iyi gelir,
- Vücuda dinçlik verir, dinlendirir,
- Bağırsakları dezenfekte der.

PATLICAN :
- A vitamini, Fosfor içerir,
- Böbrekleri kuvvetlendirir,
- İdrar sökücü etkisi vardır,
- Kansızlığa iyi gelir,
- Karaciğer ve pankreası kuvvetlendirir.

BEZELYE :
- Kansızlığı giderir,
- Kan kanserine karşı koruyucu etkisi vardır.

DÜŞÜNDÜĞÜM MESLEK

İÇMİMAR :

Bu mesleği neden istiyorsunuz?

Ben evde bu mesleği güzel yapıyor olduğum için istiyorum. Bu mesleği başarıp yapmayı çok istiyorum.

2. Bu meslek hakkında şiir yazar mısınız?

İç mimar olmak istiyorum,
Çevremi güzelleştirmek istiyorum,
Mimar olup insanları mutlu etmek istiyorum,
İçmimar olsana sen de,
Mimar mimar,
Akıllı mimar,
Resimleyip çevreyi güzelleştiren mimar.

KAMP

Birbirlerini çok seven, hayatlarını dahi göz kırpmadan birbirleri için tehlikeye atan dört arkadaş. Ömer, Hakan. Emre ve Yusuf. Sıkı dostlukları sayesinde birçok tehlikelerin üstesinden gelirler. Ancak onları büyük bir tehlike beklemektedir. Farkında olmadıkları tehlike bir süre sonra içlerindedir. Bu CD’yi çok beğendim. Tüm arkadaşlarıma tavsiye ederim…
------------------------------------------------------------------------------------------------
İsmail KESİKTAŞ
(Pilot-Çevik Kuvvet Polisi)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

MESLEK

Ben pilot olmak istiyorum. Pilotluk hakkında gözümüzün iyi olması lazım. Matematiğinin iyi olması lazım. Bu mesleği çok sevdiğim için pilot olmak istiyorum.
Ben F1 pilotu olmak istiyorum. Bu meslek hakkında çok şey bilmiyorum ama bu meslekten olmak istiyorum. Olmazsa hobim olsun istiyorum. Ayrıca Çevik Kuvvet polisi olmak istiyorum.
------------------------------------------------------------------------------------------------

Kadir TİKİT
(Şarkıcı-Maceracı)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

ATATÜRK’E MEKTUP

Atatürk yurdunu ve milletini çok severdi. Atatürk eğer doğmasaydı bizim ülkemiz yabancılar tarafından yönetilirdi. Çocuklara ve kadınlara kötü davranılırdı. Atatürk eğer yurdu kurtarmasa bizim yaşamımız kahrolurdu. Atatürk’e yurdu kurtardığı için çok teşekkür ederim. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı çocuklara verdiği için de teşekkür ederim. Atatürk’e çok teşekkür ederdim.

ÖĞRETMENİM

Öğretmenler olmasa,
Ne okuma, ne yazma öğrenirdik.
Öğretmenler bize bilgi öğretir,
Biz de öğretmenimize bilgi veririz,
Öğretmenler bizim ikinci annemizdir.

Öğretmenler ve Stajer öğretmenler,
Fark etmez çünkü onlarda öğretmen,
Öğretmenlerimizi sevmeliyiz, kıymetini bilmeliyiz.

HOŞGÖRÜ

Arkadaşımla okul bahçesinde oyun oynarken birden arkadaşımın düşünceli olduğunu fark ettim. Ona neden düşünceli olduğunu sordum. Kendisinin duygusal olduğunu söyledi. Teneffüs arasında arkadaşım bana kötü davranış yaparken birden öğretmenim gördü. Bizi yanına çağırdı ve bir daha birbirinize hoşgörülü davranın dedi ve biz de bunu duyarlılıkla algıladık, bir daha hiç kavga etmedik ve birbirimize kötü laf söylemedik.

NE OLMAK İSİTYORUM?

Ben şarkıcı ve televizyonlarda izlediğim mesleğin adı; Maceracı olmak istiyorum. Bunların arasında maceracı olma imkânım daha yüksek. Bu meslek için araştırmacı, zengin ve yabancı diller bilmen gerekiyor. Matematiğin iyi olmalı, Proje çalışmalarında arkadaşlarına öneri ve yardımcı olman gerekiyor. El işi becerisi çok iyi olması gerekiyor. Gözlerinde gözlük olmaması gerekiyor. Araştırmacılara ait malzeme ve eşya olması gerekiyor.
Şarkıcılıkta ise bestelerinin hazır olması gerekiyor. Eğer Türkçe şarkı söyleyeceksen Türkçe’nin çok iyi olması gerekiyor. Yabancı şarkı söylemek için İngilizce’nin çok iyi olması gerekiyor. Sabırlı olman gerekiyor. Grup çalışmalarının iyi olması gerekiyor.
------------------------------------------------------------------------------------------------



Kübra GÜNEŞ
(Öğretmen)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu 4/A Sınıfı
ÖĞRETMENİM

Canım öğretmenim, ben sizi çok seviyorum. Siz bir anne, bir baba gibi bizlere yaklaşıyorsunuz. Bizim her şeyimizle ilgileniyorsunuz. Bize çok güzel şeyler öğretiyor, iyi birer insan olarak yetişmemize katkı sağlıyorsunuz. İyi ki varsınız ve ben iyi ki sizin öğrencinizim. Bizlere düşen sizin bizlere verdiğiniz bilgileri kullanmak, çalışmak, çalışmak, çalışmak ve iyi birer insan olarak vatanımıza hizmet etmek. Size çok teşekkür ederim.
------------------------------------------------------------------------------------------------



M. Ali ÜNAL
(Futbolcu-Doktor)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

YENİ EĞİTİM HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM

Bu ders yılı boyunca projeler çok var. Projeleri biz değil ailemiz yapıyor. Bir sürü yeni dersler çıkmış. Bu ders yılı boyunca bir yerde gerekli bir yerde gereksiz projeler var. Anlamlı, anlamsız, lazım, lazım olmayan konular var. Dördüncü sınıf sandığımdan daha kolaymış. Bunun nedeninin önemi bence dış ülkelerdir. Dış ülkeler bilim adamlarının Türkiye’den çıktığı için Türkiye’nin eğitim sistemini yavaşlattılar. Bu sene derslerin gereksiz olduğunu düşünüyorum.

ATATÜRK’E MEKTUP

Atatürk hayatta olsaydı bizlere sağladığı özgürlük ve bağımsızlıktan dolayı ve bizim yurdumuzu kurtardığı için ona teşekkür ederdim.

Atatürk yoktu,
Düşman çoktu,
Atatürk geldi,
Düşmanı yendi.

Bu güzel yurdu,
Bizlere verdi.

Atatürk’e çeşitli sorular sorardım. Anılarını bana anlatmasını isterdim.

NE MUTLU TÜRKÜM ve özgür olmaya!

İLKÖĞRETİM HAFTASI

İlköğretim haftası,
Okulların açıldığı ilk hafta.
Şiirler okunur, şarkılar söylenir,
Okul yeniden başlar.

Okulların açıldığı ilk hafta,
Öğrenci çok mutlu olur.
Yeni sınıfı açılınca,
Sevinçten boğulur.

CANIM ATATÜRK’ÜM

Seni hiç görmediğim halde resimlerinden ve yaptığın işlerden seni o kadar özlüyorum ki sen hep benimle yaşıyor gibisin. Sana layık olabilmek için derslerime çok çalışıyorum ve daha da çalışacağım. Büyüyünce senin istediğin bir genç olacağıma, vatanımı ve milletimi çok seveceğime, bıraktığın emanetlerine sahip çıkacağıma söz veriyorum.
Canım Atatürk’üm annem, babam, öğretmenim ve herkes senin ne kadar güzel işler yaptığını, düşmanlardan yurdumuzu nasıl kurtardığını bana hep anlatıyorlar.
Ayrıca çocukları ne kadar çok sevdiğini biliyorum. Sana 23 Nisan’ı bize hediye ettiğin için çoooook teşekkür ediyorum.
Sana çok teşekkür ediyorum ki ve sana yine söz veriyorum ki vatanıma ve milletime layık bir insan olacağım.

DÜŞÜNDÜĞÜM MESLEKLE İLGİLİ BİLGİLERİM
(Neden Bu Mesleği Düşünüyorum)

Ben futbolcu olmak istiyorum. Futbolcu olamazsam doktor olmak istiyorum. Futbolculuk hakkında defans, orta saha ve forvetin nereler olduğunu biliyorum. Futbolcuları tanıyorum. Takımımdaki futbolcuları tanıyorum ve daha bir çok şey. Futbolcu olmak istememin nedeni yeşil sahalarda gol atıp, bir gün A Milli takımda hettrik (bir maçta üç gol atmak) istediğim için. Fenerbahçe’yi ve Türkiye’yi en uzağa götürmek istiyorum. Yeşil sahaları havalandırmak istiyorum. Ay-Yıldızlı Bayrağı en üst düzeyde tutmak istiyorum. Bir gün gol attığımda sevdiklerime oley, oley, oley demek istiyorum. Eğer bu istediklerimi yaparsam seyircilerin bir gün M. Ali, M. Ali diyeceğini duyarsam futbol hayatımı bitireceğim. Futbolcu olmamın nedeni yeşil sahalarda bir gol atıp seyirciyi selamlamaktır. Türkiye’yi en üst düzeye götürmektir. Avrupa’nın Türkiye ve M. Ali isimlerinin ağızlarında olmasını istiyorum. Bunları yaparsam futbolculuk hayatımı bitirmeyi planlıyorum. Sonra da doktor olacağım. Doktor olmak isteğim bir gün insanlara şifa bulup tanıdıklarım hastalanınca onları iyileştirmek istiyorum. Eğer bunu da yaparsam ben insanlar tarafından sevilen biri olacağıma inanmış olurum.

YENİ YIL

Yıl 2005,
2006 yılı,
Gelsin hepimize,
Hoş gelsin…

Kazalardan belalardan korunalım,
İnsan sayımızın kalmasını sağlayalım,
2006 yılı,
Hoş gelsin…

Dünya çocukları ile,
Kaynaşalım el ele,
2006 yılı,
Hoş gelsin… Hoş gelsin!

Mutlu olalım,
Sevinelim,
2006 yılı,
Hoş gelsin.

Hediyeler verelim,
Sevindirelim insanları,
2006 yılı,
Hoş gelsin.

ÖĞRETMENİMLE İLGİLİ ANIM

Gün 27 Aralık. Öğle zili 10 dakika erken çalmıştı. Ben aceleden üzerime mont almayı unuttum. Ama öğretmenim sayesinde üşümedim. Çünkü öğretmenim hırkasıyla beni sardı. Bu çok güzel bir duygu. Öğretmenime teşekkür ettim.
-----------------------------------------------------------------------------------------------



Melek ÖZTEKİN
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

AİLEMİN HAYATI

Benim ailemin nüfusa alındığı yer Ankara’nın ilçelerinden Kazan’dır. Kazan ilçesine 10 km. uzaklıkta bulunan Öztekin ve Uslu ailesinin en küçük çocukları olan Mehmet ve Maksude’nin tanışmasıyla oluşan aile çok önemliymiş. 1993 yılında Eylül ayında, 20. günü evlilik hayatına Ankara’nın Yenimahalle ilçesindeki mütevazi bir dairede evliliklere başlamışlar. O yıl babam Milli Eğitim Bakanlığı’nda göreve başlamış.1994 yılında Melike 17 Eylül saat 08.30’da Dünyaya gelerek en mutlu günümüzü yaşattı. 1996 yılında yeniden Kırıkkale’den dönmek üzere 06.06.1996 yılında gece saat 02.30’da ben dünyaya gözlerimi açarak aileme o mutlu günü yaşattım. Ankara’nın Ostim mahallesinden Ankara’ya taşındık. O yılda gözlüklü olarak ailemin ferdi olarak yaşadım. 1999 yılında kardeşim dünyaya gelerek ailemizin 5.ciliğini oluşturdu. 2002 yılında okula başladım. ………………………… okulunda okudum. Öğretmenimin adı Hüsniye idi. Ailem okula başlayıp bilgi öğrenmeme sevindi. Yeniden taşındık, sizlerle tanışmam ailemi ve beni sevindirdi.

İLKÖĞRETİM OKULU

Yüzyıllarca susardık,
Okumaya yazmaya,
Bütün dünya koşarken,
Biz kalmışız pek yaya.

Köylerimiz okulsuz,
Şehirler okulsuzmuş.
Anadolu bakımsız,
Anavatan yolsuzmuş.

Atatürk bir gün çıkıp,
Milleti kurtarmasa,
Yüzyıllar aynı gider,
Biter miydi bu tasa?

Büyük bir ulus için,
Geri kalmak ne acı…
İlköğretim haftası,
Bir savaş başlangıcı.

ÖĞRETMENİM

Bana bilgiler öğreten,
Şefkatini gösteren,
Şiirler yazmayı,
Sensin bana öğreten.

Seni düşündükçe,
Şiirler yazarım.
Aklımdasın her zaman,
Sevgili öğretmenim.

AKROŞTİŞ ÇALIŞMASI

Atam yurdumuzu kurtardın,
Türk milleti seni seviyor,
Atamızsın sen bizim,
Türk evladıyız hepimiz,
Ülkemizi kurtardın,
Rahatız şimdi,
Kalbimizdesin her zaman.
------------------------------------------------------------------------------------------------



Muhammed AKBAŞ
(Matematik Öğretmeni)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

MATEMATİK ÖĞRETMENİ

Matematik Öğretmeni olmak istiyorum. Öğrencilerime matematikle ilgili konuları öğretmek, onlara bilgi edindirmek istiyorum. Onları kötü çalıştırmak istemiyorum. Matematik öğretmeni olmayı; matematik dersini çok sevdiğimden istiyorum.

ÖĞRETMENİM

Sen öğrettin okumayı bana,
Sen bir ana, sen bir baba,
Sen öğrettin yazmayı bana,
Canım öğretmenim.

Okudukça, yazdıkça,
Hep seni hatırladım,
Bugün senin günün,
Canım öğretmenim.

------------------------------------------------------------------------------------------------



Muhammed GÜNER
(Pilot-Komando-Eğitimci-Futbolcu)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

ATATÜRK’E MEKTUP

Atatürk’üm seni çok seviyorum. Sen bizim Atamızsın kanımızsınız. Canımızsınız, Sen ölmedin kalbimde yaşıyorsun.Sen ve bütün milletimizi seviyoruz. Sen bizim Atamızsın. Sen bizi düşmanlardan kurtardın, seni çok seviyorum Atam.

ŞİİR

Atatürk ölmedin,
Kalbimizde yaşıyorsun,
Seni ve bütün milletimi,
Seviyorum, Sen bizim Atamızsın,
Kanımızsın, canımızsın,
Seni çok ve çok seviyorum Atam.

GİTMEK İSTEDİĞİM MESLEKLER

İlk önce pilot olup bütün ili, ilçeyi gezmek istiyorum. Sonra bazı insanlara kötülük yapanları hapse attırmak istiyorum.
Komando olmak için derslerime çok çalışmam lazım. Ben komando olmayı çok istiyorum. İnsanları ve bütün dünyayı korumak için. Ve bütün çocuklara iyi davranırım. Futbolu güzel ve hiç faul yapmadan oynarım.
------------------------------------------------------------------------------------------------



Mustafa Nazım KARADÜZ
(Pilot)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

DÜŞÜNDÜĞÜM MESLEK

Öncelikle derslerimden matematiğim kötüye gidiyor. Ama çok çalışırsam düzelir. Pilot olmak için matematik güzel olmalıdır. Öncelikle rotayı iyi belirlemen lazım. İnişleri ve kalkışları iyi hesaplamalıyız. Bu mesleği neden seçtim: Çünkü Gökyüzüne çıkmak heyecanlı olabilir.
------------------------------------------------------------------------------------------------



Necdet Selim KOÇYİĞİT
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı



GÜL ÖĞRETMENİM

Okulların şenliği,
Gül gibi bilgileri,
Her zaman öğretir,
Gül öğretmenim.

Gül kokar her zaman,
Ama bahçe gülü değildir.
Çünkü bizim gül öğretmenimizdir,
Gül öğretmenim, gül öğretmenim.

Yazın karne aldığımızda,
Üzülür öğretmenim.
Yazın geçmesini bekler,
Gül yüzlü öğretmenim.

Öğretmenim, Öğretmenler Gününüz kutlu olsun.

Teşekkür ederim öğretmenim.

ATATÜRK

Atatürk savaşta,
Kan döker şehitlerle,
Gaziler ve şehitler,
Ölmedi Atatürk.

Atatürk tüfekle,
Koşar düşman peşinde,
Emir verir askere,
Ölmedi Atatürk.

Çok çetin savaşta,
Ölmedi Atatürk’üm,
Bir siroz hastalığında,
Sen ölmedin Atatürk kalbimizde yaşıyorsun.



ATATÜRK

Anlı şanlı kahraman,
Türkiye’yi kurtardı,
Atamızın önderliğinde,
Türkler düşmanlarla çatıştı,
Üzüldüğü o günler Türk’e sahip çıktı,
Rızasıyla savaştı Türk milleti düşmanla,
Kanlar yere serildi, sevindi Türk milleti.
------------------------------------------------------------------------------------------------




O. Sedef KARATAŞ
(Doktor-Hukukçu)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı



ATATÜRK’E BİR MEKTUP

Atatürk sana nasıl teşekkür etsem azdır. Bize yaptığın yeniliklerden dolayı Sana teşekkür ederim. Seni hepimiz özledik ve daima kalbimdesin. Seni seviyorum ve de Seni unutmayacağım. Hoşça kal.

ATATÜRK

Atatürk sen ölmedin,
Her zaman kalbimdesin.
Seni severim bilirsin,
Atatürk sen ölmedin.

Atatürk sen ölmedin,
Düşmanları yendin.
Sen kahramansın bilirsin,
Atatürk sen ölmedin.

ARKADAŞ EDİNMEK ZOR MU?

Arkadaş konusu çok ilgimi çekti. Aslında arkadaş edinmek güzel bir şey. Benim arkadaşımın düzenli, tertipli ve dürüst olması hoşuma gider. Arkadaşıma hediye vermek, onunla oynamak, onunla gezmeye gitmek, onun gönlünü kazanmak demek
Aslında arkadaş edinmek zor değil.

ATATÜRK’ÜN ÖZEL YAŞAMI

Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923’de Latife Hanımla evlendi. Bir çok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk, Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Onlara iyi bir gelecek hazırladı.
1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kız kardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox’a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği’ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı. Atatürk Fransızca ve Almanca biliyordu.

ANA GİBİ, BABA GİBİ

Öğretmenim bilir misin
Seni nasıl sevdiğimi?
Sorsan bana nerde yerin
Gösteririm ben kalbimi.

Ana değil, ana gibi,
Baba değil, baba gibi,
Öğretmenim bende sevgin,
Can içinde bir can gibi…

DÜŞÜNDÜĞÜM MESLEK

Ben doktor yada hukukçu olmak istiyorum.
Doktor olmak istiyorum; çünkü doktorlara meraklı olduğum için ve başarılı oldukları için doktor olmak istiyorum.
Hukukçu olmak istiyorum; çünkü çok sevdiğim için ve meraklı olduğum için ve de avukat olmak istediğim için doktor veya hukukçu olmak istiyorum.
------------------------------------------------------------------------------------------------



Samet MİRZA
(Polis)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

HANGİ İŞTE ÇALIŞMAK İSTERİM?

Meslek Adı : Polis.

Neden Bu Mesleği Seçtim : Çok maceralı olduğu için.

Meslek Hakkında Neler Biliyorum : Polisler her zaman bir operasyona gider ve çok maceralı bir meslektir. Ama sonunda ölüm ve yaralanma olabilir.

------------------------------------------------------------------------------------------------




Selçuk EKTAŞ
(Komando-Karateci)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

ATATÜRK’E MEKTUBUM

Ben bizim ülkemizi kurtardığı için ona teşekkür ederim. Sen bizim hayatımızı kurtardın.Ülkeyi daha ileriye götürdün. Arap harflerini kaldırdın. Yeni Türk alfabesi kurdun. Kadınlara hak tanıdın. Eğer tanımasaydın ülkede eşitlik sağlanamazdı. 2 Kadın 1 erkekle aynı olurdu. Ama şimdi 1 erkek 1 kadın eşittir. En önemlisi de Cumhuriyeti kurdun. Bu Cumhuriyetin adı Türkiye Cumhuriyeti’dir. Çalıştın kazandın. Sen büyük bir lidersin. Keşke hâlâ bir lider olsaydı. Keşke Cumhurbaşkanları, mareşaller, orgeneraller ve başbakanlar senin gibi ülkeyi daha iyi yönetseydi. Sana bu yaptığın yeniliklerden dolayı teşekkür ederim. Yeni okullar açıldı. Yeni iş yerleri yapıldı. İyi ki yapmışsın bu yenilikleri Atatürk.

ATATÜRK

Atatürk yoktu,
Geldi düşmanları yendi,
Kurdu Cumhuriyeti,
Yenilikler yaptı.

Yeni ordular kurdu,
Savaş başarı ile sonuçlandı,
Ama saat 9.05 geçe,
Vefat etti.

TATİL ANILARIM

Okul bitmişti. Karnemi almış, sevincimi ailemle paylaşmıştım. 3 ay gibi uzun sayılabilecek bir tatil beni bekliyordu.Tatil denince insanın aklına hep yatmak gelmemeli. Ben de yaz tatilimi dolu dolu geçirmeye karar verdim. Önce tüm yıl çalışmanın yorgunluğunu tatil yaparak atacaktım, daha sonra da ders çalışacaktım. Okulların kapanmasının sonrasındaki ilk haftayı dinlenerek geçirdim. Çünkü Temmuz ayının başında okuldaki izci arkadaşlarımla kampa katılacaktım. Dinlenip kendimi toparladıktan sonra, nihayet büyük gün gelip çatmıştı.
Mahallemizde bulunan İmam-Hatip Lisesinde sabah erkenden toplandık arkadaşlarımla. Bize dağıtılan izcilik elbiselerimizi giydik. Sırayla otobüslere binerek ERDEK’e doğru yola çıktık. Yolculuk sırasında hiç sıkılmadım. Liderlerim ve arkadaşlarımla hoşça muhabbet ederek geçirdim. Daha yoldayken bu kadar eğlendiysem, kim bilir kampta nasıl eğleneceğim diye düşünmeye başlamıştım bile. Akşam saatlerinde kamp yapacağımız yere vardık. İlk gün olduğu için ve akşam olduğu için odalarımıza çekilip dinlendik. Ertesi sabah kalkıp sabah sporu ve kahvaltı yaptıktan sonra törene gittik. Törenden sonra denize girip arkadaşlarımla yüzdüm.
Sonraki günlerde Çanakkale’ye ve Marmara Denizi’ndeki bazı adalara gittik. Gittiğimiz yerlerde tarihi ve turistik yerleri gezme fırsatımız oldu. Çok etkilendim gördüklerimden. Özellikle Çanakkale’deki Kurtuluş Savaşı’ndan kalan topları ve mermileri görünce büyülendim. Sonraki günler yine kampta geçti. Arkadaşlarımla spor yaptım, yemek yedim, oyunlar oynadım. Bir keresinde oyun oynarken talihsiz bir kaza geçirdim. Arkadaşlarımla saklambaç oynarken ayağım taşa takıldı ve düştüm. Sonrasında başımın kanadığını gördüm. Bir lider öğretmenime söyledim, o da bana ilk müdahaleyi yaptıktan sonra, kampın doktorunu çağırdı. Dikiş attırmaya Erdek’e gittik. Kafama 2 dikiş attılar. Kampın son gününde de çok eğlendik ve Ankara’ya döndük.
Temmuz’un son haftasında kuzenimin düğünü için Konya’ya gittik. Orada nişan ve kına gecesinin ardından, Ankara’ya Dikmen Polis Evi düğün salonuna geldik. Burada da oynadım. Sonra ki hafta da diğer kuzenimin düğünü için İstanbul’a gittim. Orada da eğlendim ve denize girdim. Ağustos ayının sonunda da Almanya’daki halam geldi ve onunla köye gittik. Amcamın en küçük kızının nişan törenine gittim.
Yavaş yavaş okulun açılmasına yaklaştığımızı hissediyordum. Ailemle okul alışverişine gittik. Bana yeni elbiseler aldık. Hafta sonu son kez dolu dolu oynadım. Çünkü 15 tatile kadar bu kadar fazla tatil yapamayacaktım. Artık 4. sınıfa geçmiştim. Çok heyecanlıydım. Yeni dersler, yeni arkadaşlar ve daha da önemlisi arkadaşlarımla ve öğretmenimle görüşecektim. Çünkü onları çok özlemiştim. Okulumu, öğretmenlerimi ve arkadaşlarımı çok seviyorum.

DÜŞÜNDÜĞÜM MESLEKLER

GÜVENLİK HİZMETLERİ :
Komando olmak isterim. Ama karada komando olmak isterim. O komandolar özel eğitim alıyorlar. İnsanların güvenliğini sağlamak için. Yüksele, yüksele Genel Kurmay Başkanı olurdum.

DİĞER :
Doğu sporlarına gitmek isterim. Yani karateye. Karate insanların kendilerini korur. İnsanlar sana dalaşırsa ona yapma dersin, eğer dinlemeyip vurursa o anda kavga başlar. Karate insanları korur. Eğer senin bir şeyini çalarlarsa koşarak yakalar ve döversin.
--------------------------------------------------------------------------------------------



Şeyda ERDOĞAN
(Öğretmen)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

İLKÖĞRETİM HAFTASI

İlköğretim haftası,
Her yıl kutlanır.
Sınıfa girince,
Mutlu olmaktır.

Saygı duruşunda beklerken,
Atatürk’ü anarken,
Herkes mutlu olurken,
Okula başladım derken.

Hadi çocuklar koşun,
Mutlu mutlu olun,
Sıranıza oturun,
Cıvıl cıvıl olun.

ATATÜRK’E MEKTUP

Öncelikle Atam senin ellerinden öpüyorum. Bize sağladığın bunca şey için teşekkür ederim. Hep kalbimde yaşıyorsun. Senin gibi bir insan bu dünyada zor bulunur. Sen bunca yenilik yaptın. Her yerde ünlüsün, her yerde seni anıyoruz. Senin gibi bir Atam olduğu için çok mutluyum. Şunu söylüyorum; bu dünyada bir teksin. Atam senin için kısa bir şiir yazdım, bunu okursan sevinirim.

EY YÜCE ATAM

Ey! Yüce Atam,
Yurdunu kurtaran kahraman,
Senin gibi bir insan,
Zor bulunur inan.

Şehirleri teker, teker gezdi,
Emek harcayıp,
Bütün düşmanları yendi,
Ey!Yüce Atam,
Minnettarım inan.

OKUMA BAYRAMI

Okuma Bayramı günü gelmeden önce hazırlık yapıyorduk. O günü sabırsızlıkla bekliyordum. Ben Sertap ERENER’in şarkısını söyleyecektim. Bir de Tuzsuz Delibekir oyununu oynayacaktım. İki tane provam vardı. O gün gelmişti. Rol arkadaşım Tansel ile Batuhan idi. Ben çıkmadan önce annem dişimin bir tanesini siyaha boyadı. Etek ve başörtüsü giymiştim. Sonunda çıktım. Tuzsuz, Tuzsuz diye bağırdım. O anda çok heyecanlıydım. Çünkü bütün misafirler beni izliyorlardı. Oyun bitmişti ve sıra şarkıya gelmişti. Annem Güneş örtüsünü sermişti, uzanmışım kumsala diye başladım. Kendimi gerçek kumsalda zannetmiştim. Bu şarkı da bitmişti, bütün arkadaşlarım şarkısını bitirmişlerdi. Sıra gelmişti şiir okumaya. Şiirimin adı Biz Küçük Serçeler idi. Şiirimi de bitirdim. Diğer arkadaşlarım da bitirmişti. Okuma Bayramımız sona erdi. Herkes dağılmaya başladı. Biz de dağıldık. Bu an unutamayacağım bir gün idi.

DÜŞÜNDÜĞÜM MESLEK!...

İleride olmak istediğim öğretmenlik, öğretmen olmayı çok istiyorum. Bu mesleği yapmam için çok başarılı olmam gerekiyor. Çalışmam, gayret etmem, azimli olmam gerekiyor. Öğretmenliğin kolay bir meslek olmadığını biliyorum ama sınıf öğretmeni olup çocuklara bilgi vermek, onları okutmak istiyorum. Bu söze her zaman inanıyorum; çalışan kazanır. Bu sözü duydukça iyice anlıyorum demek ki? Çalışmam gerekiyor. İnşallah büyüyünce Meral ARAS öğretmenim gibi güzel, sabırlı, çocukları seven biri olurum. Öğretmen olmak istiyorum!...
------------------------------------------------------------------------------------------------



Tansel IŞIKLAR
(Futbolcu)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

ÖĞRETMENİM

Öğretti okumayı,
Gördüm nasıl yazı yazıldığını.
Ret etmem okumayı,
Eğitim güzel bir şey.
Tüm çocuklar okuyor,
Mümkün değil okumamak.
Evde oturup ne yapacağına,
Nasıl göndermezler okula.
İlköğretim çok güzeldir,
Merak ederler bütün çocuklar.

ATATÜRK’E MEKTUBUM

Atam sen olmasaydın biz burada olamazdık. Sana minnettarız. Sen büyük bir kahramansın. Senden büyük başka kimse yok. Sen şanlı bir insansın.

ATATÜRK

Anlı şanlı kahraman,
Türk ordusunu yeniledi,
Atatürk açtı meclisi,
Türkler buna sevindi,
Üzülmek bitti,
Rüyalar gerçek oldu,
Kurtuldu Türk vatanı.
MESLEĞİMİN ADI

Ben futbolcu olmak istiyorum. Çünkü gol atınca seviniyorsan başkaları da seviniyorlar. Futbol hakkında şunları biliyorum; Maçta sakatlandığın zaman geri dönme şansımız olmayabildiğini, karşı oyuncuya vurursam kırmızı kart görüp bir dahaki maça çıkamayacağımı, karşı takım kaleyi tutturamayıp dışarı atarsa aut olacağını. Karşı takım oyuncusu kendi kalesine doğru şut atar ve top dışarı çıkarsa korner olacağını, kale giren tupun gol olduğunu biliyorum.

------------------------------------------------------------------------------------------------



Y. Batuhan YILMAZ
(Matematik Profesörü-Veteriner-Asker)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

YENİ MÜFREDAT

Yeni müfredat geldi, eski müfredat kaldırıldı. Yeni müfredatın sevmediğim yanlarından başlayacağım:
Yeni müfredata hiç alışamadım. Durmadan proje veriliyor. Hangisini yapacağıma karar veremiyorum. Ayrıca Türkçe dersinde hece, adın durumları, vb. konular işlenmiyor. Dersler çok değişmiş. Bildiğim gibi değil.
İyi yanları daha fazla. Yazılılar daha kolay artık. Dersler daha eğlenceli. Ürün dosyası olayına bayıldım. Derslerde yaratıcılığın üzerinde duruluyor.
Müfredat: Eğitim Sistemi.

ATATÜRK’E MEKTUP

Sevgili Atatürk;
Bizi bu günlere getirdiğin için sonsuz teşekkürler ederim. Sen benim tanıdığım en iyi insansın. Çok şükür yaşadın ki sana sevgimi gösterebiliyorum. Babamdan izin alıp ziyaretine geleceğim. AB ile ilgili fikirlerini alacağım. Sen bu günlere lâyık bir insansın. Sevgilerimle.

ATATÜRK DESTANI

Ata’nın fendi,
Düşmanı yendi.
Dünya’ya başkaldırdı,
Onu kimse yenemedi.

Savaşı kazandık,
Anlaşma imzaladık.
Atatürk yok, düşman çok,
Atatürk var, düşman yok.

Cumhurbaşkanı oldu,
Cumhuriyeti kurdu.
Bu güzellikleri,
Bizlere sundu.

Bir gün siroz oldu,
Bütün güller soldu.
10 Kasım oldu,
Kendisini Allah’ın yanında buldu.

Atatürk ölmedi,
Kalbimizde yaşıyor.
Ülkenin her yerinde,
Atatürk anılıyor.

DÜŞÜNDÜĞÜ MESLEKLER; MATEMATİK PROFESÖRÜ, VETERİNER, ASKER

Neden bu meslekleri seçtim?
Matematik Profesörlüğünü seçmemin nedeni bana uygun olmasıdır. Bir çok alanda Matematik vardır. Ayrıca istediğim mesleklerde çok. Hepsinin matematikle ilgili olması ve en sevdiğim derslerden birinin matematik olması bende matematik profesörü olma isteği uyandırdı. Bu nedenle bu mesleği seçtim. Veterinerliği seçmemin nedeni hayvanları (böcekler ve lağım fareleri hariç) çok sevdiğim içindir. Size bu sevgimin örneğini anlatayım. Bir keresinde ekmek almaya gidiyordum. Komşunun kedisini gördüm ve onun başını okşadım. Beni sevdiği için kucağıma atladı, tırnağı göğsüme battı. Koşarak eve gittim ve anneme söyledim. Annem doktora sordu, doktor bir şey olmayacağını söyledi. Ama yine de o kediye, bu travmadan sonra bile sevgiyle bakıyorum.
Askerliği seçmemin nedeni ise ülkemi sevmemdir. Ayrıca ülkemiz çok kötüye gidiyor, bir gün bize savaş açabilirler. Ben savaş çıkarsa ülkemizi kaptırmamaya ve milletim için ölmeye hazırım. Ayrıca bunu severek yaparım.
------------------------------------------------------------------------------------------------



Zeynep BATTAL
(Rehberlik Öğretmeni-Hukuk Öğretmeni)
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

ATATÜRK’E MEKTUPLAR

Atatürk senin yaptığın bu iyilikler paha biçilemez. Çünkü Sen’in bu yaptıklarını kimse yapamazdı. Belki de eğer Sen olmasaydın ben burada oturamaz, bu sıralarda rahat duramaz, rahat yazı yazamazdım. Hatta belki bu güzel okullarda okuyamazdım. Sen çok iyi, merhametli ve Vatanını, Milletini düşünen bir insansın ve bu ülkeye layık bir çocuk, bu öğretmenlere saygılı bir öğrenci olmak için gayret göstereceğim.

ÖĞRETMENİM

Öğretmenler gününüz kutlu olsun,
En içtenlikle mutlu olsun,
Siz üzülürseniz öğretmenim,
Türkiye’deki güller solsun.

Kalbimiz sizinle,
Yüreğimiz izinizde,
Her gün sıkılmadan,
Bıkmadan sizsiniz bizimle.

BİR MEKTUP

Aldığımız haberlere göre karşımızdaki birliklere gece gündüz demeden yüksek kalitede silah ve cephane geliyormuş.
Bizim elimizdeki imkânlar kıt. Gün oluyor ki normal yemeğimizi yiyemiyoruz. Açlığımız ertesi güne sarkıyor. Ama bizde bir şey var ki Yunan tarafında olduğunu hiç tahmin etmiyorum. O şey, zafere olan imanımızdır! Ölsek de kalsak da zafer mutlaka bizim olacak. Bunu bütün askerlerimiz adı gibi biliyor, kendi gibi inanıyor.

ÖĞRETMENİM

Öğretir bizlere her türlü bilgiyi,
Güzel öğütler verir bizlere,
Resim dersimizi de 1,2,3. sınıflarda verdi bizlere,
Eğitimimize en katkısı olan kişidir,
Tam olarak bilgileri öğreniriz,
Meral Aras sayesinde,
En sevgili kişi okulda bizlere,
Nasıl anlatayım öğretmenimizi başka.

Meral bizim öğretmenimiz,
En önemli şeyimiz eğitimimiz,
Rahatlattı annemizi babamızı,
Annemiz babamız niye mi rahatladı,
Lütfen çocuğumuza bakın size emanet dediler,
En iyi kişiye emanet ettiler,
Artık çok,
Rahat içleri,
Ah bide olmasaydı öğretmenler
Söyleyin nasıl olurdu çocukların hali?

Kalbimizdesin öğretmenim,
Ama sonuna kadar beraberiz,
Lütfen ayrılmayalım öğretmenim,
Bizleri sevin öğretmenim,
İyilik sizinle bizlere de bulaşsın,
Milletimizi vatanımızı korumayı siz öğrettiniz,
İzindeyiz öğretmenim ölene kadar,
Zannettiğimiz gibi siz de bizleri seviyorsunuz,
Dinlemezsek derler de sizin sesinizi,
En önemli yazılılar vurur damgayı bir yada iki.

ÖĞRETMENİM

İyi ki sizsiniz,
Bizim öğretmenimiz.
İyi ki varsınız,
Sizi çok severiz.

Sizin bize,
Yapmadığınız iyilik,
Öğretmediğiniz bilgi,
Yoktur öğretmenim.

Siz de bizleri,
Seviyorsunuz öğretmenim,
Siz bu işi,
Biliyorsunuz öğretmenim.

Öğretmen olmasaydı,
Bu dünyada,
Kimse bilmezdi,
Hiçbir şey öğretmenim.

MİLLİ MÜCADELE

Milli Mücadele ülkemizin daha iyiye gitmesi için başlatılmıştır. Ve iyi sonuçlarla sonlandırılmıştır.
OKUMA BECERİSİ

Türk Milletinin kazanması için çaba göstermek halkın rolüdür.

ANA FİKİR

Toplumların gücünü birleştirdiği birlik ve beraberliği sağladığı için tüm liderler önemlidir.

ELEŞTİREL DÜŞÜNME

Eğer bir öndere göre hareket edilmeseydi bu milli mücadeleyi kazanamazdık.

ETKİNLİK

Ben hiç Milli Mücadele yıllarından kalmış bir anı, bir resim, fotoğraf gibi şeyler bulamadım. O yüzden sadece anlatmakla yetineceğim…
Bence Milli Mücadele bir şeye ermek istemek, yani bir şeyi kazanmaktır. Benim kafamda topladığım bilgi bu kadar.

CANIM ÖĞRETMENİM

Öğretmenim,
Sevgi meleğim.
Bu melek hiç uçmasın,
Hep yanımda kalsın.
Kalbim ona karşı,
Asla kapanmasın.
Sevgim ona karşı,
Asla azalmasın.
Yüreğim ona karşı,
En büyük mutlulukları taşısın.

KONUŞMA

Ben size konuşmanın kurallarını açıklamak istiyorum. Konuşurken hareketlerimize dikkat etmeliyiz. Nedensiz hareketler yapmamalıyız. Sağa sola bakmamalıyız. Arkadaşlarımızı bıktırmadan kısaca anlatmalıyız. Önemli detaylara girip önemsiz detaylara girmemeliyiz. Çok fazla aaaaaa, ııııııııı, …………….. diye şeyler yapmamalıyız. Bu kurallara uyarsak arkadaşlarımız da öğretmenimiz de konuşmamızı çok beğenir.
Örnek: Yapılması Gereken :
Ben derse girişten itibaren anlatacağım.
Birinci ve ikinci ders boştu, çünkü öğretmenimizin toplantısı vardı. Üçüncü ve dördüncü derslerde Din idi. Din dersinde Suphaneke ezberimizi verdik, besmeleyi tekrarladık. Öğlen yemeğinde güneşin tutulmasını izledik. Beşinci ve altıncı dersimiz Matematik idi. Matematik dersimizde ise açı ölçmeyi öğrendik. Bu kadar…
Örnek: Yapılmaması Gereken :
Birinci derste öğretmen yoktu, herkes ayağa kalkmıştı…… ııııııı aaaaaaaa sonra ıııııııı sonra işte öğretmenim Mehmet Ali şunları dedi, Ezgi sırasının üstüne oturdu, Batuhan onu uyardı. Zil çaldı ııııııııııı sonraaaaaaa Şeyda ile dışarı çıktık, Şeyda’ya şunları dedim, içeri girdik, yine herkes ayaktaydı ııııııııııı …………….. Sonra işte Din öğretmeni geldi bize şöyle dedi, zil çaldı, Din öğretmenimize ezberlerimizi okuduk, zil çaldı ıııııııııııı Ay tutuldu, Ay şöyle tutuldu. Sonra içeri girdik ıııııııııııı sonra işte öğretmenim Matematik işledik, Matematikte öğretmen bize şunları şunları yazdırdı.

MESLEĞİM

Benim istediğim iki meslek var. Birisi Rehber Öğretmenliği, diğeri ise Hukuk Öğretmenliği. Benim rehber öğretmenliği hakkında bilgilerim şunlar; Rehber öğretmenleri insanların dertlerini öğreniyor ve bunun hakkında insanlara bilgi ve neşe veriyor, dertlerini çözüyor ve onların her zaman gülmelerini istiyor. Hukuk öğretmenliği ise insanın hakkını savunması, adaletli biçimde cezalandırılması ve insanların toplumdaki kurallara uymasını sağlar.

REHBER ÖĞRETMENİ OLMAK İSTİYORUM

Rehber öğretmeni olmak
İstiyorum…
Çocukların dertlerini öğrenip
Çareler arayıp
Çareler bulmak istiyorum…
Rehber öğretmeni olmak istiyorum
Hem kendimi hem de onları
Mutlu etmek istiyorum…
2005-2006 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI
2.DÖNEM


Haluk ŞENER
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı - 79

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben mucit olsaydım tek kişilik uçan, gezmek amaçlı araçlar icat ederdim. Bu araçların kullanımı kolay olurdu. İsteyen istediği yere giderdi ve yaşlılar bu aracı kullanabileceğinden biraz pahalı olurdu.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
30 Ağustos da Milli Bayramlarda bizim sitenin üzerinden jetler geçiyor. Bu ses yüzünden biz ve sitedeki komşularımız rahatsız oluyor.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
1.Yerleşim alanı olmayan yerlerden geçebilir.
2.Daha yüksekten uçabilirler.
3.Onlara ayrılan özel yerlerde uçabilirler.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Hayalimdeki Robot :
Ben bir robot icat etseydim bir ekranı olurdu. Bu ekranda televizyon ve bilgisayar olurdu, yemek yapardı, toz alırdı, evi toparlardı, çamaşır yıkardı, bulaşık yıkardı, bir elektronik sözlüğü olurdu, istediğimde bana dünyanın her yerini gösterirdi, bir yerden bir yeri arayabilirdi, beni istediğim yere ışınlardı.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknoloji iyi kullanılırsa mutluluğa, kötü kullanılırsa mutsuzluğa götürür.
İyi Yönleri :
Ev defteri,
Ansiklopediler,
Cep telefonları,
Gemiler, yük gemileri,
Bilgisayar.


Kötü Yönleri :
Silahlar,
Bombalar,
Uyuşturucu,
Sigara,
Sahte CD’ler.

DUYARLILIK
Duyarlı insan çevresini sever ve çevresini korur. Çevresine zarar vermez. Hayvanları korkutmaz, onlara zarar vermez. Arkadaşlarıyla iyi geçinir. Büyüklerini sever, sayar, küçüklerini korur. Kötü şeyler yapmaz.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Benim hayalim 20 sene sonra evimin içinde kapının orda yabancı biri geldiğinde çukur açılır, içine düşerdi. Evimin içindeki koltuklar ısıtmalı ve uçan koltuklar olmasını isterdim. Evimin içinde gizli helikopterimin olmasını isterdim. Evimin renginin sarı-lacivert olmasını isterdim. Evin etrafının lazerle çevrili olmasını isterdim.
GÜNEŞ TUTULMASI
Ben bugün çok heyecanlıydım, güneş tutulması için gözlük almıştım. Güneş tutulması olurken çok heyecanlıydım. Bugün şunları hissettim; Çok heyecanlıydım, bugün günlerden Çarşamba günüydü. Saat 12.02’de güneş tutulmaya başladı. Herkes çok heyecanlı bir şekilde güneşe bakıyordu. Ben de çok heyecanlı, kızgın ve üzgündüm. Çünkü seyretmeyi çok istiyordum. Daha sonra öğretmenimiz bize Sosyal Bilgiler dersinden 2 soru yazdırdı. Biz dışarıya çıktık. Güneş tutulmasını seyrettik. O günüm çok güzel geçti.

ANNECİĞİM
Seni seviyorum anneciğim,
Şefkatinle sevginle,
Hep yanımdasın annem,
Seni ne kadar sevdiğimi bilemezsin!

Annem, annem, güzel annem,
Seni çok seviyorum annem,
Sen de beni seviyorsun annem,
Bana kızsan da üzülmem.

Çünkü bana doğruları göstermek için,
Annem, annem, güzel annem,
Beni seven güzel annem,
Hasta olduğumda iyileşmemi bekleyen.
Annem, annem, güzel annem,
Beni seven güzel annem,
Bana şefkat gösteren,
Benden iyiliğini, şefkatini eksik etmeyen.

Annem, annem, güzel annem,
Beni okula getiren,
Annem, annem, güzel annem,
Bana kızsan da bilirim iyiliğim için.

Annem, annem, güzel annem,
Beni seven, saçımı okşayan,
İhtiyaçlarımı karşılayan,
Kahvaltımı hazırlayan.

Annem, annem, güzel annem,
Beni seven güzel annem,
Beni neşelendiren, güldüren,
Annem, annem, güzel annem.

Beni seven, saçımı okşayan,
Güzel annem,
Annem, annem, güzel annem,
Beni seven, iyiliğini eksik etmeyen.

Annem, annem, güzel annem,
Beni şefkatinle büyüten,
Beni besleyip büyüten,
Her işime yetişen.

Benim için kendini feda eden,
Fedakâr annem, güzel annem,
Annem, güzel annem,
Saçımı okşayıp, beni seven.

Beni seven okşayan,
Annem, annem, güzel annem,
Dersimi çalıştıran,
Hep yanımda duran.

Beni seven okşayan,
Annem, annem, güzel annem,
Benim için kendini feda eden,
Güzel annem.

Beni seven, saçımı okşayan,
Annem, annem, güzel annem,
Seni ne kadar sevdiğimi bilemezsin,
Annem, annem, güzel annem.
ANNEM ANNEM GÜZEL ANNEM!


ŞOFÖR ALİ (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Ali çok dürüst birisiydi. İş arıyordu. Ali’yi kimse işe almıyordu. Ali gözlüklüydü, şişmandı ve aynı zamanda uzun boyluydu. Otomobil kullanmayı biliyor diye bir taksi durağında şoför olmuştu. Ali boş zamanlarını kitap okuyarak değerlendiriyordu. Bunu gören taksi durağı sahibi Ali’yi çok seviyor, ona çok güveniyordu. Ali gürültüden rahatsız oluyordu. Bir gün yolda sırtına torbaları yüklemiş bir teyze gördü. Teyze o kadar çok yorulmuştu ki uyuyakalmıştı. Bunu gören Ali teyzeyi uyandırıp taksisine bindirdi. Teyze dedi ki:
-Oğlum, sen iyi bir çocuksun. Bunu anladım da benim taksiye verecek param yok ki.
Ali:
-Olur mu teyze, senden para isteyen kim. Taksime binde seni istediğin yere götüreyim.
Teyze Ali’yi kıramadı ve taksisine bindi. Ali teyzeyi çok sevmişti. Teyzeye:
-Eee teyze anlat bakalım, nereye gidiyorsun?
Teyze:
-Benim bir oğlum vardı, onun da öldüğünü öğrendim, şimdi ortalıkta kalakaldım.
Ali:
-Teyze sana bir teklifim var, gel sen benim evimde kal.
Teyze:
-Ama ben bunu kabul edemem.
Ali:
-Teyze benim de kimsem yok ama.
Teyze:
-Oğlum ben seni sevdim kabul ediyorum.
Teyze ve Şoför Ali birlikte anne-oğul gibi mutlu bir şekilde yaşamışlar.


DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Ben bir ülkenin yöneticisi olsaydım medyanın olmasını isterdim. Ama magazin programlarını ve medyanın ünlü insanların hayatını araştırmasını yasaklardım, kurala uymayan programları ise kapatırdım.



Selçuk EKTAŞ
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 80

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Uzaktan kumandalı araba yapardım. Ama gerçek insanların bindiği bir araba. Uzaktan kumandada düğme olurdu. Ona basınca araba çalışırdı. Yön okları yapardım, sağa sola dönerdi. Kumandada araba vitesi olurdu ve yanında düğme olurdu. Ona bastığında vites atar, diğer düğmeye basıldığında vites iniyordu. El feneri en büyük düğme olurdu. Ayrıca kumandanın en altında yol haritası olurdu ve arabanın nerede olduğunu, nereye gideceğini bilirdim. Arabaya cihaz takardım. Hırsız arabayı açmaya çalışınca hem araba, hem de cep telefonum ötecek. Eğer o sırada ben uyuyorsam hırsız arabayı çalıştırdığında araba kendisini imha ederdi ve hırsız arabayı çalamazdı.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Sorunum : Arabalar çok hızlı geçiyor ve bazı kişiler insanlara hava atmak için hız yapıyorlar ve araba bağırıyor. Bu yüzden de kaza oluyor.
Çözüm Önerim : Arabalar hava atmayacak ve hız yapmayacak ve arabaları dikkatli sürecekler.
Sorunum : Tuvaletler çok kirli ve çok kokuyor.
Çözüm Önerim : Sifonu çekerlerse tuvalet kokmaz ve temiz olur.

BEN BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
İCAT ETTİĞİM ROBOT
Ben robot icat etseydim şöyle yapardım: İstediğim yemekleri pişirirdi. Üç bacaklı ve sekiz kollu yapardım. Söylediğim konuşmayı anında anlardı. Robot plütonyumdan yapılmış olurdu. Hafızası olurdu. Söylediğim konuşmayı ömrünün sonuna kadar unutmazdı. İstediğim şekli olabilirdi. Örneğin; insan ol dediğim zaman insan olurdu. Fazla olan elleri ve ayakları içine kapanırdı. Araba ol dediğim zaman araba olurdu. Yani istediğim her şey olurdu. Çok hızlı koşardı ve beni sırtında taşırdı ve akıl takardım akıllı olurdu. Hasta olduğum zaman beni kurtarırdı. Uzman doktordan bile doktorlukta iyi olurdu. Hastaları hemen hayata döndürürdü. Ondan çok yapıp satsaydım tanesini on milyara satardım. Ama fakirlere bedavaya verirdim. Yaşlı kişilerin yürümesine yardım ederdi. Onlara da bedavaya verirdim. İcat ettiğim robot ev temizliğini de yapardı, evi süpürürdü, ütü yapardı, balkonu yıkardı, çamaşırları yıkardı. O zaman çamaşır makinesine ihtiyaç olmazdı. Bulaşıkları da kendisi yıkardı ve çabuk yıkardı. 5 dakikada çamaşırları ve bulaşıkları yıkardı. En başından ortasında ekran olurdu ve yanında iki tane düğme olurdu. O düğme yemekleri seçme düğmesi olurdu. İstediğim yemeği pişirirdi ama para vermezdim. Çünkü yemeğim robotun içinden çıkardı ve yemeği çok güzel pişirirdi. Aşçılardan daha güzel pişirirdi. O kadar güzel pişirirdi ki parmaklarımızı yerdik. En büyük düğmesi onu çalıştırma düğmesi olurdu. Onun yanında da çalışıyor diye yazı olurdu. Çalışmıyorsa, çalışmıyor diye yazı olurdu. Uzaktan kumandası olurdu. Ama robot ile uzaktan kumandası da pille çalışırdı.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknoloji insanları hem mutluluğa hem de mutsuzluğa götürür. Bilgisayar hem yararlı, hem de zararlıdır. Yararı; bizi bilgilendirir. Zararı ise; internette bazı sitelerde kötü sözler söyleniyor. Bilgisayara çok bakıldığında göz sağlığımız bozulur. Telefonların iyi yanı akrabalarınla konuşabilirsin. Kötü yanı ise telefon sapıkları olabiliyor. Silahlar ise zararlıdır. Silahlar insanları öldürebiliyor. Yani teknoloji insanlar için hem yararlı, hem de zararlıdır.

DUYARLILIK
Duyarlı olmak hakkında insanlara yardım etmeli ve güler yüzlü olmalıyız. Onları üzmemeliyiz. Onlara her zaman duyarlı olmalıyız, sevmeli ve saymalıyız.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Teknoloji sayesinde hayatımız daha kolaylaşabilir. Arabalar hızlanır. Böylece gideceğimiz yere daha kısa sürede gidebiliriz. Kıyafetlerimiz değişebilir. Belki şimdiki giydiğimiz mavi önlükler yirmi yıl sonra sarı renkte olabilir. Elbiselerimiz belki daha sağlam yapılabilir. Şimdiki kullandığımız laptoplar yirmi yıl sonra bir cep telefonu kadar küçülebilir. Böylece daha kolay taşınabilir. Arkadaşlıklarımız gelişebilirdi. Çünkü belki telefonlar daha ucuz olabilir. Telefonlar görüntülü olabilir. Roketli bisikletler çıkar. Daha hızlı gidebilir. Evin içinde sürülen küçük araba gibi bir şey olurdu. Hiç yürümezdim, düğmeye basardım gezerdim. Hayatımız böyle değişebilirdi.


GÜNEŞ TUTULMASI
Çarşamba günü erkenden kalktım. Çok heyecanlıydım. Güneş gözlüğümü ve maskeli orijinal camımı aldım. Okul vakti gelmişti. Okula gittim. İlk iki dersimiz Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi idi. Din Kültüründen yazılımız vardı. İlk ders çalıştık, ikinci ders ise yazılı olduk. Sonraki dersimiz İngilizce idi. Yeni bir kalıp öğrendik. Saat 12.00 oldu. Güneş saat 12.00’da tutulmaya başlayacaktı. Öğlen yemeği zili çaldı ve dışarı çıktık. Muhammed ve Ahmet maç yapıyordu, kaleci Ekrem idi. Ekrem gol yedi ve Muharrem Ekrem’e çok kızdı. Sen bilerek gol yedin diye. Ahmet maçı kazandı. Neyse uzatmayayım. Biz kaydırak ebesi oynarken herkes okulun önüne toplanmıştı. Biz de güneş gözlüklerimizi alıp okulun önünde toplandık. Güneş yavaş, yavaş tutuluyordu. Ben ve arkadaşlarım güneşi daha iyi görebilmek için parka gidip kaydırağa çıktık. Bazı arkadaşlarım yanıma dizildi. Batuhan’ın kaydırağın üzerine çıktığını gördüm, onun yanına gittim. Kaydırağa çıktım, Batuhan’ın yerini kaptım. Sonra Muhammed Güner geldi, benim yerimi kaptı. Ama bir süre sonra geri gitti. Herkes güneşi izliyordu. Sosyal Bilgilerden iki soru yazdıktan sonra herkes dışarı çıkarken bir tane gözlüğün varsa bana verebilir misin dedi. Benim iki tane güneş gözlüğüm olduğu için birini ona verdim. Güneş hilâl şeklini almıştı. Arkadaşlarımın bazıları daha iyi görebilmek için okulun ikinci katına çıktı. Ben de çıktım. Ankara’da güneş tam tutulmayacaktı. Güneş tam tutulmadığı için müdür bizim içeri girmemizi istedi. Sonra içeri girdik. Öğretmenimiz bize güneşin açıldığını göstermek için dışarı çıkardı. Güneş tamamen açıldı. O günüm çok güzel geçmişti. Bilim insanları bir dahaki güneş tutulmasının 54 yıl sonra olacağını ve depremlerin güneş tutulmasıyla ilgili olmadığını söylemişti. İnşallah bir daha güneş tutulmasını izleyebilirim.

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Ben bir kentin yöneticisi olsaydım; teknoloji atıklarını yere attırmaz, geri dönüşüm kutusuna attırırdım. Her mahalleye beşer tane geri dönüşüm kutusu koyardım. O mahalleye uyarı asardım ve uyarı da şöyle yazardım:
“Sevgili arkadaşlar;
Lütfen teknoloji atıklarını geri dönüşüm kutusuna atın. Yerde bulduğunuz teknoloji atıklarını geri dönüşüm kutusuna atın. Yere teknoloji atıklarını atan kişileri uyarın. Eğer atık teknolojileri geri dönüşüm kutusuna atarsanız memnun olurum.”
Teknoloji atıklarını geri dönüşüm kutusuna atılırsa ağaç israf etmemiş oluruz. Eğer teknoloji atıkları geri dönüşüm kutusuna atılırsa ülkemiz para kaybetmez.


CANIM ANNECİĞİM
Sen olmasaydın ne yapardık,
Yoksul yoksuz kalırdık.
Sensiz eğlencenin zevki kalmazdı,
Canım anneciğim.
Sen olmasaydın dünya canı cehennem olurdu,
Hep sıkılırdık.
Eğlenemezdik,
Canım anneciğim.
İşler yetişemez,
Zorlanırdık.
Kim eve bakacaktı,
Canım anneciğim.
Evdeki ütüyü yapamaz,
Giysilerimiz kırışık olurdu.
Biz ütü yapmayı nereden bilelim,
Canım anneciğim.
Temiz olamaz,
Kirli olurduk.
Üstümüzü başımızı tertipleyemezdik,
Canım anneciğim.
Kim bakacaktı eve,
Süpüremez edemezdik.
Eve doğru düzgün bakamazdık,
Canım anneciğim.
Ev kirli olurdu,
Biz nereden bilelim evin kirli olduğunu.
Biz tozu göremezdik bile,
Canım anneciğim.
Aldığımız maddenin,
Sağlam olduğunu bile bilemezdik.
Aldığımız madde hemen çürürdü,
Canım anneciğim.
Siz çok iyi bilirsiniz,
Püf noktasının neresi olduğunu.
İyi ki varsın,
Canım anneciğim.
İyi ki varsın,
Senin olmana şükrediyorum.
Bir de olmasaydın ne olurdu,
Canım anneciğim.
Biz çocuklar sizi çok severiz,
Sizi öperiz, kucaklarız.
Sizi unutmayız,
Canım sürmeler.
Siz anneler,
Olmadığınızı düşünün.
Ne olurdu,
Canım sürmeler.
Sizin sayenizde,
Mutluyuz.
Neşemiz yerinde,
Canım sürmeler.
Siz anneler,
Hediyeyi kabul etmezsiniz.
Neden mi siz sevgi istersiniz,
Canım sürmeler.
Sizlere hediye verelim,
Sevgilerimizi iletelim.
Anneler gününü kutlayalım,
Canım sürmeler.
Canım annem,
Özür dilerim.
Sana kızıyorum ama,
Ne yapayım dayanamıyorum.
Sizin kızmanız önemli değil,
Çünkü sizin kızmanızın sebebi var.
Hastalanınca yanımdasın,
Yanımdan ayrılmıyorsun.
Senin merhametini unutmayacağım,
Seni unutmayacağım.
Ne olur ölme,
Canım anneciğim.
Bunu sana söylüyorum,
Canım annem.
Seni çok seviyorum,
Canım anneciğim.



DÜZELEN İŞÇİ (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Bir işçi varmış. Bu işçi çok korkakmış. Bu işçi gözlüklüymüş. Bu işçi ayrıca uyumayı sever, ütü yapmayı sevmezmiş. Uyuduğu yüzünden işe geç kalırmış. Bu işçinin işi zormuş. Bir yerini incitirim diye işini yapmayıp korkarmış. Müdürü:
-Ne düzenbazsın, işine baksana, dermiş.
Ama işçi duymamazlıktan geliyormuş. Müdürün siniri çoğalmış. İşçiye:
-Yeter artık, derhal burayı terk et, demiş.
İşçi:
-Sana ne, benim burama kadar geldin, demiş.
Müdür:
-Git buradan, artık sana ihtiyacımız yok, demiş.
İşçi hemen orayı terk etmiş ve işsiz kalmış. Artık işçi iş bulamaz olmuş. Bulamadığı için kaçak mal satıyormuş. Zabıtalar bu işsiz olan kişiye 120 YTL ceza kesmiş. Bu işsiz kişi tir tir titriyormuş. Bu işsiz kişi kendisine çok uyumayacağına ve korkmayacağına yemin etmiş. Eski işine geri dönmüş. Müdüründen iş isteyip özür dilemiş. Müdür kabul etmiş ve artık işçi korkak değilmiş ve çok uyumuyormuş. Bu düzenliğini hep devam ettirmiş.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Ben medyanın olmasını isterdim. Çünkü medya olursa halk daha iyi bilgilendirilir. Medya iletişim ve yayın organlarının bütününe denir. Dolayısıyla medya olmazsa halkın bilgilendirilmesi güçtür. Ben yönetici olsaydım medyanın her zaman olmasını isterdim.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Öncelikle okul 30 katlı olurdu. Okul çok temiz olurdu. Okulun yarısı evsizlere, yarısı ise okul olarak kullanılırdı. Okulda spor alanları olurdu ve herkesin kendine ait odası olurdu. Herkesin özel şoförü olurdu ve kendisine ait 1.200.000 değerinde BMW Bugattısı olurdu. Kendilerine ait 1.000.000 değerinde Hammır cipi olurdu. Yedek arabası 1000 HP’lik Ferrari F50 ve 800 HP’lik motosikleti olurdu. Herkesin 10.000 € değerinde leptopu ve 50 $ değerinde hesap makinesi olurdu. Okulun havuzu ve okul bedava olurdu.


Kadir TİKİT
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 83

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Mucit olsaydım ayakkabı bağının kolay çözülüp takılmasını isterdim. Çünkü ben ayakkabı giymemde ve çıkarmamda zorluk çekiyorum. Her insanın kopyalanıp o insanın öldüğünde kopyasının yaşamasını isterdim. Mucit olsaydım bunu yapardım.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Benim çevremde arabaların hızlı geçmeleri rahatsız ediyor. Arkadan çıkan eksoz bizim öksürmemizi ve hava kirliliğine yol açar. Bunun önlenmesi için bilim adamlarının ve mucitlerin eksoz çıkarmayan ve ses gürültüsü olmayan arabalar yapması lâzım.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Bir robot yapsaydım annemin ve babamın işlerini yapmasını isterdim. Robotun her şekle girmesini isterdim. Robotun dışının kapalı olmasını isterdim. Robotun düğmelerinde iniş, can kurtaran uçuş, iniş, denizde yüzme, yedek teker, yemek ve içecek servisi, robotun dışı açılıp kapanan düğme, üstünü giydiren düğme, yatak açma kapama ve ortalığı düzenleyen düğme olmasını isterdim. Robotun içinde sandalye, masa olmasını isterdim. Oldukça geniş ve bir saray gibi olmasını isterdim. Robotun yönetimini ben ele geçireyim isterdim. Robotun benim ödevlerimi yapmasını ve benim yerime kitap okumasını isterdim.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknolojinin yararları da vardır zararları da vardır. Teknolojide bilgisayar tehlikelidir. Çünkü çok yakından bakıldığı için gözleri bozar. Bazen, hoşlanmadığımız şeylerde çıkar. Bilgisayarın yararı öğretmenin verdiği ödevi internetten çıkartmak. Özlem duyanlar için internetin yararı çetleşmektir. Bilgisayar oyunlarının bazıları zararlıdır. Çünkü kanlı, savaşlı, kavgalı, bombalı oyunlar çocukların ruh sağlığını bozuyor. Kötü oyunlar dışında diğer oyunları oynamak bizim içim daha iyidir.


DUYARLILIK
Duyarlı olmak; doğayı, hayvanları, ağaçları sevmeyi ve korumayı anlatıyor. Çevremizdeki her şeye duyarlı olmalıyız. Doğayla iyi geçinmeliyiz. Hayvanları ürkütmemeliyiz ve onları sevmeliyiz. Karşımızdaki insanlara da iyi davranmalıyız. Duyarlı olarak hem çevreyi, hem kendimizi mutlu ederiz. Çünkü hem biz sevap işleriz. Çevreyi de büyütürüz ve çevre de sevinir. Bir arkadaşımıza da kızsak bile o arkadaşımıza duyarlı olmalıyız. Çevredeki her şeyi korumalıyız ve sevmeliyiz.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Işınlanma olur. Haberleşmede eskisi gibi zorluklar çekilmez, haberleşme daha kolay olur. Yeni tabancalar icat edilir. Çin en çok icat yaptığı için Amerika’nın yerini Çin alır. Kopyalama olsaydı herkes kopyalaması sıkıcı ve zor işlere verirdi. Diğer gerçek insansa gezer ve kendini özgür bırakır. İleriki dönemlerde işleri zorlaşır. Çünkü hiç bir iş bilmez, kalpazan ve tembel olur ve kişisel dosyada hep kötü şey yazdığı için hiçbir işe giremez. Çaresi bulunamayan hastalıklar bulunur. Hayvanlar çevreyi basar ve doğada insanlardan çok hayvan olur. Ağaçlar kesildiği için dünyanın oksijeni azalır ve temiz hava yerine kirli hava yer alır. Anneler ve babaların işleri kolaylaşması için robotlar icat edilir. Evin her işini yapar. Bütün dünya gevşer.
GÜNEŞ TUTULMASI
Çarşamba günü güneş tutulmuştu. Arkadaşlarımın bazılarında güneş gözlüğü yoktu ve öğretmenimizin dağıttığı röntgen filmi alındı. Güneşe bakarken güneş bulutta kapanıyor, açılıyordu. Güneş tam tutulmadığı için içeri girdik. Güneşe bakarken fazla iyi göremiyordum, gözlüklüydüm ama yine fazla iyi göremedim. Yanımda Necdet vardı, o da görmekte zorlandı. Daha sonra sınıfa girdik, iki soru yazdık, çıktık. Daha güneş tutulması bitmemişti. Biz güneşe bakarken Müdür geldi, “İçeri girin, bu kadar tutulacakmış” dedi. İçeri girdik, öğretmenimiz bizi tekrar dışarı çıkardı. Dışarıda oynadık, güneşe baktık, kaydırak ebesi oynadık. Oynarken kaydıraktan güneşe bakınca çok bulanık göründü. Tekrar baktım ama bu sefer röntgen filmiyle baktım. Bakınca sapsarı gözüküyordu. Öğretmen bizi içeri çağırdı.
ANNEM (Annelerimizi Sevmeliyiz)
Annem olmazsa ben olmazdım,
Annemiz bize kızsa da bir sebebi vardır,
Anneler bir melektir,
Annemizi sevmeliyiz, onları korumalıyız.

Annelerimiz bizi sevmiştir, biz de onları sevmeliyiz,
Anne olmak iyi bir şey,
Anneler olmazsa biz bir şey yapamayız,
Anneler bizim yaşam kaynağımızdır.


AŞÇI (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Bir varmış, bir yokmuş. Bir kasabada sarışın bir adam varmış. Bunun kendine ait bir yemek salonu varmış ve bu adam çok dürüstmüş. Yemek yapmayı çok severmiş, iş yerinin her tarafı düzgünmüş. Ama sadece buzdolabında sorun varmış. Adam tam buzdolabını düzeltecekmiş ki tam o sırada denetlemeci gelmiş. Denetlemeci her şeyi iyi yazmış, ama bir yeri unutmuş. Buzdolabına bakmış ve etlerin bozulduğunu, koktuğunu görmüş ve adamın dükkânını kapatmışlar. Adam da başka bir kente giderek iş aramış ve polisliği seçmiş. Çünkü bundan sonra aşçılık yapamayacağını bildiğinden ailesiyle birlikte böyle bir karar almışlar.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Ben demokratik bir ülkenin yöneticisi olsaydım medyanın olmamasını isterdim. Çünkü onlar bazen beni yanıltabiliyorlar. O yüzden medyanın olmasını istemiyorum. İletişimimizin eski haberleşmeye göre yapılmasını isterdim. Haberleşmeyi bu sayede yürütürdüm.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Okula yeni hizmetliler alırdım. Okulu asanları ve yazılıdan kötü not alanları disipline gönderirdim. Okul için yeni bir usta, boyacı ve bekçi alırdım ve okula gelenlerin üstünü aratırdım. Tuvaletleri kirletenler disipline gönderilecek. Beden Eğitimi için salon yaptırırdım. Okul çıkışı herkesin kitap almasını söylerdim. Okul öğrencileri bu sayede disiplinli olur. 4 tane soyunma odası, 2 tane kantin, her öğretmen için ayrı oda yaptırırdım. Çarşamba gününü İngilizce dersine ayırırdım. Her gün güzel yazı çalışması yaptırırdım. Okulun çıkış saatini 20.30 yapar, böylelikle herkesin mecburi etüde kalmalarını sağlardım. Okulu 21 kat yaptırır, kıyafetleri değiştirir, kız ve erkek öğrencilerin kravatlı, erkeklerin ceket ve gömlekli, kızların ise etekli olmalarını sağlardım.


Şeyda ERDOĞAN
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 121

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım, internetin kötü olan resimlerini yok ederdim. Uçan halı yapabilseydim yapardım. Anneme yardımcı olacak, ev işlerini yapacak bir robot icat ederdim. Sigarayı bıraktıracak çok güçlü bir ilaç bulurdum. İlacı mesela şöyle yapardım; Bazı insanlar sigara içiyor. Ben onun yerine içinde ilaç olan bir şey içirirdim. Bir mucidin görevi ne ise onun en iyisini yapmaya çalışırdım.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Birinci problemim bazen okulda kaloriferler yanmıyor, bozuk oluyor. Ben bundan rahatsız oluyorum. Benim çözüm önerim yanmayınca tamir edilmesi. İkinci problemim ise bizim apartmanımızdakiler ağaç dikilmesini istemiyorlar ama ben istiyorum. Çünkü bahçemizdeki ağaçların sayısı çok az. Çözüm önerim ise ağaç dikilmesi, bahçemizdeki ağaçların çoğalması ve bahçemizin güzel olmasıdır.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Bir robot icat etseydim adının BECERİKLİ koyardım. Robota pek fazla yük vermezdim. Kolay işleri, aileme yardım edebilecek bir şekilde verirdim. Robotumun derslerim konusunda yardım etmesini istemem. Ben kendi bilgimi kullanırım. Robotuma “Becerikli yanıma gelir misin?” derdim. Zaten o da yanıma gelirdi. Robotumu ağlayıp, gülebilen yapmak isterdim. Okuma, yazmasını ben öğretirdim. Robotumu mümkün olduğu kadar şirin yapmak isterdim. İyi kalpli, akıllı olsun isterdim… Yani açıkçası robotum olmasını istiyorum.


TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknolojinin bir iyi, bir de kötü yanı vardır. Teknolojiyi güzel kullanan iyi yönünü kullanır. Teknolojiyi kötü kullanan ise kötü yönünü kullanır.
Teknolojinin iyi yanları; insanlara yardım edecek. Bulaşık makinesi, çamaşır makinesi, süpürge v.b. eşyalar hayatımızı kolaylaştırır.
Teknolojinin kötü yanları; sigara, alkol, esrar, uyuşturucu v.b. kötü şeyler teknolojinin kötü yanlarıdır. İnsanların hayatlarını kötüleştirir.
Teknolojinin doğru kullanımı insanları etkiler. Teknolojinin hayatımızdaki önemi çoktur, tabi iyi yönünden kullanırsak.

DUYARLILIK
İnsanlar her şeyden duyarlı olmalıdır. Örneğin; çevre kirliliği bakımından duyarlı ve titiz olmalıyız. Çevre bizim için çok önemlidir. Temiz tutmazsak çevremiz olmaz. Sadece çevre bakımından değil, her bakımdan duyarlı olmalıyız. Örneğin; okulumuzu temiz tutmalıyız. Çünkü okul da çevredir. İnsanların hiç biri pis bir çevrede yaşamak istemez. Kendi çevresini temiz tutar ama diğer çevreleri temiz tutmaz. Bir insan tek kendi çevresini değil her çevreyi korumalıdır.

GÜNEŞ TUTULMASI
Çarşamba günü güneş tutulacaktı. Saat 13.10’a gelirken herkes dışarı çıkmaya başladı. Ben de çıktım. Gözlüğümü aldım. Ama daha güneş tutulmamıştı. Zaten Ankara’da tam güneş tutulması olmayacaktı. Gözlüğümü taktım, güneşin üzerinden kara bulutlar geçiyordu, çok güzeldi. Ama kafamı kaldıra, kaldıra boynum ağrıdı. Neredeyse bütün okul dışarıdaydı. Annem de merak etmiş, gelmişti. Güneşin tutulmasına çok vardı, o yüzden öğretmenimiz içeriye girdirip Sosyal sorularını yazdırdı. Tekrar dışarı çıktık. Hava da kararmaya başlamıştı. Güneşin tutulmasına az kaldı. Güneş hilal şeklini aldı, herkes gözlüğü ile güneşe bakıyordu. Müdür çıktı, ne konuştuğunu duymadım ama içeri girin diyordu. Herkes üzülerek içeriye girdik. Ama öğretmenimize söyledik, dışarıya çıkıp güneş tutulmasına bakalım diye. Parka gidip güneşe biraz baktım. Sonra zil çaldığı için etüt arasındaydık. Güneşe bakmayı bırakıp oyun oynadık. Sonra etüt arasında İrem, Eylül, Elçin, Sedef, Buse ve ben saklambaç oynadık, ayakkabılarımızı değiştirip zambak zumbak patladı diye koşuştuk. Sonra öğretmenimiz kızlar dışarıda oynamayın dediği için içeri girdik. Ödevimiz bugünkü güneş tutulmasını yazmaktı. Sonra etüt sırası Batuhan’da idi. M. Ali peçeteleri, Tansel ise Batuhan’ın getirdiği yiyecekleri dağıttı. Sonra yemeye başladım. Batuhan’a annenin eline sağlık, babanın ve annenin kesesine bereket dedim. Sonra öğretmenimiz ödevlerinizi yapın dedi. Daha sonra bir sürü konuşma geçti. Şimdi ise Türkçe ödevimizi yapıyoruz. Bugün çok güzel bir gün idi.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Belki 20 yıl sonraya kadar yaşayamayız. Ama eğer yaşarsak; belki değişmeler olur. Örneğin; uçarız ama bunun için teknolojinin iyice gelişmesi gerekiyor. Örneğin şu an üstümüzdeki önlüklerde düğmeler olur ve şöyle; sarı düğmede uçma operasyonu başlıyor. Kırmızı düğmede biraz yavaşlıyor. Mavi düğmede gideceğimiz yere varıyoruz. Ne güzel olurdu ama illâ üstümüzde düğmeler olması gerekmiyor. Ayakkabımızda da olabilir mavi, sarı, kırmızı düğmeler. Yine aynı şekilde uçabiliriz. Belki şöyle olur; mesela uçma odası. Uçma odasının içinde de bir sürü düğmeler olurdu. Sadece mavi, sarı, kırmızı değil, her renk olurdu. O her renkte farklı, farklı değişmeler olurdu. Bir de uçma odasında harita gibi bir sürü ülkenin düğmeleri olurdu. Mesela; İtalya’ya gitmek için İtalya düğmesine ve sarı düğmeye basardım. Uçma gerçekleşirdi. Uçma konusu bu kadar. Şimdi de teknolojik ürünlerden bazılarına gelelim. Mesela; otomatik diş fırçalama makinesi olurdu. Diş fırçalama yerine dişlerimi koyardım, kendisi fırçalardı. Böylece diş fırçalamada sıkıntı çekmezdim. Bir de apartmanlarda merdiven sıkıntısı çekiyoruz. Asansör yerine yürüyen merdiven koyardım. Onda da düğmeler olurdu. Apartmana girince düğmeye basardım, binerdim, kendisi çıkacağım yere çıkartırdı ve düğmeye basıp dururdu. Böylece apartmandan yorulmadan çıkardım. Her giren kişi düğmeye basıp çıkardı. Ne güzel olurdu değil mi? Benden de bu kadar, 20 yıl sonrasını düşününce aklınıza bir sürü şeyler gelir. Benimde bunlar geldi. HOŞÇAKALIN!...

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Eğer bir kentin yöneticisi olsaydım öncelikle her evin önüne teknolojik ürünler koyardım. Örneğin; otomatik çöp makinesi. Her evin önüne koyup bir insan çöp atmaya gidince düğmeye basıp çöp kapağı açılıyor. Böylece insanlar çöpü daha kolay atıyor. Mesela bizim mahallemizi örnek vereyim. Çöp bidonu yok. Herkes çöpleri ya apartmanın yani bahçenin içine ya da başka bir yere atıyor. Bu yanlış bir şey. Eğer bir kentin yöneticisi olsaydım, ağaçları çoğaltırdım. Bunun illa teknolojik ürünle olmasına gerek yok. Bunu insanlar da yapabilirler. Neyse esas konumuza gelelim. Eğer bir kentin yöneticisi olsaydım, yerlere tükürenlere, pislik atanlara izin vermezdim. Ceza yazardım. Böylelikle çöp atamazlardı. Şimdilik bu kadar, eğer bir kentin yöneticisi olsaydım, bunları yapardım.

19 MAYIS GÜNÜ
19 Mayıs günü çok güzel bir gün idi. İlk, saygı duruşunda durduk. Sonra İstiklal marşını okuduk. Daha sonra Okul Müdürümüz bir konuşma yaptı. Müdürümüzden sonra da Simge öğretmenimiz bir konuşma yaptı. Konuşmaların ardından gösterilere geçtik. İlk, biz izciler çıktık. Herkes İstiklal Marşının bir kıtasını söyledi. Sonra yıldız yapmaya başladık. İrem alttan geçti, Ezgi ile ben kurdeleleri değiştik ve çok güzel bir yıldız oldu. Herkes alkışladı. Sonra bir abi şiir okudu. 4/B Sınıfı Silifke yöresinin oyununu sergilediler, okulumuzun jimnastikçileri gösteri yaptılar, 5/B Sınıfı da bu arada çok güzel oynadılar. Jimnastik gösterisinden sonra biz çıktık ve çok güzel oynadık. Bizden sonra 5/A Sınıfı gösterisini yaptı. Yani bugün çok güzel bir gün idi.

CANIM ANNEM
Annenin kıymetini bil,
Onun değerini bil,
Anneni üzmezsen,
İyi çocuksun bunu bil.

Ona sevgiyle sarıl,
O da sana sevgisini versin,
Kalbin anne sevgisiyle dolup neşelensin.

Dünyada bütün annelerin anneler günü kutlu olsun,
İyi olmayan anneler hep iyi olsun,
Bütün çocukların kalbine anne sevgisi dolsun.


KİTAP OKUYUN ARKADAŞLAR
Kitap en iyi dosttur deriz,
Al eline kitap okuyun deriz,
Fakat kendilerine baksalar,
Kitap okumayan zavallılar.

Kitabı temiz kullanmalıyız,
Onu yırtıp çöpe atmamalıyız,
Onun gibi bir dost,
Bir daha bulamayız.

Benim size tavsiyem,
Hep kitap okuyun.
Bilgilere doyun,
KİTAP OKUYUN!...

CANIM ÖĞRETMENİM (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
O gün Cuma günüydü. Ali öğretmen sınıfa girdi. Herkes ayağa kalktı. Öğretmen oturun dedi. Ömer sınıfın çalışkanlarından idi. Büyüyünce doktor olmak istiyordu. Ali öğretmen derse başladı. Ders matematik idi. Ömer dikkatlice Ali öğretmenin ağzından çıkan kelimeyi dinliyordu. O sırada zil çaldı. Ömer öğretmenin yanına koşarak;
-Öğretmenim ben kesin bir karar verdim. Doktor olacağım. Mühendis ile doktorluk arasında takılmıştım, ikisi de çok güzel bir meslek ama son kararım doktorluk oldu, dedi.
Öğretmen:
-Ömer’ciğim ben seni çok güzel yerlerde görmek istiyorum ve senin bunu başarabileceğini biliyorum, dedi.
Ömer sevinçle yerine geçti. Derslerine çok önem verdi, çalıştı, uğraştı derken aradan 25 sene geçti. Ömer sonunda istediği mesleğin sahibi, doktor oldu. Çocukları çok sevdiği için çocuk doktorluğu bölümünü seçti. Bu meslekten çok zevk alıyordu. İçinden keşke Ali öğretmenimi görsem diyordu. Hastaları çoktu Ömer’in. Hastanede öğle yemeği oldu. Ömer evine gidecekti. Yolda manavda tesadüfen Ali öğretmeni gördü. Ömer koşarak öğretmenim, öğretmenim diye bağırdı. Ali öğretmen Ömer’i tanıdı. Ömer’e sarıldı. Ömer elini öptü Ali öğretmenin. Ömer:
-Öğretmenim ben istediğim mesleğe sahip oldum ama sizin sayenizde oldum. Size çok teşekkür ederim, dedi.
Ali öğretmen:
-Ömer’ciğim sen bunu zaten başarabilirdin, ben bunu biliyorum ve seni gördüğüm için çok mutlu oldum, dedi.
Ömer:
-Öğretmenim siz emekli oldunuz mu? dedi.
Ali öğretmen:
-Evet oldum. Ama sizi buralarda görmek beni çok gururlandırdı. Bir öğretmen için bu çok gurur verici bir şey, dedi.
Ömer:
-Evet öğretmenim. Bundan sonra sık, sık görüşelim lütfen, dedi.
Ali öğretmen:
-Tamam Ömer’ciğim sık, sık görüşelim, dedi.
Ömer Ali öğretmenin elini öperek yanından ayrıldı. Ali öğretmen yolda yürürken çok gururlandı ve çok mutlu oldu. Ömer ise Ali öğretmeni gördükten sonra canım öğretmenim diyerek yürüdü.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Ben eğer yönetici olsaydım medyaya ihtiyaç duyardım. Çünkü medya olmazsa hayatımızdaki birçok şeyi öğrenemezdik. Bence medya güzel bir şey ama kötü yanı da var bence. Sanatçıların hayatlarını istemedikleri halde zorla öğreniyorlar. Örneğin; Seda SAYAN şuraya gitmiş, orada çok eğlenmiş, ya bize ne. Önemli olan hayatımızda neler olacak. Dünyamız ne hale gelecek. Bu tür haberleri değil de, sanatçıların, şarkıcıların hayatlarını bize anlatıyorlar. Ben bundan şikâyetçiyim. Ama medya olmasa da hiç olmaz. Ama ben yönetici olsaydım en çok önemli haberleri koyardım. Bu arada demokratik bir ülke olsa bile medyaya ihtiyaç duyardım.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Bence okulun daha güzel bir hale gelmesi için tuvaletler çok temiz olmalıdır. Her gün temizlenip yıkanmalıdır. Okulda duş bölümü olmalıdır. Yazın Beden Eğitimi yaptıktan sonra saçımızı ıslatmamızı isterim. Soyunma odasında tuvalet olmasını istemem, soyunma odası büyük olmalıdır. İçi hiç kokmamalıdır. Her öğretmenin ayrı bir odası olması gerekir. Öğrencilerin sıralarının çekmecesi, kalemlik yeri olması lazım. Sınıfta iki tane tahta olması lazım. Birisi resim tahtası, diğeri normal, şimdiki gibi bir tahta. Sınıfta her öğrencinin, dosyasının, eşyalarını koymaları için, bir dolabı olmalıdır. Sınıflarda yerlerin plastik ve halı olmasını isterim. Yani sınıfa kadar ayakkabıyla, sınıfa girince terlikli olmamızı isterdim. Sonra her veli, halı pislenince yıkamasını isterdim. Bütün sınıflarda bunların olmasını isterdim.


Ezgi YURTERİ
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 122

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben mucit olsaydım;
1. Ben sihirli kalem icat ederdim. Düşüncelerimi kendi kendine yazsın.
2. Ben ışınlama makinesi icat ederdim. İstediğim yere daha hızlı ulaşmak için.
ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Arabaların gereksiz yere korna çalmalarından rahatsız oluyorum. Çözüm önerim; televizyonlarda sıkça uyarılar yapılarak gerektiği zaman korna çalmalarını söylerdim.
BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Benim robotum her yere gidebilirdi. Çünkü robotlar her işi yaparlardı. Yaptığı işler şunlardır: Mutfak, evleri temizler ve çamaşırları yıkardı. Derslerime yardımcı olması beni çok sevindirirdi. Ama benim hiç robotum olmadığı için canım sıkılıyordu. Robot bütün arkadaşlarıma yardımcı olsun. Herkes mutlu ve huzurlu yaşasın.

BENİM ROBOTUM
Bir robot yapmak istedim,
Hep bana yardımcı olsun,
Canım robotum benim dediğimi yapıyorsun,
Benim canım robotum seni çok seviyorum.

Canım robotum sen her zaman yardımcı ol,
Sen benim canımsın sevgili robotum,
Seni çok seviyorum,
Hep insanlar gibi yüzün gülsün.


DUYARLILIK
Evimizde herhangi bir şeyi kullanırken özen göstermeliyiz. Örneğin elektrik ve suyu gerektiği gibi kullanırsak hem kendi bütçemize katkıda bulunuruz hem de ülke olarak sıkıntıya düşmeyiz. Örneğin dişlerimizi fırçalarken suyu boşa akıtmamalıyız. Evdeki bütün lambaları gereksiz yere yakmamalıyız. Bunları yaparsak çok iyi duyarlılık örneği göstermiş oluruz.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
20 yıl sonra yaşlanmaya çare bulunabilir. Teknoloji gelişir. Belki uzayda yaşanabilecek. 20 yıl sonra arabalar havada gidebilir. 20 yıl sonra arabaların sürücüleri olmayabilir, zaman makineleri yapılabilir, saat gibi kola takılan bilgisayar yapılabilir, kansere çare bulunabilir, herkes istediği üniversiteye sınavsız girebilir, üçüncü dünya savaşı çıkabilir, Türkiye’nin ekonomisi çok gelişip insanlar refah içinde yaşayabilir.

GÜNEŞ TUTULMASI
Sabah kalktım, çok heyecanlıydım. Evde yemek yiyip okula gittim. Öğretmenimizle birlikte 3. derse kadar ders yaptık. Öğlen yemeği zili çaldı. Herkes öğle yemeğinde, bazıları okulda, bazıları da eve gittiler. Herkesle birlikte okulun bahçesine gelip güneş tutulmasını izledim. İkiye beş kala güneş tutulması gerçekleşti. Çok mutlu oldum. Sedef ve ben güneş tutulmasını izledik. Güneşin yavaş, yavaş kaybolmasını izledim. En son Güneşin ince Ay şeklini aldığını gördüm. Okul Müdürü Güneş Tutulmasıyla ilgili bir konuşma yaptı. Çocuklar Güneş tutulması Dünya ile Güneşin arasına Ay girince Güneş tutulması olur dedi. 54 sene sonra bir daha olacak dedi. Müdür herkesin içeri girmesini söyledi. O sırada ben üzgün, üzgün sınıfa giriyordum. Öğretmen bize iki soru yazdırdıktan sonra, “Çocuklar dışarı çıkıp Güneşin ne gibi şekiller aldığına bakın” demişti. O sırada zil çaldı, ben Sosyal kitabımı eve götürdüm. Sonra dişlerime baktırmaya gitmiştik ve dişlerime baktırıp okula geldik. Annemle babam beni okula bıraktılar. Ben hemen gittim, öğretmen Güneş tutulmasını anlatırken içeri girdim. Güneş tutulmasıyla ilgili yazı yazdım. Öğretmenime gösterdim. Öğretmen kafasını sallayınca anladım ki “evet” dedi. Eve geldim, Sosyal yazılımı çalıştım ve saat 10.00’da yattım.

CANIM ANNEM
Anne, anne, anneciğim,
Bütün çiçekler sana anneciğim,
Seni ben pek çok seviyorum,
Melekler gibi bana baktın,
Bütün çiçekler sana anneciğim,
Seni ben pek çok seviyorum.
ÖĞRETMEN İLE POLİS (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Bolu’da yaşayan öğretmen bir gün çocukları Türkçe yazılısına çalıştırıyordu. Ali’nin kitap okuduğunu görünce öğretmen çok mutlu olmuş. Okula polis gelmiş ve çocuklara kart vermişler. Çocuklar çok sevinmişler. Polis demiş ki: “Bunları kaybetmeyin.” Çocuklar “Tamam polis abi” demişler. Eve gitme zili çaldı. Çocuklar evlerine gitti. Öğretmen çocuklara yemek yapıyordu. Çocuklar yemek yedikten sonra dışarıya çıkıp futbol oynadılar. Anneleri çocuklara eve gelmeleri için ve ders çalışmaları için seslendi. Dersler bittikten sonra gürültülü bir şekilde müzik dinlediler. Anneleri bunun için çocukların ceza alması gerektiğini düşünüyorlardı. Gün bitiminde çocuklar annelerine iyi geceler deyip uyumuşlar. Çok mutlu yaşamışlar.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Her demokratik ülkede medyaya ihtiyaç duyulur. Yalnız medyanın da dürüst yayıncılık yapmasını, insanların özel hayatlarına karışmamalarını isterdim.

Muhammed AKBAŞ
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 127


BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım teknolojik şeyler yapardım. Örneğin; bir hap yapardım, başı ağrıyan herkesin baş ağrısı geçerdi. Bunun sayesinde kimsenin başı ağrımazdı. Baş ağrısı ortadan kalkardı. Çünkü insanların başı ağrımazdı. Ağrıyınca bu haptan alırlardı. Hapın adı da başhapos olurdu. Üstelik fiyatı da ucuz olurdu ve herkes bu haptan alır başları ağrımazdı.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Arabanın eksozu her tarafa pis duman saçar. Bu dumanlar bizim akciğerlerimizi pisletir. Hastalanırız ve farkına varmadan ölürüz. Bu yüzden arabalar eksozsuz olmalıdır. Hastalanmayız, Sağlığımız güvence altına alınır, ölmeyiz. Bu yüzden eksozsuz arabalar yapılmalıdır.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Ben bir robot icat etseydim; hastalanınca bana yardım etsin diye. Hastaları kurtarsın, hiç kimse hastalanmasın diye, onların kurtulmasını istediğim için. Beni ve hastalananları kurtardığı için ona teşekkür ederdim. Benim robotumun her şey olmasını isterdim. Örneğin; ev, araba, market, vb. araçlar olmasını isterdim.

CANIM ROBOTUM
Bir robot yapmak isterdim,
Her işi yerine getirsin diye,
Beni hiç üzmesin diye,
Beni hep sevindirsin diye.



TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknolojinin yararları; teknoloji ilerledikçe buzdolabı, televizyon, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ve radyo bu kadar gelişmezdi. Teknolojinin zararları; Örnek: Bir adam araba sürmesini biliyor, işine gidince hep kendisi arabayı sürüyor. Ama teknoloji arabayı kendi giden araba şeklinde yapıyor. Araba hep kendi gidiyor ve adam araba sürmesini çok özlüyor. Bence teknoloji hem yararlıdır hem de zararlıdır.
DUYARLILIK
İnsanları sevmeliyiz, kardeşlerimizi korumalıyız, hayvanları boş yere korkutup kaçırmamalıyız, hayvanları sevmeliyiz, hayvanları seversek onlar da bizi sever, saldırmaz. Eğer sevmezsek saldırırlar.

DUYARLI OLALIM
Duyarlı olalım,
İnsanları, hayvanları,
Koruyalım, sevelim,
Onlara saygı gösterelim.

Duyarlı insan,
Herkesi korur,
Herkesi sever,
Duyarlı olur.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Ben 20 yıl sonra bir tane yüzlük olmasını isterdim. O herkesi hastalıktan kurtarırdı, kimse ölmezdi, insanlar kurtulurdu. İnsanların parası olmazsa bedavaya verirlerdi. Böylece parasız insanlar da onu alır, ölmezdi. Bir de 20 yıl sonrasını nerden biliyoruz. Belki 20 yıl sonra gelmeden kıyamet kopacak.

GÜNEŞ TUTULMASI
Bugün güneş tutulması olacaktı. Herkes tutulmasına bakmayı çok istiyordu. Öğle yemeğinden dönünce herkes güneşe bakıyordu. Güneş tutulması 14.02’de olacaktı. Güneş biraz hilale benzemişti. Ben arkadaşlarımla parktan izliyordum. Sonra güneş hilal olduğunda arkadaşımız Tansel bize okula gidelim dedi. Biz de gittik. Bazı arkadaşlarımız gelmedi. En üst kattan görünmediği için ikinci kata indik, oradan güzel gözüküyordu. Güneş tam tutulduğunda arkadaşlarımla güneşe çıplak gözle bakacaktık. Sonra müdür herkesi içeri soktu. Biz de girdik. Sonra öğretmen bizi dışarı çıkardı. Biz de güneşin kapandığını gördük. Zil çaldı biz de eve gittik.
BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Yerlere çöp atmazdım ve attırmazdım. Pillere ayrı çöp yapardım. Etrafımız pislenmezdi. Çevremizi temiz tutardık.

ÇEVRE
Çevreni temiz tut,
Attırma atma çöpleri,
Çöp kutusuna at,
Çevreni temiz tut.

Çevremizi koruyalım,
Çöpleri yerlere değil,
Çöp kutularına atalım,
Çevremizi temiz tutalım.

ANNEM
Sen büyüttün beni,
Bu yaşıma kadar besledin.
Beni çok sevdin,
Ben de seni çok sevdim.

Ben üzdüysem seni,
Sen beni sevdin.
Ben seni çok sevdim,
Benim canım annem.

ALİ’NİN GEÇ KALMASI (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Bir gün Ali geç kalkmış. Okula gecikmiş. Öğretmeni kızar diye okula gitmemiş. Öğretmeni derse girdiğinde bir tek Ali’nin okula gelmediğini görmüş ve “yarın gelince niçin gelmediğini” sorarız demiş. Okul çıkışı arkadaşları futbol oynamaya gitmişler. Ali de arkadaşlarının futbol oynayacaklarını biliyormuş. Ali de futbol oynamaya gitmek istemiş. Ama arkadaşları onu tanır diye korkuyormuş. Ali’nin aklına bir fikir gelmiş. En iyisi ben gözlük takayım öyle gideyim demiş. Arkadaşlarının yanına gitmiş ve “ben de oynayabilir miyim” demiş. Onlar “sen kimsin” diye sormuşlar. Ali de “benim adım Ahmet, aşağıdaki mahalleden geliyorum” demiş. Sonra Ali’nin arkadaşları oynamasına izin vermişler. Arkadaşlarıyla oynarlarken çok gürültü çıkarıyorlarmış. Maç bitmiş, Ali arkadaşı Veli’ye “ gel Veli gidelim” demiş. Veli “bir dakika” demiş ve sonra “sen benim adımı nereden biliyorsun?” demiş. Ali mecburiyetten gerçek adının Ahmet değil Ali olduğunu söylemiş. Dürüstçe Veli’ye benim adım Ahmet değil, arkadaşınız Ali’yim” demiş.
Veli Ali’ye sormuş:
-Sen niye bugün okula gelmedin?
Ali de:
-Çünkü geciktim .
Veli:
-Ayşe de gecikti. Geciktin diye niye gelmedin?
Ali:
-Öğretmen kızar diye gelmedim.
Veli:
-O zaman öğretmen Ayşe’ye niye kızmadı?
Ali:
-Ben kızar zannettim.
Veli:
-Tamam, o zaman yarın okula gel ve dürüstçe bana söylediklerini bir, bir öğretmene söyle.
Ali okula gelince öğretmenine bunları bir, bir anlattı ve öğretmeni Ali’ye “Bundan sonra geciktiğinde okula geleceksin, kapıya vurup içeri girebilir miyim diyeceksin, tamam mı?” dedi. Ali de “tamam” dedi. Ali bir daha geciktiğinde okula gelmemezlik yapmadı.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Demokratik ülkede yönetici olsaydım medyanın olmasını isterdim. Çünkü medya bilgi ve haberlerin vatandaşlara ulaştırılmasını sağlar. Medya olmasa bilgi ve haberleri vatandaşlara kim gönderirdi.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Her iki binaya da her şeyin ayrı konduğu bir çöp kutusu yaptırırdım. Okula çöp atanları uyarırdım. Bir daha o kişiyi yere çöp atarken görürsem müdüre götürürdüm. Çocuk müdüre gitmezse ben de müdürü çocuğun yanına çağırırdım. Çocuk bir daha yere çöp atmazdı. Hep çöp kutusuna atardı. Böylece okul temiz olurdu.


Y. Batuhan YILMAZ
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 146

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Mucit olsaydım kaynakları kopyalamanın yolunu araştırırdım. Aids’e ilaç bulurdum. Aynı anda 9 yemek yapan bir fırın yapardım. Beyin yıkayan alet yapardım. Işınlanmanın yolunu bulurdum.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
1.Söz kesmek.
Çözümü : Önce ben söz kesmemeliyim. Sonra çevremdekilere örnek olmalıyım.
2.Küçüklere küçük diye saygı göstermemek.
Çözümü : Gençler akılları sıra dayılık yapmaya çalışırlar. Onları aileleri başıboş bırakıyorlar. Onlara gözümüzdeki değerlerini ve yemeleri gereken şamarın sertliğini göstermeliyiz. Gençleri bilinçlendirmeliyiz (başkaları yapmazlarsa). Aileleri onları başıboş bırakmamalıdırlar.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Bir robot icat etseydim hafızası 612 gb (cigabayt) olurdu. Yetişemediğim yerlere yetişip istediğim eşyayı alırdı. Emrimden çıkmazdı. Beni istediğim yere hızlıca götürürdü. İstediğim müziği ekleyip dinlerdim, zekâ oyunu oynardım. Benimle konuşabilirdi, bana nasihat verirdi. İstediğim şeyi izlerdim. Ona üç boyutlu oyunlar yükleyip oynayabilirdim. Onunla sohbet edebilirdim. Beni korurdu ve aileme işlerinde yardım ederdi. Görüntülü ses kaydı yapabilirdim. Merak ettiğim şeyleri cevaplardı. Derslerimde yardımcı olurdu. Uçma ve yüzme yeteneği olurdu. Su geçirmez olurdu. Bir kez şarz edince 20 yıl çalışırdı.


BENİM ROBOTUM
Uçar, yüzer, koşar,
Su geçirmez özelliği var.
Bu benim robotum,
İstediğim yapar.

Zekâ oyunu oynar benimle,
Ulaşır istediğim yere.
Öğüt verir bana,
3 boyutlu oyun oynarım üzerinde.

Arkadaş olur bana,
Dediğimi iki etmez.
Benden gizli iş yapmaz,
Derslerimde yardım eder bana.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
1. Değişiklik : Zamanın gerisine gidip başka bir yere gideriz.
Nasıl : Çünkü zamanın ilerisine gidebiliriz. Ama geri dönemeyiz. Bilim insanları şimdiki ışınlama ile mantık kurup dediğimi bulabilirler.
2. Değişiklik : Çin dünya hâkimi olabilir.
Neden : Dünya kaynakları tükenebilir. Çin şimdiden hazırlanıyor. Belki ayakları üzerinde duran tek ülke olabilir.
3. Değişiklik : Her insan mucit olabilir.
Neden : İnsanlar 15 yılda bir daha zekileşiyormuş. Teknoloji ile insan zekâsı geliştirilirse herkes mucit olabilir.
4. Değişiklik : İnsan psikolojisi güçlendirilebilir.
Nasıl : İnsanlar kötü şeyler görebilir. Bu şeyi unutturan veya kendimize hâkim olmamızı sağlayan bir şey yapılırsa psikolojik sorunlar olmaz.

BAŞINA GELMEYEN KALMADI (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Bir zamanlar çok güzel yemekler yapan bir aşçı varmış. Dürüstlüğü onu popüler yaparmış. Hiç görülmemiş yemekler yapar ve tatlıları harika olurmuş. Bir gün lahana kızartması yapıyormuş. Zeytinyağı kalmadığı için bakkala gitmiş, ama, ocağı açık unuttuğunu anlayınca hemen ev koşmuş. Kapıdan içeri girdiğinde her yerin yandığını görmüş ve etrafını alevler sarmış. Bir adam binadan duman çıktığını görünce hemen itfaiyeye ve ambulansa haber vermiş. Aşçı ölümün eşiğinden kurtulmuş, 3 ay hastanede yatmış. Çalıştığı lokantaya gidince lokanta müdürü:
-Çok geçmiş olsun. Senin için çok korktum. Sen en iyi aşçımdın, demiş.
Aşçı:
-Üzüldün mü, demiş.
Müdür:
-Evet. Haberlerde duydum evin yanmış. Kesin ocağı açık unuttun, değil mi, demiş.
Aşçı yalana kaçmayıp dürüstçe konuşmuş:
-Evet, ocağı açık unuttum.
Müdür:
-Sen bu unutkanlıkla beni de yakarsın, kovuldun!
Aşçı hiçbir şey söylemeden dışarı çıkmış, bankadan para çekmeye gitmişti. Bankaya girince batı ve öylece kaldı. Hırsızlar bankayı soyuyordu. Hırsızlar aşçının başına çuval geçirip onu kaçırmışlardı. Onu, hırsızlar evlerine götürdüler. Aşçı nasıl kurtulacağını düşünüyordu. Aklına bir fikir geldi. Hırsızlara dedi ki:
-Biliyor musunuz? Ben müshil ve fasulye ile harikalar yaratırım.
Hırsızlar:
-Evde fasulye var da müshili nereden bulacağız.
Aşçı:
-En yakın eczaneye gidin.
Hırsızlardan biri eczaneye gidip müshil alıp geldi. Aşçı yemeği yaptı. Hırsızlar yemeği gerçekten sevmişlerdi. Ama birden tuvaletleri geldi, bütün hırsızlar tuvalete girdi. Aşçı bu arada polisi arayıp suçluları yakalattırdı. Polis:
-Size çok teşekkür ederim aşçı bey.
Aşçı:
-Önemli değil memur bey, vatandaşlık görevim.
Polis:
-Size 500.000 – YTL hediye çeki veriyoruz.
Aşçı çok sevindi. Kendine ev aldı. Birden telefonu çaldı ve eski müdürü çıktı:
-Çok özür dilerim senden. Televizyonda duydum kahramanlığını, seni işe alıyorum.
Aşçı çok sevindi. İşe girdi ve lokantada çalışmaya başladı. Her şey harika gidiyordu. Tabi ertesi güne kadar. Hırsızlar lokantaya saldırıp lokantayı yakmışlardı. Müdür:
-Seni şirkete almakla büyük hata etmişim. O hırsızlar senin yakaladıklarındı. Başıma büyük iş açtın. İyi ki sigortayı yapmışım dedi ve ekledi:
Kovuldun! Başıma iş açmadan kaybol!
Aşçı evine gitti. Aklına bir fikir gelmişti. Dedi ki:
-Neden kendi lokantam olmasın ki?
Aşçı güzel yemek yapan işsiz arkadaşlarını toplayıp bir lokanta kurdu ve kazasız belasız hayatının sonuna kadar mutlu yaşadı.


Ahmet CAN
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 169

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben mucit olsaydım çaresi olmayan hastalıkların deneylerini yapardım. Her gün evi temizlemesi, evin her gün düzgün olması için robot yapardım. Ama yapabileceğim şeyleri yapardım.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Ben sınıftayken arkadaşlarımın konuşmalarından rahatsız oluyorum. Arabaların geçmesinden, mesela traktör, kamyonlardan ve düğün salonlarından rahatsız oluyorum. Öğretmenlerin daha iyi, öğrencilerine sorumlulukları ve disiplinin artırılması ve sık, sık kullanılması lâzımdır. Arabaların arkasından çıkan duman ve ses gürültüsünün önlenmesi için araştırmacıların, bilim adamlarının ve mucitlerin bu konuda önlem alması lâzımdır.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Benim istediğim robot evin işini yapmasını, bulaşıkları yıkamasını, odamı toplamasını, çamaşırları yıkamasını, banyoyu yıkamasını, yemek pişirmesini, küçük dolabı olmasını isterdim. Benim dediğimi yapmasını isterdim (tabi ki yapmadığı şeylerde olur). Bunlar olsaydı rahat yaşardım, hayatım biraz kolaylaşırdı.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknoloji ilerledikçe bizi mutluluğa götürür. Mutsuz yönleri de vardır. Mesela; silah, bomba yani teknoloji hem mutluluğa hem de mutsuzluğa götürür.

DUYARLILIK
Ben her zaman insanlara ve hayvanlara karşı duyarlı olmaya çalışıyorum. Duyarlı olmak her zaman için iyidir. Hayvanları incitmemeye, onları korumaya çalışıyorum.
20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
20 yıl sonra teknolojide değişiklikler olabilir. Mesela uçan araba, uçan motosiklet ve bisikleti de istediğin zaman sürebilmek, istediğin zaman uçabilmek ve çok hızlı gitmek. Teknoloji gelişe, gelişe hayatımız kolaylaşır, ama çok pahalı olur. Ama zararlı şeylerde çıkabilir. 20 yıl sonra bizim yemek yapmamız yerine robot yapar.

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Ben bir kentin yöneticisi olsaydım; geri dönüşüm kutusuna kâğıt, pet şişe falan atardım. Üstüne yazardım: “Arkadaşlar, lütfen çöplerinizi bu kutulara atınız.” Eğer yerlere atarlarsa ceza keserdim.

CANIM ANNEM
Benim annem seni çok seviyorum,
Bazen de üzülüyorum ama üzdüğüm zaman,
Düşünüp duruyorum, düşündüğümü bilemezsin,
Seni çok seviyorum canım annem.

Benim annem, canım annem seni çok seviyorum,
Sen olmasaydın ben ne yapardım,
Sensin benim annem,
Seni çok seviyorum canım annem.

İŞ ARAMAK (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Bir adam varmış ve hep iş arıyormuş. Bu adam dürüst, uzun boyluymuş. Öğretmen olmak istiyormuş. Yemeğini kendi yaparmış. Çok çalışıyormuş, küçükken de derslerinde çok iyiymiş. Öğretmeni hep “aferin” diyormuş. O da daha iyi olmak için her şeyi yapıyormuş. Eve gidince hemen odasına girip ders çalışmaya başlıyor, az televizyon seyrediyormuş. Annesi de “aferin, daha çok çalış, sınıf birincisi ol, öğretmenlerin daha çok aferin desin” diyormuş. Babası okulla ilgili her kursa gönderiyormuş ve daha da ileriye gidiyormuş. Babası her şeye gönderdiği için çok mutluymuş ve sınıfındaki herkes onun gibi çalışkan olmak istiyormuş. Bu adam iş arıyordu ya, öğretmen olmak istiyordu ya, işte bu adam öğretmen olmuş.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Okulumuzun tuvaletleri pis kokuyor, çaresine bakmaları gerek. Okulumuzun bahçesinde yaptığımız etkinliklerde çizgilerin belirginleşmesini, dışındaki ve arka bahçedeki taşların düzeltilmesini, duvarlara yazılan yazıların silinmesini, büyük sınıflardakilerin sıralarına ve duvarlara zarar vermemelerini, öğretmenlere ayrı oda, masa, sandalye, televizyon ve dolap verilmesini isterim.


Necdet Selim KOÇYİĞİT
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 172

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben mucit olsaydım AIDS’e çözüm arardım. Uçan araba yapardım. Saatlere televizyon yapardım, ışınlama yapardım. Işık ile çalışan araba yapardım. Merkür’e giden yanmayan roket yapardım. Saate kamera koyardım. Arabalara televizyon odası yapardım.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Pazar yerlerinde pazarcıların yeri yolun ortasında, bu yüzden çok fazla kaza olabilir. Arabalar insanlara çarpabilir. Arabalar geçerken tozlar kalkıp meyve ve sebzelere tozlar gelebilir.
Çözümü : Yola pazar eşyaları konulmamalıdır ve temiz yerlere kurulmalıdır.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Ben robot icat etseydim ameliyat yapan araba yapardım. Bu arabada hastalara bakılacak yeri yapardım. Benim arabam uçabilir, yüzebilir bir robot arabam olacak. Hırsızları yakalayacak bir araba yapardım. Bir düğmeye basınca ev olacak, istediğimi yapacak, bir düğmeye basınca insanların sorununu giderecek ve tüm sorunların çözümünü bulacak. Son olarak Türkiye’nin havasını değiştirecek robot yapardım. Çok fazla silahı olan robot yapmak isterdim. Bu robotumun içinde ışınlama olmasını isterdim. İnşallah hayalim gerçekleşir.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknoloji insanı hem mutluluğa, hem de mutsuzluğa götürür. Bazı işlerimizi kolaylaştırır. Doğayla yakınlığımız azalır. Bazı teknoloji aletlerini doğru kullanmalıyız. Kullanmazsak zararlı olabilir. Bu yüzden bu teknolojiyi doğru kullanmalıyız, kullanmazsak bizi mutsuz edebilir. Bazen bize yardımcı olur, bu bizi mutluluğa götürür. Teknolojinin en güzel özelliği mutluluğa götürmesidir. Ama bazıları güzeldir. Teknolojinin yararı da var, zararı da var. Bize yararlı olanı kullanalım. Kötü yönü, uyuşturucu, eroin, silahlar ve bombalar kötü yanıdır. İyi yönü; çamaşır makinesi, buzdolabı, v.b. gibi eşyalar iyi yanlarıdır. Teknolojinin eşyaları hem yararlı hem de zararlıdır. Mesela bilgisayar hem yararlı hem de zararlıdır.

DUYARLILIK
İnsanlar mesleklerinde birbirlerine duyarlı olmalıdır. Olursak işlerde anlaşmazlık yaşanmaz. Hepimiz iş arkadaşımıza iyi ve duyarlı davranmalıyız. Ben dört meslek isterim. Doktor, komando, avukat ve mucit olmak isterim. Bu mesleklerden hangisini kazanırsam oradaki kişilere duyarlı ve hoşgörülü davranacağım. Ben pek bilmem ama inşallah arkadaşlarıma ve öğretmenime duyarlı davranıyorumdur. İnsanlar işlerinde duyarlı olmalıdır.

TEKNOLOJİ
Televizyonlar çok küçük,
Elektrik de teknolojik,
Kırılmayan kalemler,
Neden güzel teknoloji,
Otomobiller teknolojik,
Lale devri bitti artık,
Olsun artık yeni devir başladı,
Jetler uçuşur göklerde,
İğne bile daha güzel.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
20 yıl sonra teknoloji iyice gelişir. Ulaşımda büyük gelişmeler olurdu. Tıp daha çok ilerlerdi. Işınlanma olabilir, her şeyin robotu üretilebilirdi. Mesela yemek yapan robot olabilir. Arabalar uçabilir, gemiler uçabilir, kopyalanma bulunabilirdi. Bütün hastalıkların çözümü bulunabilirdi. Örneğin AIDS’e çözüm bulunurdu. Saate bilgisayar yapılıp içine telefon konulabilirdi.

GÜNEŞ TUTULMASI
29.03.2006’da güneş tutulması oldu. Güneş tutulmasının nasıl olduğunu anlatmak istiyorum. İlk önce güneş tam gözüktü, sonra çeyrek gibi oldu, sonra hilâlden biraz geniş oldu, sonra tam hilâl oldu. Daha sonra ince bir hilâl oldu. Ama tam karanlık olmadı, fakat yine de güzeldi.


BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
1. Teknolojik eşyalar belli bir yerde yapılacak,
2. Teknolojik eşyaların atıkları yere atılmayacak,
3. Teknoloji aletlerinin özel bir yeri olacak,
4. Teknoloji aletlerinde bozuk veya kırık olursa ortalığa atılmayacak,
5. Teknoloji aletlerinde artan eşyalar atılmayıp başka şeylere kullanılacak diye tedbir alırdım. Çoğu zaman temizlik işleri yapılırdı. Çevreye hiçbir şey atılmayacaktır. Yere çöp atana 200 bin Dolar ceza keserdim. Onlar ödemeyeceği için 1 yıl hapis cezasına maruz kalacaktır. Onlar da yere hiç çöp atmayacaktır. Atarlarsa gizli kamera o kişiyi gösterecektir. Bu kamerayı görüp kırarlarsa para cezası 400 bin Dolar, ödemezlerse 2 yıl hapis yatarlardı.

ANNEM
Canım annem,
Tatlı annem,
Güzeldir benim annem,
Sen bir tanesin annem.

Uyandığımda hep seni görürüm,
Dünyada bir tanesin,
Sen olmayınca yanımda,
Dünyam kararır annem.

Sen bir kez üzülsen,
Kalbim dayanmaz bu acıya annem,
Sen yanımda olunca,
Sevinirim annem.

Seni ben öpünce,
Kalbim durur annem,
Sen olmazsan annem,
Yaşayamam ben annem.

Sen olmayınca yanımda,
Çok korkarım annem,
Sen hep yanımda ol annem,
Sen olmazsan yaşayamam ben annem.

Ben doğunca ilk seni gördüm,
Acıyla beni doğurdun,
Beni çok sevdin,
Hayat verdin benim canım annem.

Beni doğuran sen,
Bana ilk eğitimi veren sen,
Beni 9 ay karnında taşıyan sen,
En fazla emeği geçen sen.


ÖĞRETMEN (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Ali adında bir öğretmen varmış. Bu öğretmen uzun boylu, dürüst ve bekârmış. Kendi okulundan hiç memnun değilmiş. Çünkü öğrencileri çok dağınıklarmış ve hiç kitap okumuyorlarmış. Bu yüzden başka bir kente taşınmaya karar vermiş. Akşam yemeğinden sonra yatmış. Sabah erkenden kalkarak valiliğe dilekçesini yollamış. On gün sonra başka bir kente tayini çıkmış. Öğretmen artık memleketinde çalışacakmış. Çalıştığı okuluna son kez gitmiş, müdür, öğretmen arkadaşlarıyla ve öğrencileriyle vedalaşmış. Eşyalarını kamyona yüklettirmiş ve memleketine doğru yola çıkmış. Ali öğretmen annesinin evinin yanına ev yaptıracakmış. Ev yapılana kadar anne ve babasıyla kalmış. Evi bitince yeni evine taşınmış. Eşyalarını yerleştirmiş, evini temizlemiş. Sabah kahvaltısını yapıp yeni görev yapacağı okuluna gitmiş. Öğrencileri de tıpkı öğretmenleri gibiymiş. Öğretmen, öğrencilerinin de onun gibi olduğunu görünce sevinmiş ve mutlu bir yaşam sürmüş.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Ben demokratik bir ülkede olsaydım medyanın olmasını tercih ederdim. Çünkü haberler çok zor yayılırdı. Eskiden gazete falan yokmuş. O yüzden herkese haberleri yayan medyadır.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Okulumuzun daha iyi olması için hizmetlilerin artması lazım. Çünkü okul daha iyi temizlenir. Okulun sahası olması lazım ve her sırada laptop, yazıcı olması lazım. Bir de okulda küfür eden 1000 kere adını yazacak. Okul, öğrencilere özel araba verecek, bu arabalar akülü olacak. Okulda asansör olmalıdır.


Hacer Umay UĞURLU
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 191

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım; camdan yuvarlak bir şey yapardım. Düğmeye basınca istediğin yere gidiyorsun. Bunu yaşlılar, hamile kadınlar için yapardım. 2 saatte gidip gelirdin. Bunun adı;
YUMO IŞINLAMA olurdu.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Ben çevremdeki tek bir şeyi sevmiyorum. Okuldaki tuvaletleri sevmiyorum. Çünkü çok pis kokuyorlar. Evimizdeki gibi tuvaletleri temiz kullanırsak bu sorunu halletmiş oluruz.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Ben bir robot yapsaydım dıştan küçük bir çanta gibi gözükürdü. Düğmeler olurdu. Altı düğmesi olurdu. Birisi açma düğmesi, diğeri kapama düğmesi, birisi araba, birisi vapur, birisi uçak ve diğeri normal robot düğmesi olurdu. Robot ev işlerini yapardı. Onların hepsi ne güzel bir çantanın içinde dururdu. Bu robotun adı;
YUMU ROBOT olurdu.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Bence 20 yıl sonra insanlar mutsuz olacak. Çünkü her şeyi robotlar yapacak.

DUYARLILIK
İnsanlar duyarlı olmak zorundadır. Çünkü duyarlı olan insan çevreye de, hayvanlara da yani tüm çevresine duyarlı olur. O zaman da çevreye zarar vermez.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
20 yıl sonra hayatımız hep teknolojiyle dolacaktır. Işınlanma, uçan arabalar olacaktır. Hatta evlerin içinde yürüyen merdivenler olacaktır. Bir düğmeye basınca hemen yumurtan hazır olacak belki. Bence 20 yıl sonra insanlar mutsuz olacak.

ANNEM
Karnında dokuz ay taşıdın,
Hiç bıkmadın bana bakmaya,
Bana bir şey olunca yanıma koştun,
Seni çoook seviyorum…

Hastalığımda, sağlığımda bana baktın,
Ağladım hiç bıkmadın,
O güzel sesinle bana ninni söyledin,
Seni çoook seviyorum…

Bir gün gelecek,
Ayrılıp gideceğim,
Belki uzaya,
Senden ayrılınca çook üzüleceğim…

YUMO ARABAM
Bir arabam olsun isterim,
Uzaya gitmeye gerek kalmasın.

Bir arabam olsun isterim,
Uçup gitsin.

Bir arabam olsun isterim,
Denizde gitsin.

Bir arabam olsun isterim,
Havada gitsin.

Bir arabam olsun isterim,
Kurşun geçirmesin.

Sis lambası olsun,
Böyle bir arabam olsun isterim.

Bir arabam olsun isterim,
İçi ev gibi olsun.

Bir arabam olsun isterim,
Yatayım, mısır yiyeyim ve gezeyim.


MESLEĞİM-1
Uzaya gitmek istiyorum,
Uzaylıları görmek istiyorum.
,
Onlara dokunmak,
Astronot olmak istiyorum.

Mars’a, Venüs’e gitmek istiyorum,
Dünya’yı uzaktan görmek istiyorum.

Yıldızların arasından geçmek istiyorum,
Astronot olmak istiyorum.

Ay ve Güneş’le selamlaşmak,
Onların arkadaş olduğunu görmek istiyorum.

MESLEĞİM-2

Astronot olmak istiyorum,
Selam vermek istiyorum güneş ve aya,
Taklalar atmak istiyorum uzayda,
Resimler yapmak istiyorum uzaylılara,
Orada ışıklar yakıp, deneyler yapmak istiyorum,
Notlar almak istiyorum öğrencilere,
Onlara tanıtmak istiyorum uzayı,
Tanıtmak istiyorum uzayı.

İYİLİK ANAHTARDIR (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
İki arkadaş varmış, Ama görenler hayretler içerisinde kalıyormuş. Çünkü birbirlerinin huyları zıtmış. Birisi dürüst ve esmermiş. Okumak ve hikâye yazmaktan çok hoşlanırmış. Gürültü ve dağınıklığı hiç sevmezmiş. Diğeri korkak ve şişmanmış. Futbol oynamak ve uyumak favorisiymiş. Ders çalışmayı hiç sevmezmiş. Fakat çok iyi anlaşıyorlarmış. Görenler “İki farklı çocuk nasıl böyle olabilir?” diyorlarmış. Birisi çıkıp demiş ki “Bence kötü çocuk, bu iyi, temiz yürekli çocuğun gözünü boyuyor.” Herkes bu fikri onaylamış. Ama hiç de öyle düşündükleri gibi değilmiş. İyi çocuk her şeyin farkındaymış, amacı ise bu kötü çocuğu, iyi birisi yapmakmış. Kötü çocuğa çok iyi davranıyor ve her istediğini yapıyormuş. Halk “Artık yeter ama, bu iyi, bu cesur çocuğu kendisi gibi yapmadan buna bir el atmalıyız” demişler. İyi çocuğu bir yana çekip konuşmaya başlamışlar. “bak oğlum, bu çocuk sandığın gibi değil. Kötü, pis bir çocuk. Hemen arkadaşlığını kes.” İyi çocuk hepsinin gözlerinin içine bakarak:
-Hayır, arkadaşlığımı kesmeyeceğim, her şeyin farkındayım, demiş.
-Öyleyse neden arkadaşlığını sürdürüyorsun, demişler.
-Onu benim gibi birisi yapmak için, demiş.
Gerçekten de zamanla kötü çocuk, tıpkı arkadaşı gibi birisi olmuş. Büyümüşler ve ayrı kentlere taşınmışlar. Birisi öğretmen, diğeri de polis olmuş. İkisi de mutlu-mesut yaşamış.
(İYİLİK HER KAPIYI AÇAR)

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Ben medyanın olmasını isterim. Çünkü o zaman her şeyi duyabilirim. Bana istekte bulunan birini medya sayesinde öğrenebilirim.



M. Ali ÜNAL
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 195

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben mucit olsaydım obezlere yemek listesi hazırlardım. Bunu yapınca obezler olmayınca çok sevinirdim. Nedeni ise obezlerin mutlu olmasıdır.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Çevremdeki sorun, okula gelirken giderken, okulda oynarken yollarda bulunan çukurların zorluğunu çekiyorum. Bunda serviste çukura girdiğimizde hoplayarak kendime zarar verebilirim. Bu sorunun çözülmesi için insanların yolları sağlam yapmasını isterim.
2. Sorun; ise kirliliktir. Mahalle, sokak, site gibi her yerde çöp var. Bu sorundan hastalanarak zarar görüyorum. Bu sorunun çözülmesi için hizmetlilerin yeterli olmadığını görerek, işe yeni hizmetliler alınmasını isterim.
3. Sorun; okul hayatımda öğretmenimin beni yanlış anlayıp bana kızmasıdır. Ama bu sorunun olması gayet normal. Öğretmenimin kafasında çok şey olduğu için beni yanlış anlaması normaldir.
4. Sorun; arkadaşlarımın beni yanlış anlayıp bana argo kelimeler kullanmaları. Örneğin; bugün ders işlerken kadir bir örnek verdi. Az bir zaman sonra Kadir yanıma gelerek ağzını kulağıma dayadı ve “Sensin o salak!” dedi. Ben ona salak dememiştim.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Ben bir robot icat etseydim; robotum ev ve tamir işlerini yapan, çok akıllı, benim sorularımı yanıtsız bırakmayan, benimle oyun oynayan bir robot yapmak isterdim.
Benim robotumun en iyi noktası ise gerektiğinde değişik, istediğim her şey olmasıdır. Örneğin; uçak, araba, ev, vb.
Robotumun şarzla ve elektrikle çalışmasını isterdim. İcat ettiğim robotun istediğim şeyi çabucak yapmasını isterdim.
BENİM ROBOTUM
Bir robot yapmak isterdim,
Futbol takımımda oynasın,
O güzel akılıyla,
Teknik direktörün olsun.

Bir robot yapmak isterdim,
Benim yatağımda yatsın,
Beni sevsin, okşasın,
En iyi arkadaşım olsun.

Bir robot yapmak isterdim,
Uzay aracı olsun,
Beni uzaya götürüp,
Tüm bilgileri sunsun.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Yararları : Teknoloji insanlar için çok önemlidir. Evlerde, iş yerlerinde, parkta, bulunduğumuz her yerde teknoloji vardır. Teknoloji olmasaydı insanların yaşamı zorlanırdı. Ulaşım ve iletişim yapamazdık. Örneğin; karayollarındaki teknoloji gittikçe ilerlemiştir. İlk tekerlekler kare şeklinde ve ondan sonrakiler zamanla ilerlemiştir. Bunun gibi iletişim olarak ta bilgisayar, telefon, televizyon, telgraf, radyo, cep telefonu teknoloji sayesinde yapılmıştır.
Zararları : Teknolojinin yararları olduğu gibi zararları da vardır. Örneğin; bilgisayarda virüs ve daha birçok iletişim araçlarındaki hastalıklar.
Ortak Noktası : Teknoloji kullanılmalıdır ama zararlarına dikkat edecek şekilde.

DUYARLILIK
Duyarlı olmak çok uzun bir duygudur. İnsanlara duygu, hayvanlara duygu örnektir. Duyarlı olmak saygıya benzer bir şeydir. Çevredeki her şeye saygı duymalıyız.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
20 yıl sonraki hayatı düşünmeden önce kendi hayatımızı bir düşünelim.
Hayatımızdaki cep telefonu, inşaatlar, makineler, araçlara bir bakalım. Dünyadaki her şeye bir bakalım. Sonra da ilerleyecek zamanı düşünelim.
20 yıl sonra ne gibi değişiklikler olur? Bence, 20 yıl sonra çeşitli makineler, değişik oyuncaklar, ev robotları, ihtimal olarak ışınlanma, uzayları inceleme, yeni gezegenler bulma ve daha birçok şey.
20 yıl sonra çeşitli makineler üretilince işlerimizi daha kolay, oyuncaklar veya değişik oyunlar olunca da çocuklar daha iyi vakit geçirir. Ev robotları hanımların işini kolaylaştırır. Işınlanma olayı olursa insanlar istedikleri yere daha çabuk ulaşır. Diğerleri olursa insan merakını giderir.
Şunu unutmayın ki! Teknoloji kendi kendine değil insanlar tarafından ilerler.

GÜNEŞ TUTULMASI
Ben Salı günü okula geldim. Herkesin elinde gözlük vardı, nereden aldıkların sordum. Aleyna Market Milliyet gazetesi ile Güneş tutulması gözlüğü veriyormuş. Çarşamba günü Güneş tutulmasını izlemek için sabırsızlanıyordum. Hemen Aleyna markete, Muhammed ve Kadir ile gazeteyi almaya çıktık. Ben aldım ve geri döndüm. Öğretmenimiz bu olayla ilgili bizi bilgilendirdi. Etütten çıktım, servise binip eve gittim. Olanları anneme anlatıp hava karanlık olmadığı için aşağıda top oynadım. Yarın Güneş tutulması ve Din Kültürü yazılısı vardı. Akşam saat 7.00’da çalışmaya başladım. Sonra televizyon izledim, kitap okudum ve yattım.
Çarşamba günü olmuştu. Sabah annem izinliydi. Kahvaltımı kardeşimle birlikte yaptım. Üstümü giyip, annemi öpüp, kardeşimle beraber çıktım. Benim servis arkadaşlarım orada bekliyordu. Orada az bir şey oyalanıp servise bindim. Serviste Ahmet amca 25 yumurta kaç para eder diye bir soru sordu. Sorunun cevabı yarınmış. Okula geldik. İlk ders Din’di. Din Kültürünün ilk dersinde çalışıp ikinci dersinde yazılı olduk. Ondan sonraki ders İngilizce’ydi. İngilizce dersinin ilk yarısında İngilizce işledik. Çünkü öğretmenin işi varmış. Sonra meral öğretmenimizle soru yazdık. Öğle zili çaldı, çıktım. Servisten indiğimde herkes okulun bahçesinde Güneş tutulmasını izliyordu. Ben de hemen gözlüğümü alıp izledim. Güneş tutulmasında Ay, Güneşin önüne geçmişti. Değişik şekiller alıyordu. Bütün öğretmenler ve okul oradaydı. Güneş tutulması olmuştu. Ben o anda dua ettim. Müdür herkesin içeri girmesini istedi. İçeri girdik, geri kalan yazımızı yazıp, öğretmenden izin alarak tekrar dışarı çıktık ve Güneş tutulmasının devamını izledik. O gün yaşadıklarımı hiç unutmayacağım.

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Ben bir kentin yöneticisi olsaydım kentimin her şeyini eksiksiz yapmaya çalışırdım. Çöplerimi koyardım, geri dönüşüm kutusu koyardım. Şehrimde hırsızlığı yasaklardım. Hırsızlık yapanlara 10.000 – YTL para cezası verirdim. Ayrıca aşırı hız yapanların yol altı makinemle plakasını alır, mahkeme veya para cezasına çarptırırdım. Çocuk kaçıranlara 10 ile 20 ay arası mahkeme cezası verirdim. İnsan öldürenlere mahkeme ve para cezası verirdim. Şehrime kütüphaneler yapardım. Çocuklara park ve bedava dondurma yeri açardım. Kentimin güzel olması için bunları yapardım.

CANIM ANNEM
Her zaman her yerde,
Hep yanımda oldun,
Beni büyüten,
Canım annem.

Sana muhtaç olduğumu,
Sonradan anlasam da,
Beni büyüten,
Canım annem.

OKULA GEÇ KALAN AŞÇI (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Atatürk İlköğretim Okulu’nda bir aşçı varmış. Okul müdürü, bu aşçıya, okula geç kalmayı yasaklamış. Bu aşçının hoşlandığı şey yemek yapmak, hoşlanmadığı şey ise ders çalışmakmış. Aşçının dış görünüşü; esmer, uzun boylu ve gözlüklüymüş. Kişiliği ise; çok içe dönük ve korkakmış. Bu aşçı her gün okula, zamanında, yemek yapmak için gelirmiş. Günler böyle geçiyormuş. Bir gün aşçının eşi sabahleyin yemek yapmamış. Aşçı kendine yemek yapmak zorunda kalmış. Zaman da böylece ilerlemiş. Aşçı okula geç kalmış. Müdür, aşçının bu hareketinin bir daha tekrarlanmamasını istemiş. Aşçı eve geldiğinde eşini uyarmış. Bir daha bu olayın tekrarlanmamasını istemiş.
Günlerden bir gün aşçı akşam saati kurup yatmış. Saat bozulmuş, aşçı okula yine geç kalmış. Müdür aşçıya sert bir şekilde:
-Sana söylemiştim, niçin geç kaldın?
-Efendim saatim bozulmuştu.
-Ben böyle bir şey anlamam. Seni işten kovuyorum, diye sert bir tepki vermiş.
Aşçı ondan sonraki günlerde iş aramaya başlamış. Ama bir türlü bulamamış. Eşi öğretmenmiş. Aşçıyı teselli etmeye çalışıyormuş. Aşçı ile eşi arasında bir diyalog geçmiş.
-Üzülme, yarın sana iş arar, buluruz.
-Hayır! O kadar iş aradım bulamadım.
-Buldum… Benim okulumda aşçıya gerek var. Sen de benim okulumda aşçılık yaparsın, diye teselli etmiş.
Aşçı bu işe ikna olup yeniden işe başlamış. Ondan sonraki günlerde mutlu bir şekilde yaşamışlar.
DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Ben demokratik bir ülkede yaşasaydım medyanın olmasını isterdim. Çünkü medya olmasaydı yöneticiler olmazdı.


Olcay Sedef KARATAŞ
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 225

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım deneyler yapardım. Hastalara çare bulurdum. Kanserin çözümlerini araştırırdım. Robot yapar robotun her işi yapmasını isterdim. Lazerle ışınlanmayı icat ederdim. Birçok şey yapardım.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Çevremle ilgili şu sorunlarım var; Keşke herkes ağaç dikse çok mutlu olurdum. Okullarda hiç kavga olmasa, herkes birbirini sevse çok mutlu olurum. Dünyada herkes birbirini sevse, hep arkadaşlık olsa, barış olsa çok mutlu olurum. Keşke hırsızlık olmasa ne güzel olur. Size bir haber vermek istiyorum. Bir kadın yolda yürürken arabayı süren kişi çantayı kapıp kadını yolda sürüklemiş ve kadın yaralanmış. Ondan sonra hastaneye kaldırılıp tedavi edilmiş. Ben çok üzülmüştüm. Bunlar beni rahatsız eden şeyler.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Benim robotum evimi temizlemeli, her şeyimde yardım etmeli. Bana bilgi sunması, bana yemek yapması, bana güzel yemekler yapmasını istiyorum.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknoloji güzel bir şeydir. Hem mutsuz yanı vardır, hem de mutlu yanları vardır. Teknoloji yararlıdır. Çünkü teknolojinin birçok yararı vardır. Teknolojinin yararları; süpürge makinesi, buzdolabı, bunlar yararlıdır. Teknolojinin zararları; silahlar, eroin, televizyon, sigara bunlar zararlıdır. Teknoloji insanların yaşamında kolaylık sağlar, zaman kaybını önler.

DUYARLILIK
Her insan bazı konulara karşı duyarlıdır. Duyarlı olmak insanları hassas yapar. Hayvanları da sevmeliyiz ve korumalıyız. Duyarlılık deyince şunları anlıyorum: İnsanlara yardım etmek, yoksullara yardım etmek, arkadaşlarımla eşyalarımı paylaşma ve hoşgörülü olmak. Bunlar benim tercihim. Hayvanları da korumalıyız ve onları sevmeliyiz. İnsanların ağaçları kesmesi beni çok üzer, onun için ben ağaçları kesmem ve hep duyarlı olurum.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Bence 20 yıl sonra çok değişik şeyler olacak. Ben de bunun anlatmak istiyorum. Işınlanma olabilirdi, otomatik arabalar ve gemiler olabilir, robotlar olabilir, daha güzel evler olabilir. Kütüphaneler de iyi olabilir. Bir de giysilerimizde değişiklikler olabilir. Bir de kendi hayalimi anlatmak istiyorum.
Benim bir evim olsun isterdim. Evimde bir çocuğum var. Çocuğum acıktığında kumandanın düğmesine basar, yemeği gelir, yedirirdim. Banyo yapmak istediğimde düğmeye basar, banyomu yapardım. Benim hayalim bu ve 20 yıl sonra hayatın zorlanmayacağını biliyorum.

GÜNEŞ TUTULMASI
Bugün güneş tutulması oldu. Herkes okulun bahçesine çıktı. Ben de çok heyecanlıydım. Elimdeki gözlüğü güneşe doğru tuttum ve güneşin gittikçe tutulduğunu gördüm ve hava gittikçe kararıyordu. Hava soğumaya başlamıştı. Okul Müdürümüz bir konuşma yaptıktan sonra herkesin sınıfa girmesini istedi. Sınıfa girdikten sonra hepimiz güneşin açılmasını seyretmek için yine dışarıya çıktık. Güneş gittikçe açılıyordu ve açılmaya başlamıştı. Çok güzel geçmişti.
İleriki yıllarda yine Güneş Tutulması olacak ve o zaman yaşlanacağız ve yaşlandığım zaman torunlarıma şunu anlatacağım; “Ben küçükken Güneş Tutulması olmuştu ve hava kararmaya başlamıştı. Sonra gittikçe açılıyordu.” diyeceğim. Onlar da büyüdüğü zaman Güneş tutulmasını görecekler ve onlar da yaşlandığı zaman torunlarına anlatacaklar.

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Ben bir ilçenin başkanı olsaydım; organik atıkları başka bir yere gönderirdim. Başka bir yerden gelenleri yine başka bir yere gönderirdim. Sonra yere çöp atanlara para cezası verirdim. Otomatik çöp kutusu yapardım. Yerlere tükürenleri uyarırdım. İlçenin temiz olmasına özen gösterirdim.

ÇİÇEK KOKULU ANNEM
Bana sevgiyle baktın,
Hastanede kucağında gözümü açtım,
Bana baba gibi davrandın,
Çiçek kokulu annem.

Sen bana sevgiyle davrandın,
Hep bana baktın,
Dersimde hep bana yardımcı oldun,
Çiçek kokulu annem.

YEMEK YAPAN AŞÇI (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde korkak bir adam varmış. Çok şişmanmış. Mesleği de aşçılıkmış. Uyumayı çok seviyormuş. Dağınıklığı hiç sevmiyormuş. Yemek yapmayı çok seviyormuş. Değişik, değişik yemekler yapıyormuş. Hepsinin de çok güzel tadı varmış. Aşçı, kendi yaptığı yemekleri bir bir yiyormuş. Onun için şişmanmış. Çok korkakmış. Sudan nefret ediyor ve girmeye korkuyormuş. Aşçı her sabah erkenden lokantaya gidip hemen işe koyuluyormuş. Lokanta sahibi de çok memnunmuş. Aşçı her zaman farklı yemekler yapıyormuş. Tatlılar, kurabiyeler, çörekler yapıyormuş. Herkes aşçının yemeklerini çok seviyormuş. Onun için hep aşçının çalıştığı lokantaya geliyorlarmış. Aşçı yemekleri çok güzel yapıyormuş, ama çok korkak olduğu için suyu elinde tutamıyormuş. Bir gün işten dönerken aklına bir şey gelmiş .
-Neden ben su korkumu yenmek için suyun içine girmiyorum.
Eve gelmiş ve hemen banyoya girip banyo yapmaya karar vermiş. Kendine güveniyormuş, başarabilirmiş. Suyun içine girmiş ve suyun korkulacak bir şey olmadığını görmüş. Artık sudan korkmuyormuş ve artık hiç bir şeyden korkmuyormuş. Mutlu bir hayat yaşamış.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Bence medya güzel bir şey. Herkes haberleri öğrenirdi ve iyi olurdu. Okuma bilmeyenler de resimlere bakardı.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Okulumuzun daha güzel olması için önce tuvaletleri temiz tutmalarını önerirdim. Yerleri temiz tutmaları için onları uyarırdım. Öğretmenlere karşı saygılı olmaları için onları uyarırdım. Yemek artıklarını yere atmamayı önerirdim. Okulumuzu temiz tutmalarını söylerdim. Soyunma odası yaptırırdım. Kütüphane yaptırıp içine kitaplar koyardım. Öğretmenlerin dinlenmesi için dinlenme odası yaptırırdım.


Berke KÜÇÜKSAĞIR
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 234

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım saatli cep telefonu yapardım. Yani bildiğimiz saatin ön tarafı saat, arka tarafı kameralı, fotoğraf makineli cep telefonu icat ederdim. Bunun nedeni insanların önemli bir şey olduğu zaman hemen görüntüleyip başka insanların görebilmesi için onların yani başka kişilerin görebilmesi için yapardım.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Tuvaletlerin pis olması ve kötü kokması. Çözüm önerisi öğrencilere bir duyuru yapılması ama yine de pislenme ve kötü kokma devam ediyorsa velilere söylenilip bu huylarının düzeltilmesi için söylenmeli. Ve hizmetlilerin daha çok temizlik yapması.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Ben bir robot icat etseydim; konuşan, hareket eden bir robot icat ederdim. Hizmetçi bir robot icat ederdim. Ev işlerine bakan, insanlara yardım eden, ortalığı toplayan, eşyaları düzenleyen, çocuklarla oynayan, her şeyi bilen, bize bilgi sunan ve herkesi mutlu eden, şarzlı ve değişik birkaç şekle giren uzaktan kumandalı bir robot olurdu.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknolojinin hayatımızdaki yararları şunlardır:
Telefon, internet, televizyon, radyo iletişim aracıdır, daha hızlı iletişimi sağlar. Araba gideceğimiz yere hızlı gitmemizi sağlar. Bütün bunlar teknolojiyle üretilmiştir. Teknoloji olmasaydı nasıl iletişim yapacaktık, nasıl haberleşecektik?
Teknolojinin hayatımızdaki zararları şunlardır:
Telefonun hayatımızda önemli bir yeri vardır ama bazı bilgisayarlı ulaşım araçlarında zararlı olabilir. Mesela uyuşturucu çok zararlı bir maddedir. Ama hayatımızda vardır. Silahlar olmasaydı savaşlar olur muydu? İnsanlar ölür veya zararlar olur muydu? Ama teknolojinin yararı da zararı da hayatımızda vardır. Teknolojinin yararlarını kullanalım arkadaşlar!
DUYARLILIK
Hayatımızda hepimizin yapması gereken hem kendimize, hem de başkalarına karşı görev ve sorumluluklarımız vardır. Örneğin ailemize, öğretmenimize, arkadaşlarımıza karşı sorumluluklarımız vardır. İnsan bu sorumluluklarının bilincinde olup yerine getirmesi gerekir.
Duyarlı insan da sorumluluklarının bilincinde olup başkalarının uyarmasına fırsat vermeden sezgili davranarak, düşünceli, duygulu ve nazikçe davranan insanlardır.
Bunların doğrultusunda hem kendimiz mutlu oluruz, hem de çevremizdeki insanlar tarafından daha çok seviliriz. Duyarlı bir öğrenci olarak ödevlerimizi zamanında yapıp derslerimizi iyi öğrenip, notlarımızı yüksek tutarsak hem kendimizi hem de öğretmenimizi hem de ailemizi mutlu ederiz. Ayrıca bizden sonraki öğrencileri düşünerek sıralarımızı temiz tutmalıyız. Koridorda gereksiz yanan lambaları söndürmeliyiz. Boşa akan çeşmeleri kapatmalıyız. Böylece duyarlı bir öğrenci olmuş oluruz.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
20 yıl sonra ışınlanma olayı gerçekleşebilir. Mutfak alanında yeni robotlar, uzaktan kumandalı fırınlar, buzdolapları, bulaşık makineleri, derin dondurucular icat edilebilir. Şekil değiştiren mutfak robotları olabilir. Ulaşım alanında uçan motorlar, arabalar, bisikletler olabilir. Özel bir sandalye ve düğmeleri olur, düğmelere basınca uçar, bir daha basınca aşağı iner. Çeşitli robotlar, oyuncaklar ve oyunlar olacaktır. Robotlar ev kadınlarına, insanlara yardım ederler. Oyuncaklar, oyunlar çocukları eğlendirir. İletişimde çok küçük cep telefonları olabilir. Çok çeşitli fotoğraf makineleri üretilirdi. Restaurantların her masasında telsiz olurdu, telsizden konuşup sipariş verirdik, yemek önümüze gelirdi. Bir kamera olurdu, düğmeye basınca teyp, başka bir düğmeye basınca televizyon olurdu. Evlerde bir oda olurdu, odanın uzaktan kumandası olurdu, üstünde yazılar olurdu. Banyo yazılı tuşa basınca banyo, salon tuşuna basınca salon, mutfak tuşuna basınca mutfak, yatak odası tuşuna basınca yatak odası, balkon tuşuna basınca balkon olurdu. Evde bir televizyon olurdu, düğmeler olurdu, düğmeye basınca teyp olurdu. Ben doktor olurdum, hastaları evimde tedavi ederdim. Evimde bir düğme olurdu, basınca aşağı iniş merdiveni olurdu. Garajda arabam olurdu, cam gibi bir şey olurdu, sadece benim parmak izimi görünce açılırdı. Benim için son derece güzel bir hayat olurdu!!!

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Kentte Temizliği Sağlayan Yönetici
Ben bir kentin yöneticisi olsaydım; en iyi şekilde temizliği sağlardım. Çünkü pis yerleri hiç sevmiyorum. Yerlere tükürenlere ceza yazardım, mahalledeki çöplükleri çoğaltırdım, yerleri temizleyen, çöpleri toplayan bir makine alırdım. Ama bunu her gün kullandırırdım. Teknolojik atıklarda ise kampanya yapardım, teknoloji ürününe göre para verirdim; böylece pisliği azaltmış olurdum.
Her insan bunun gibi temizlikler yapmalıdır. Pislikler olmadığı için koku da olmaz, böylece bütün kirliliği engellemiş oluruz.
Tabi bunları yapmak insanların içinden gelmelidir!!!

GÜNEŞ TUTULMASI
Bugün çok mutluydum. Çünkü tarih 29.03.2006 idi. Yani Güneş tutulması vardı, saat 13.10’da başlayacaktı. Sabah erkenden kalktım, kahvaltımı yaptım, çok mutluydum. Okula gitmek için evden çıkarken “anneciğim sen de Güneş tutulmasını izleyecek misin?” dedim. Annem, “tabiî ki Berke, izleyeceğim, merakla bekliyorum” dedi. “Babacığım sen izleyecek misin?” dedim. “Evet, oğlum, ben de izleyeceğim” deyip, beni sıkı, sıkı tembihledi. “Oğlum, Güneşe sakın gözlüksüz bakma, yoksa gözlerin bozulabilir” dedi. Babama “tamam, bakmam” deyip, hayırlı işler diledim. Okula gelmiştim, Selçuk’u gördüm. Selçuk’la kaydırak oynamaya gittik. Herkes oraya gelmişti. Biraz oynadık, ders zili çalınca sınıfa girdik. Dersimiz Din Kültürüydü, yazılı olacaktık. Fakat yazılıya başlamadan önce Din Kültürü öğretmenimiz, Esen öğretmenimiz, dedi ki “Kıyametin kopması, güneş tutulmasında olacakmış, yıldızlar Dünyaya dökülecekmiş” diye bilgi verdi. Sonra yazılı olduk, yazılım iyi geçmişti. Teneffüste Güneşe bakma gözlüğü konuşuluyordu. Ama ben Bilim Teknik dergisiyle Güneşe bakma gözlüğünü ilk ben almıştım. Bir sürü bilgi edinmiştim, gözlüğümü de yapmıştım. Ders İngilizce’ydi. İngilizce’de organları öğrenecektik. Birinci ders bitiyordu, İngilizce öğretmeni şöyle dedi; “çocuklar ben ikinci ders olmayacağım, çünkü başka bir okulda görevliyim.” İkinci ders meral öğretmenle, yani sınıf öğretmenimizle ders işledik. Öğle zili çaldı, öğle yemeğimizi yedikten birkaç dakika sonra M. Akbaş, ben ve Ekrem maç yapıyorduk. Ekrem kaleciydi ve ben bir gol attım. Sonra ikinci golü de atınca M. Akbaş, Ekrem’e kızmaya başladı. Çünkü golleri bilerek yediğini düşünüyordu. Ben onları ayırdım ve maçı orada bitirdik. İşi tatlıya bağlamıştım. Sonra biraz kaydırakta oynayıp içeri girdik. Öğretmenle Sosyal Bilgiler sorularını yazıyorduk ki, dışarıdan sesler gelmeye başladı. Bütün sınıf dışarı çıktık, herkes Güneş tutulmasını izliyordu. Ekrem, Tansel, M. Akbaş ve ben beraberdik. Çok sevinçliydik. Güneşin bir kısmı tutulmuştu bile. Biz de gözlüyorduk. Bazı kişilerin gözlüğü yoktu. Öğretmenimiz de Güneş tutulmasını izliyordu, öğretmenimize sorular soruyorduk. Sorunun birisinde “öğretmenim, Güneş tutulması nasıl oluyor?”. Öğretmenimiz “hayal edin, uzun bir çizgi, bu çizginin başında Güneş, ortasında Ay ve en sonunda Dünya” dedi. Biz de dinledik. Sonra hava karardı, ama çok kararmamıştı. Ben parka gidelim dedim, ama Tansel okulun en üst katından izleyelim dedi. Benle, Ekrem parka, Tansel ve M. Akbaş en üst kata gitti. Güneş tutulmasını izliyorduk. Buse öğretmen çağırıyor dedi. Öğretmenin yanına gittik, Güneş tutulmasını heyecanla izlerken bir anda müdür “hadi içeri girin, Güneş tutulması bitti” dedi. Bütün 4/A sınıfı, istemeye, istemeye içeri girdik. Sosyal Bilgilerden son iki sorumuz kalmıştı, onları da yazdık ve herkes “öğretmenim Güneşin açılmasını izleyelim” dedi. Öğretmen de izin verdi. A bloğunun oradaki merdivene oturduk ama orası çok pis kokuyordu ve başka bir yere geçtik. Güneşin açılmasına az bir süre kalmıştı, kaydırakta oynamaya başladık. Bir süre sonra zil çaldı, eve gidiş ziliydi. Ama, ben etüte kaldığım için gitmeyecektim. 5/B ile maç yapacaktık ve maç başlamıştı, zevkli geçiyordu. 3 – 2 yendik, dördüncü sınıfa gitmemize rağmen iyi oynuyorduk. İçeri girdik, beslenme sırası Batuhan’daydı. Dün olmadığı için sıranın kendisinde olduğunu bilmiyordu. Bir şey yememiştik ama günüm çok güzel geçmişti. Bu günü hiç unutmayacağım, Allah izin verirse yeğenlerime, torunlarıma anlatacağım. Bu günü en baştan bir daha yaşamak isterdim. Çünkü 54 yıl sonraki Güneş tutulması Tam Güneş Tutulması olmayabilir. O yüzden bu günü en baştan yaşamak istiyorum.

YEMEK YAPMAYA ÇALIŞAN İŞÇİ (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Bir zamanlar bir kentte bir adam yaşarmış. Geliri azmış. Ama dışarıda yemek yiyormuş. Bir gün parası bitmiş. Maaşını almasına çok varmış. O yüzden evde yemek yapmak zorunda kalmış. Başlamış evde yemek yapmaya. Önce çorba yapmaya başlamış. Çorbaya tuz atmış, ama tuzluğun ağzı açık kalmış. Sonra pişirirken tüp bitmiş. Tüpçüyü arayıp tüp takması için eve çağırmış. Tüpçü, tüpü takıp gitmiş. Çorbayı pişirmiş. Biraz tuzu az olmuş diye çorbaya tuz atmaya karar vermiş. Tuzun kabını almış, tuzu atar atmaz kaptaki bütün tuz çorbanın içine boşalmış. Bir de panikten çorbanın içine gözlüğü düşmesin mi. Gözlüğünü yıkamaya giderken elektrik kesilmesin mi. Adam kala kalmış. Birkaç dakika sonra elektrikler gelmiş. Adam da gözlüğünü yıkayıp sandviç yapmış, yemiş. O gün öyle geçmiş. Ertesi gün arkadaşlarının yanına gitmiş, konuşuyorlarmış. Biri “dün elektrikler kesildi, birine bir şey oldu mu” demiş. Herkes “bir şey olmadı” demiş. Ama işçi olan adam çok dürüstmüş. Başına gelenleri anlatmış. Akşam eve gelmeden önce işçi adam arkadaşları ile top oynamaya gitmiş. Çok zevkli geçmiş. Ama eve gidince morali çok bozulmuş. Çünkü yine yemek yapacakmış. Bu gece de dünkü gibi olmuş. Sabah çalıştığı yerden istifa edecekmiş, ama bir türlü korkusunu yenip istifa edemiyormuş. Günler geçmiş, adam istifa etmeyi başarmış. Bir taksi işinde şoför olarak çalışıyormuş. Bir gün taksiye kötü huylu bir adam binmiş. Kötü huylu adam:
-Şehir dışına doğru git, demiş. Şoför adamın kötü huyunu anlamış “bu beni gasp edecek” demiş. Şoförün şansına karşısına birkaç trafik polisi çıkmış. Adamı yakalamışlar. Bunları gördükten sonra en tehlikesiz meslek olarak öğretmenliği seçmiş ve şimdi başında bir bela olmadan öğretmenlik yapıp, mutlu, mutlu yaşıyormuş. Tabiî ki yemek yapmadan.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Ben demokratik bir ülkenin yöneticisi olsaydım medyanın olmasını kesinlikle isterdim. Çünkü halka duyurularımın televizyona çıkmasını isterdim. Eğer medya olmasaydı duyurularım halka çok zor ulaşırdı ve kararlar alınamazdı. Ama medya olunca kamuoyu gücünden dolayı istemediğim şeyleri yaptırırlardı. Ama ben yine de medyanın olmasını isterdim. Medya olunca daha iyi, medya olunca işlerimi daha hızlı ve kolay yapardım.

OKULUMUZU YENİLEYELİM
Bence okulların eni 500 m boyu 750 m. olmalıdır. Okul dört katlı olmalıdır. Sınıflar geniş ve konforlu olmalıdır. Panolar üç dört tane olmalıdır. Her sınıfın iyi bir kilidi olmalıdır. Sınıfların perdesi bir kalın bir de tül perde olmalıdır. Her sınıfta bir saat olmalıdır. Tuvaletlerde klozet olmalıdır. Çeşmelerden hem sıcak hem de soğuk su akmalıdır. Her tuvalette çöp olmalıdır. Duş kabini olmalıdır. Soyunma odaları büyük olmalıdır. Her öğretmenin bir diz üstü bilgisayarı olmalıdır. Kantindeki yiyecekler denetimli ve temiz olmalıdır. Yüzme havuzu olmalıdır. Her öğretmene şişme yatak olmalıdır. Gelelim bahçeye;
Bahçede futbol sahası, basketbol sahası, voleybol sahası, jimnastik yapılacak uygun bir alan olmalıdır. Ayrıca tenis oynanabilmesi için tenis masası olmalıdır. Her oyun için beş top olmalıdır. Park olmalıdır. Bir de bahçede küçük bir okul olmalıdır. Bu da görme engelliler ve diğer engelliler için bir okul olmalıdır. Golbol sahası olmalıdır. Engelli olanlar ve olmayanlar bir arada olurdu. Herkes beraber ve ayrımcılık yapmadan bir arada olurdu. Kapıda güvenlik olurdu ve okulun etrafında teller olurdu. Okulun özel servisi olurdu ve herkes güvenli bir şekilde evine ulaşırdı. Cumartesi Pazar okulda kurs verilirdi. Sınıflardaki masaların çekmeceleri olurdu, ayrıca çıkışta küçük bir bahçe olurdu, bu bahçede çiçekler olurdu. Okulun kütüphanesinde beş yüz kitap olurdu. İlk kırk kitap okuyan biraz büyük, ilk okuyandan sonra okuyanlara da küçük bir hediye verilirdi. Okulun laboratuarında her türlü deney malzemesi olurdu. Spor salonunda minderler olurdu. Sunum odası gibi iki tane yer olurdu. Birincisi öğrenciler için olurdu. Öğrenciler için olan da öğrenciler sunumlar yapar bilgiler edinirdi. İkinci sunum odasında, aslında konuk odasında kanepeler olurdu. Birkaç tane de televizyon olurdu. Birkaç da küçük oyun olurdu.
Müdür odasında bir kanepe iki tane koltuk ve masa olurdu. Diz üstü bilgisayar ve yazıcı olurdu. Bilgisayar odasında yirmi beş bilgisayar olurdu. Her bilgisayarın etrafı kapalı ve üstü açık olurdu. Tam ortada öğretmenin bilgisayarı olurdu. Böylece hiç ses olmazdı. Okulun her katında bir kaç gizli kamera olurdu. Bir de rehberlik odası olurdu, burada öğrencilerin sorunları konuşulurdu. Okulda bir de beden odası olurdu. Beden odasında sporla ilgili her şey olurdu. Öğretmenler tuvaletinde de klozet olurdu, duş kabini olurdu. Tuvalete girildiğinde ışık yanardı, çıkılırken de sifon çekilirdi. Elimizi musluğun altına uzatınca su akar çekince su kesilirdi. Havlu kâğıt kutusunun altına el uzatıldığında havlu kâğıt çıkardı, çöpe elimizi yaklaştırınca çöp açılırdı. Hizmetli odasında temizlikle ilgili her şey olurdu. Hizmetli odasında bir de dolap olurdu, bu dolapta okulun her bölümünün anahtarı olurdu. Bu dolabın anahtarı bütün okul çalışanlarında olurdu. Bütün okulla ilgili görevlilerde ve öğrencilerde bir okul kartı olurdu. Kapıda bir kart yeri olurdu, oraya kartı yaklaştırınca kapı açılır o kişi içeri girince kapı kapanırdı.
Kantinde güzel masa ve sandalyeler olurdu. Öğretmenler odasında her öğretmene ait dolaplar olurdu. Okulun bahçesinin köşesindeki bir bölümde küçük etrafı kapalı bir park yeri olurdu. Buraya sadece okulda çalışanlar arabalarını bırakabilirdi. Birde okulun önünde yiyecek satmak yasaklanırdı, bu sayede öğrencilerin sağlığı bozulmazdı. Sınıflarda her öğrenciye bir dolap olurdu, böylece eve çanta getirip götürme sorunu ortadan kalkardı. Sınıflarda derece ve takvim olurdu. Mevsim Şeridi, çağların, yılların olduğu şerit olurdu. Öğretmenler odasında bir tane vantilatör olurdu. Öğretmenler bunu yaz günleri kullanırdı. Öğretmenler odasında ve sınıflardaki masaların üzerinde örtüler olurdu. Öğretmenlerin yeteri kadar ücret almalarını sağlardım. Bunlar gibi birçok yenilik olurdu. Nedeni ise güzel bir okul olması için.
Okul ne kadar güzel olursa öğrenci de o kadar çok ve güzel ahlâklı öğrenciler olurdu. İşte benim okulum!




Emre EROL
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 237

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Mucit olsaydım; öğretmenler yorulmasın diye kendisi yazan bir tahta üretirdim. Çünkü öğretmenler çok yoruluyor ve bazı öğretmenler ek ders veriyorlar ve çok konuştukları için boğazı ağrıyor. Bunun için kendisi yazan tahta üretmek istiyorum.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Çevremdeki sorunlar; bol, bol araba geçmesi, tren geçmesi, çok ses çıkarmaları. Keşke tren olmasaydı, akşam beni hiç uyutmuyor, nerdeyse gece tren yolunu kapatmak istiyorum. Her gece yastığı başıma koyarak uyuyorum.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Bir robot üretseydim; benimle top oynasın, ödevlerimde yardımcı olsun isterdim. İstediğim zaman bilgisayar olmasını isterdim. Annemin işlerine yardımcı olsun, annemin yemeklerini pişirsin. Babamın işlerine yardımcı olsun. Bir robot üretseydim hem araba olsun, her yere gidebileyim, hem de uçak olup beni uçursun, her yeri görebileyim. İnşallah bu robotu üretebilirim.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknolojinin yararı da zararı da vardır. Yararları haberleşmeyi sağlamak, acil durumda yardım etmek, zararlı yanı silah, insan hayatını kaybetmesine neden olur. Sapıklar olabilir. Bunun için teknolojiyi iyi kullanmalıyız. Teknolojinin yararlı yönlerini önemseyelim, teknolojiyi ortaya atmayalım.

DUYARLILIK
Duyarlı olmak, insanı korumak, hep saygılı gezmek, hep kitap okumak, doğayı korumalı ve zarar vermemeli. Doğayı, hayvanları korumalı, hep sevilip, gezmeli.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
20 yıl sonra teknoloji değişebilir. Mesela televizyon, dolap, makine, masalar, birçok cisim değişebilir. 20 yıl sonra belki de ışınlanma olaylı üretilebilir. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırır. Teknoloji gittikçe ilerliyor, değişiyor. Bir robot üretilebilir. 20 yıl sonra arkadaşlık çok olur, insanlar çok güzel lokantalar açabilir, güzel yemekler çıkabilir. Futbol sahaları yerin altında çıkabilir, toplar kendiliğinden gelebilir.

GÜNEŞ TUTULMASI
Güneş tutulmasında ben arkadaşlarımla parktaydım. Güneşe baktığımızda güneş hala tutulmamıştı. Güneş saat 2’yi 2 geçe tutulacaktı. Güneşin tutulmasına 2 saat kala arkadaşlarımla kaydırak ebesi oynadık. Ebe M. Ali olmuştu. Güneş tutulduğunda okulumuzun 2. katına çıktık. Oradan güneş tutulması çok güzel gözüküyordu, orada bizi kimse görmemişti. Sonra sınıfa girdik, Sosyal Bilgiler dersinden yazılımız vardı. Öğretmen bize 18 soru sormuştu. Önceden 10 soru sordu, 2 sorumuz kalmıştı. Soruları bitirdik, öğretmen haydi güneşin açılışına bakalım dedi. Biz de dışarı çıktık ve güneşin açılışını izledik. Zil çaldı, içeri girdik ve dersimizi yaptık.

SEVGİLİ ANNEM
Beni hayata getiren sensin,
Seni çok seviyorum annem,
Bana saygıyı gösterdin,
Beni büyüttün canım annem.

Seni çok seviyorum annem,
Sen olmayınca yalnız gibiyim,
Çok korkuyorum annem,
Seni çok seviyorum annem.

İNSAN HAYATI (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir adam varmış. Bu adam çok dürüst ve uzun boyluymuş. Bu adamın mesleği polislikmiş. Adam polislikten hiç anlamaz, komiseri çok kızarmış. Evine gideceği bir gün arkadaşları maç yapmaya davet etmişler. Maç esnasında bacağında bir ağrı hissetmiş. Penaltı atışında ağrıyı daha fazla hissetmiş. Maçtan sonra eve gelip dinlenmek istemiş, ama gürültüden dinlenememiş. İşindeki başarısızlığından dolayı komiseri adamı kovmuş.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Demokratik bir ülkede yaşasaydım medyanın olmasını isterdim. Medya olmasaydı halk daha güçsüz olurdu ve insanlar dünyada ne olup bittiğini hiç öğrenemezdi.



Kübra GÜNEŞ
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 331

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Işınlanabilirdik. Ben evlenebilirdim. Çocuklarıma 20 yıl öncesini anlatabilirdim. Kanser ve diğer bulunamayan hastalıklara çok iyi bir ilaç hazırlardım.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Kantin çok kalabalıktı. Bir abi bana vurdu, ben de “abi burada sıra var” dedim. O da “ben büyüğüm” dedi geçti. Çözüm olarak “acelem var” diyebilirdi.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Eğer benim bir robotum olsaydı her işimi ona yaptırırdım. Çünkü okuldan eve geldiğimde çok yoruluyorum. O yüzden bir robotum olmasını istiyorum. Her işimi onun yapmasını istemiyorum. Örneğin; okuldaki derslerime girmesini istemiyorum, eve geldiğimde ödevimi yapmasını da istemiyorum. Diğer işlerimi yapsın. Fakat özel eşyalarıma, günlüğüme, mektuplarıma kesinlikle bakamaz. Onlar benim özel eşyalarım. Anneme yardım etsin. Bir de robotum iyi duygulu olsun. Kötü olaylarda ağlasın, iyi olaylarda gülebilsin. Babama, abime yardım etsin. Robotum olsun her dediğimi yapsın.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknoloji insanları mutluluğa da mutsuzluğa da götürür. Mutluluk örneği; ben bulaşığı elimde yıkamak istemiyorum. Ama bulaşık makinesi var. Mutsuzluk örneği; dışarısı çok güzel, dışarıda yürümek istiyorum, ama yürüme aletim var.

GÜNEŞ TUTULMASI
Din öğretmeni “Güneş tutulması kıyamet günüdür” dedi. Dünya yer birleşecek ve yıldızlar dökülecek dedi. Güneş tutulduğunda deprem olacak sandım ama olmadı. Ben güneşe çıplak gözle baktım ama bir şey olmadı.

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Ben bir kentin yöneticisi olsaydım oturduğum çevredeki çayları kapatırdım. Yere çöp atanlara derdim ki; “Yere çöp atınca elinize ne geçiyor. Biz bu doğa sayesinde temiz bir oksijen alıyoruz ve onu yerden alıp çöpe at” derdim. Eğer yere sigara, v.b. şeyler atanlara ceza yazardım. Aldığım parayı Çocuk Esirgeme Yurdu’na yatırırdım.

ANNEM
Annem, annem,
Canım annem,
Bana baktın,
Beni büyüttün,
Canım annem.

Beni korudun,
Beni kötülüklerden,
Uzak tuttun,
Seni seviyorum,
Canım annem,
KALBİMİN NEŞESİSİN.

İÇİNE KAPANIK İNSAN (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Bir insan varmış ve hep içine kapanıkmış. Başından geçenleri kimseye anlatmaz, insanlardan kaçan biriymiş. Hiç arkadaşı yokmuş. Bir gün bir kuş almış ve adını da eşinin adı olan “Sevgi” koymuş. Sadece kuşuna her şeyi anlatırmış, kuşu çok sevmiş. Bir gece eşi rüyasına girmiş ve hemen uyanmış. Uyandığında sevgili kuşunun öldüğünü görmüş. Korkmuş ve başka bir eve taşınmış. Sonunda kendine bir arkadaş bulmuş ve başından geçen her şeyi bu arkadaşıyla paylaşmış, rahatlamış. Bir gece yine rüyasında ak yüzlü bir dede görmüş, hemen uyanmış ve bunu anlatmak için arkadaşına gittiğinde onu bulamamış. Ve anlamış ki her şey bir hayal ve kimseye, ama kimseye bir şey anlatmamış. Mutlu, mesut yaşamış ve bir daha kötü rüyalar görmemiş, geçmişini unutmuş. Yıllar sonra annesini ziyarete gittiğinde geçmişini hatırlatan resimler görmüş, tansiyonu fırlamış, delirmeye başlamış, tımarhaneye düşmüş. Tam mutlu, mesut yaşayacakken deli oldum demiş.


DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Ben yönetici olsaydım medyanın olmasını isterdim. Medyanın olmadığı bir yeri düşününce ben yönetici olduğum için benimle ilgili haberleri yayınlayamazlardı. O yüzden ben medyanın olmasını istiyorum.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Mesela biz müzik yapacağız, müzik öğretmeni gelmesini isterdim. Kantinimizde hamburger yerine pilav gelmesini isterdim. Sağlıklı yiyecekler olmasını isterdim. Terbiyesizlerin bu okula girmemesini isterdim.


Melek ÖZTEKİN
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 365

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben mucit olsaydım; insanların iyileşmeleriyle ilgili bir ilaç yapmak isterdim. İstediğim yerden istediğim yere ışınlanmak isterdim. Bulaşığı, çamaşırı, evi temizleyen bir robot icat etmek isterdim. Bütün bunları insanlar için yapıyorum.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
İnsanların sessiz olması ve yerlere çöp atılmaması için bu önerileri yapmalıyız. Çevreyi temiz tutmalı ve ses yapmamalıyız.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Bir robot yapsam şu özellikleri olurdu; evde annemin işlerini yapsın isterdim. Örneğin, bulaşık yıkasın, ütü yapsın, yemek pişirsin, çamaşır yıkasın isterdim. Babamın işlerini de yapmasını isterdim ve bana bilgiler söylesin isterdim. Kalbinin içi güzelliklerle dolsun, kötülükler kaybolsun isterdim. Sıkıntım olduğunda, anlatabileceğim bir robot olsun, onun derdi olduğunda bana anlatsın. Robot olsa bile derdini dinlerdim. Yalan atmasın, doğruları söylesin, herkesi güldürsün, fedakâr olsun isterdim. İnsan gibi olsun isterim. Aklını güzel kullansın, fıkralar anlatsın, ailemin neşesi olsun isterdim. Büyüyünce bu icadı gerçekleştirmek istiyorum.

ROBOT
Bir robotum olsun
Gülen yüzlü altın kalpli
Bilgili olsun
Hiç bozulmasın isterim.
Robotumun adı : Babür


TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknolojinin insanlara yararlı olması mutluluğa götürür. Örneğin; insanların haberleşmeleri için telefon kullanırlar, telefon insanları mutluluğa götürür. İnsanlar bu teknoloji sayesinde hayatları kolaylaşır. Eğer teknolojik şeyler olmasaydı dünyada nesnelerde olmazdı. Artık teknoloji gelişmeye başladı. Çünkü insanlar daha başka icatlar çıkardığı için.

DUYARLILIK
İnsanlarla tartışma olursa tartışmayı keser duyarlı olur bu konuyu kapatırım. Duyarlılık başkalarının algılayabilme ve onları paylaşmalıdır. İnsanlar duyarlı olursa insanların hayatı kolaylaşır. Eğer insanlar duyarlı olmazsa aralarındaki tartışmayı sürdürür, bir kişi tartışmaya duyarlı bakmalıdır. Duyarlılık insanın hayatını kolaylaştırır.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
20 yıl sonra teknolojide çok değişik olaylar olur. Belki ışınlanma bile olur. Arabalarda yatak olabilir. Evlerin biçimi değişir. Artık biz iş yapamayız, robotlar olur. Çünkü daha yetenekli robotlar yapılır. 20 yıl sonraki teknolojide insanların işlerini yapan robotlar olur ve insanlar sıkılır. Ama insanlar bu robotu alır veya kendileri ev işini yapar.

GÜNEŞ TUTULMASI
Sabah kalktım, üstümü giyindim, saçımı yaptım ve evden çıktım. Okula gittiğimde bazı arkadaşlarım çok heyecanlıydılar ve ben de heyecanlıydım. Güneşin tutulmasının zamanı gelmişti. Yani güneşin üzerine ay geliyor ve ay bize gelen ışığı kapatıyor ve ay şekiller değiştiriyor. En sonunda ay iyice küçülüyor. Ben güneş tutulmasını ilk defa görüyorum. Çok beğendim.

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Bir kentin yöneticisi olsaydım çöplerin düzenli olması için çözüm önerileri sunardım. Çözüm önerilerinin arasından birini seçerdim ve uygulamaya başlardım. Örneğin: Geri dönüşüm kutusu yapar ve çöpleri geri dönüşüm kutusuna atmalarını söylerim.

ANNEM
Seni seviyorum annem,
O güzel yüzün,
Sevgi dolu gülüşün,
Seni seviyorum annem.

Canım annem,
Yüzüne bakınca,
O güzel gözlerini,
Görüyorum annem.

Bir bakışta seni,
Sevgi dolu gülüşünü,
Sen benim kalbimdesin,
Canım anneciğim.

BAŞARININ YOLU (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Üniversiteyi bitirip bir okula sınıf öğretmeni olarak atanan öğretmen, bir gün sınıfta yazılı yapacakmış. Öğretmen yazılıyı yapmaya başlamış. Öğrenciler birbirlerine yazılı sorularını söylemişler. Öğretmenleri toplamış yazılıyı. Yazılıdan sonra bir konuda sizinle konuşmak istiyorum demiş. Çocuklar sessizce dinlemeye başlamışlar.
-Çocuklar hayatta dürüst olursak başarılmayacak hiçbir şey yok, demiş. Yazılıda sizin yaptığınız kopya yanlış bir davranış olarak adlandırılır diye anlatmış. İnsanlar dürüst olarak, kendilerine güvenerek, derslerine çalışarak, başararak bu imtihanları kazanırlar.
Çocuklar öğretmenin dediklerini dinleyerek bir yazılıya daha girmişler. Bu sefer dürüst olarak bu yazılıyı bitirmişler ve başarmışlar. Üniversiteyi kazanarak öğretmen olmuşlar. Bazıları da başka meslekler kazanmışlar.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Medyanın olmasını isterim. Çünkü iletişim ve yayın organlarının ülkemde bilgili olmasını isterim. Medyanın ülkeme gelmesini veya gelmemesini demokrasiyle karar vermelerini halktan isterdim.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Öğrenciler için dolap yapılmasını isterim. Tuvaletler temizlenmeli, çevre yeşillenmeli, geri dönüşüm kutusu yapılmalı, sınıflara kamera koyulmalı. Okulun daha iyi olması için bunlar yapılmalıdır.


Muhammed GÜNER
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 367

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım insanları iyileştirecek bir makine üretirdim. Örneğin, bir çocuğa araba çarptıysa hemen onu iyileştirirdi. Bir de sigarayı bıraktıran bir alet üretirdim.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Çevremizdeki bütün ağaçları kesmelerine çok üzülüyorum. Çözüm önerim; o ağaçları tam dibinden kesip yanlarına bir daha dikmeleri.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Benim robotum öncelikle bana, anneme ve babama yardım etsin isterdim ve çok mutlu olurdum. Bana ödevlerimde, anneme ev işinde, babama tamirlerinde yardım etsin isterdim ve çok mutlu olurdum.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknoloji gelecekte insanları mutluluğa mı yoksa mutsuzluğa mı götüreceğini düşünün, bunlarla ilgili çıkarımlarda bulunun. Mesela telefon uçakta etkisizlik yaratıyor. O yüzden de uçak düşüyor ama haberleşme için iyidir. Teknolojinin mutsuzluğundan biri atom bombası, silahlar insanları hep mutsuzluğa götürüyor. Son bir şey söyleyeceğim; “sigaranın hep zararı vardır.”

DUYARLILIK
Duyarlı insan çevresini korur ve herkese duyarlı olur. Hayvanları sever, kötü şeyler yapmaz, insanlara zarar vermez, çevreyi kirletmez.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Telefonlar değişirdi, giysiler değişirdi ve buna benzer bir sürü şey değişirdi. Teknoloji sayesinde hayatımız kolaylaşabilir. Arabalar hızlanabilir. Yani biz gideceğimiz yere daha hızlı ve daha kolay gidebiliriz. Teknoloji telefonu laptop gibi yaptı. Yani teknoloji çok ilerledi. Renkler değişti, şimdiki teknoloji çok değişik. Belki bisikletler motorlu olabilir. Şimdiki çamaşır makineleri daha çok güzel ve daha kolay ve de kendi yıkıyor, kendi çıkıyor. Şimdiki önlükler mavi ama 20 yıl sonra turuncu olabilir.

GÜNEŞ TUTULMASI
Bugün güneş tutulması olmuştu. Herkes dışarıya çıkmıştı. Güneş tutulması öğleden sonra olmuştu. Saat 14.02’de tutulacaktı. Biz güneş tutulmasını bahçeden izledik. Güneş burada tam olarak gerçekleşmemişti. Ben o gün çok heyecanlıydım. İlk baktığımda çok küçüğü tutulmuştu. Daha sonra güneş iyice küçülmeye başladı. Güneşin azıcığı kalmıştı. Biz sonradan dışarıya çıktık. Haberlerde de gösterdiler. Sonra etüt arası geldi, biz parkta gezdik, dolaştık. Ara bitti ve biz içeriye girdik.

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Çocuklara lunaparklar açardım. Gençlere de çarşılar açardım. Küçük çocuklar için özel parklar açardım. Ben kentin başkanı olsaydım her şeyi yapardım. Geri dönüşüm kutusundan her yere koyardım. Çöpü yere atanlara 1 milyar ceza keserdim.

ANNEM
Anneciğim,
Benim biricik anneciğim,
Her sabah uyanınca,
Seni ararım hemen.

Bugün anneler günü,
En çok sevinen benim,
Seni candan kucaklar,
Ellerinden öperim,
Benim canım anneciğim.

DÜRÜST ÇOCUK (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Bir çocuk varmış. Bu çocuk, esmer yüzlü, uzun boylu bir çocukmuş. Annesine çok yardım eder, yemek yapar, futbol oynamaktan ve kitap okumaktan çok hoşlanırmış. En çok öğretmen olmak istiyormuş. Hikâye yazmasına bayılıyormuş. Fakat uyumak konusunda da çok istekliymiş. Annesi kaldırdığında geri tekrar uyuyormuş. İki tane meslekten hangisini seçeceğini bilmiyormuş. Aşçı mı, öğretmen mi olayım diye şaşırıyormuş. Bu yüzden canı çok sıkılıyormuş. Annesine “Anne, insan hayatında iki meslek sahibi olabilir mi?” diye sormuş. Annesi de “Senin canın hep buna mı sıkılıyordu. İnsan, istese iki mesleği de yürütebilir. Ama derslerine çok çalışman lâzım” demiş. Çocuk “Şimdi ben iki tane meslek seçebilir miyim?” demiş. “Tabiî ki seçebilirsin! Ama çok çalışman lâzım” diye cevaplamış annesi.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Medya, iletişim ve yayın organlarının bütününe verilen addır. Medya, görsel ve yazılı haberlerle dünya üzerinde yaşanan olaylardan bizi haberdar eder. Örneğin dün Endonezya’da deprem meydana gelmiş. Bizden km.lerce uzak olmasına rağmen yine medya sayesinde üzüntü içerisinde seyrettik. Medya sayesinde televizyonda gördüğümüz birçok ilginç olayı öğrenip kendimize bundan ders çıkarabiliriz ve hayatımıza buna göre yön verebiliriz. Hayatta insanın başına hiç beklenmedik olaylar gelebilir. Medyanın bize birçok faydası vardır.


Ebru AKSU
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 382

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım insanların ani kalp krizi geçirmelerinde hemen muayene etmek isterdim. Yaşlılara yardım etmek istiyorum. Hasta çocuklara bakmak istiyorum. Arkadaşlarım çok hastaysa yardım etmek istiyorum.
Ben bir mucit olsaydım kendime bir robot yapmak istiyorum. Çünkü abim ev işi yapmaz, ancak dışarı çıkar gelir, yatıp uyur. Ben de ona en çok sinir oluyorum. Robota anlamadığım şeyleri sorarım, ödevlerimi zamanında yaparım, ev işlerini yaptırırım. Yani çok şey yaptırırım. Mesela hasta olanlara yardım eder ve ilaçlar verirdim.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Çevremdeki gözlemler; çevremde bazı insanlar yerlere çöp atıyor. Bazıları elinde duran çöpü yola kaldırıp atmıyorlar, çöpe atıyorlar.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Biz teknolojiğizdir. Televizyon da teknolojidir. Ama bazı her şey teknoloji değildir. Teknoloji belki bizi mutluluğu ya da mutsuzluğu götürür. Teknoloji nelerdir:
1- Televizyon,
2- Radyo,
3- Kalem,
4- Çanta teknolojik üründür.

DUYARLILIK
Hayvanları sevmeliyiz. Hayvanları korkutmamalıyız. Çevremizi temiz tutmalıyız. Eğer çevremizi temiz tutmazsak çevremiz kirli kalır ve o yüzden insanları uyarmalıyız.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Işıklar değişik, kaldırımlar yeni olabilir. Ayakkabılar yazlık veya kışlık olurdu.

GÜNEŞ TUTULMASI
Güneş tutulmasına baka, baka gözlerim ağrımıştı. Ama artık ağrımıyor. Çünkü o zaman karanlık olunca biraz korkmuştum. Sonra korkmadım. Niksar da çok karanlık olmuş, teyzemler çok korkmuş.

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Evleri boyatırdım. Evler yapılmamışsa yaptırırdım ve çocuklara, anne-babalara yardımcı olmaya çalışırdım.

BENİM ANNEM GÜZEL ANNEM
Benim annem, güzel annem,
Ninniler söyler bana,
Kollarına al beni, ısıt beni,
Ninniler söyle bana,
Yanağından öperim annem.

Anne bir korkulu rüya görsem,
Uyanırım anne.
Bir ağlayış sesi duysam,
Yine sensin anne.
Gece uyurken,
Seni görüyorum anne,
Bir korku içinde kalsam,
Ağlıyorum anne,
Seni çok seviyorum anne,
Bir korkulu rüya görsem,
Ağlıyorum anne,
Yanağından öperim anne.

DÜRÜSTLÜK-KORKAKLIK HİKÂYESİ (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
3 kişilik mutlu bir aile varmış. Hikâye yazmaktan çok hoşlanan evin çocuğu, hem çok dürüstmüş, hem de bütün ödevlerini zamanında yaparmış. Anne-baba her ikisi de çalıştıklarından bazı günler çocuk evde yalnız kalmak zorundaymış. Eve hırsız gelir diye çok korkuyormuş. Korkusunu annesine anlatınca annesi işten çıkmaya karar vermiş. Çocuk yatmak için odasına gidince ilk önce korkar, sonra dua eder ve uyurmuş. Artık korkmasına gerek yoktu, çünkü annesi hep evdeydi. Zamanla yeni bir eve taşınırlar. Çocuk odasını görünce çok sevinir, anne ve babasını öper. Sabah kalktığında, babasının işe gittiğini, annesinin de evi düzelttiğini görmüş. Elini, yüzünü yıkamış, kahvaltısını bitirdikten sonra odasını düzeltmiş ve kitap okumuş. Babası akşam işten geldikten sonra hep birlikte gezmeye gitmişler. Çocuk çok eğlenmiş, okulunda başarılı olmuş, mutlu ve mesut yaşamışlar.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Medyanın olmasını isterdim. Çünkü medya bize çok yararlıdır. Medya olmasa Sosyal dersi kitaplarında medya konusunu işleyemezdik. O yüzden medyanın hep olmasını isterim. Medya bilgi verir, haber verir.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Okulumuzun duvarını biraz daha büyütebilirler. Bahçeyi daha düz yapabilirler, kapıları yeşil değil de maviye boyayabilirler, Çöpleri turuncu değil de yeşile boyayabilirler, sıralar, masalar daha büyük olabilir, dolaplar demirden olabilir. Tüm bunlar okulu düzene sokmak için. Tuvaletlerin her gün temizlenmesini isterdim. Öğretmenlerin ayrı odası olmasını isterdim. Sınıfların halı ile kaplanmasını, sınıflara girilirken terlik giyilmesini, soyunma odasının pis kokmamasını, soyunma odasının her gün temizlenmesini ve tuvalet konulmasını isterdim.


Ezgi KAPTAN
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 394


BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
1. İlkönce konuştuğum kişiyi aynı anda görebilmek için görüntülü cep telefonu icat ederdim.
2. Her konuda bana yardım edecek bir robot icat etmek isterdim.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
1. Sınıflar daha büyük olabilirdi.
Çözüm Yolu : Okullar yapılırken daha büyük inşa edilebilir.
2. Kız tuvaletlerinin kapı kolları kopuyor.
Çözüm Yolu : Daha dayanıklı yapılabilir.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Ben bir robot icat etseydim adını ROBİŞKO koyardım. Annemin, babamın işlerini yapan, evi süpüren, yemek yapan, benim ödevlerime yardımcı olan, özellikle para basan bir robot olmasını istiyorum. Bana istediğim her şeyi bir dakikada yapan, beni istediğim yere hemen bir dakikada götüren bir robot. Mutfağa girdimi her şeyi hemen tık, tık yapan bir robot. İstediğim yemekleri yapan, yorgun olduğum zaman bana masaj yapan, ben okula gitmediğim zaman dersleri bir CD’nin içine kaydeden, daha sonra bilgisayara yükleyen bir robot. Birisi hasta olunca ona ilk müdahaleyi yapan, arkadaşım bana gelmek isteyince hemen getiren bir robotum olsun istiyorum.


TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknoloji insanları hem mutluluğa, hem de mutsuzluğa götürür. İlk önce mutluluktan başlayalım. Telefon, bir yakınımızla özlem gidermemizi sağlar. Haberleşme yönünden teknolojinin çok ilerlemesi gerçekten mutluluğa götürür. Şimdi ise mutsuz yönüne bakalım; özellikle ışınlanma olursa her yere 1 dakikada gitmek sıkıcı olur. Deprem yönünden binalar çok tehlikelidir. Silahlar, atom bombaları çok tehlikelidir. Bana göre teknoloji hem yararlıdır, hem de zararlıdır. Örneğin teknolojinin mutluluk yönünde; eğer çok iyi kontrol edilirse televizyon, fırın, çamaşır makinesi, telefondur. Mutsuzluk yönünde; binalar, atom bombaları ve silahlardır.

DUYARLILIK
Şimdi ise konumuz: “Duyarlılık.” Ben bitkiler yönünden yazacağım. İnsanlar neden bitkilerin üzerine basıp geçiyor? Yüz yıl sonra bitkiler yok olunca ne olacak? Ben bir izciyim, doğamı daima koruyacağıma söz verdim. Sizde söz verin. Her gün bir bitki, bir fidan dikseniz ne olur? Dünyamızı kurtarırız. Ağaçlı bir ortamda yaşamak çok güzel olur. Hep resimlerde görürüz “Ne kadar güzel ağaçlar var” deriz değil mi? Siz o resmi gerçek yapabilirsiniz. Bitkiler olmazsa bizler, yani insanlar ve hayvanlar nasıl yaşar? Bitkiler bizi yaşatmayı başarıyor. Biz de bitkileri yaşatalım.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Evet, yeni bir konu. 20 yıl sonra hayatımızdaki gelişmeler. Eğer ışınlanma olursa herkes bir yere hemen gidecek, 1 dakikada. Yemeği yapan, bulaşıkları yıkayan, giysileri yıkayan, her işi yapan bir robot. Uçan arabalar olur. Bir düğmesine basınca istediğim yani yemeği yapan bir fırın. Kadınlar için makyaj yapan bir robot. Bunlar iyi örneklerdir. Şimdi ise kötü örnekler; daha çok gelişmiş silahlar, bombalar, çocukların en çok sevdiği yiyeceklerin, örneğin cipslerin içine uyuşturucu, yani çok gelişmiş uyuşturucular. Ağaçları, bitkileri kesip yerine gökdelenler veya daha da büyük daha da yüksek binalar yaparlar. Ve birçok şey. Örneğin; yeni gelişmiş telefonlar, fotoğraf makineleri, saatler, internet, silahlar, bombalar, uyuşturucular, savaşlar çok fazla gelişmiş olur. Bana göre 20 yıl sonra hem iyi, hem de kötü gelişmeler olacaktır.

GÜNEŞ TUTULMASI
29.03.2006 Çarşamba. Benim dünden beri heyecanım dorukta. Her şeyim tamam. Çarşamba günü oldu. Herkes “o gözlüğü nereden aldın?” diye soruyordu. Milliyet gazetesi veriyor dedim. Bazıları isli cam ve röntgen kâğıdı ile bakıyorlardı. Saat 13.02!de yavaş, yavaş, hareket başladı. Herkes “Başladı!” diye bağırıyordu. Her Güneş tutulmasından sonra deprem olacak diyorlar, ama inşallah olmaz. Din öğretmenimiz “Kıyamet gününde de Güneş tutulacak” dedi. Ben ilk önce biraz korkmuştum. Sonra düşündüm ki… Belki o zaman burada olmam. Neyse bugün saat 14.02’de Güneş tutulmaya başladı. Herkes “Güneş tutuluyor” dedi. Benim heyecanım dorukta. Ama, ilginç bir olay. Bazı şehirlerde tam Güneş tutulması gözükecekmiş. Benim heyecanım çok fazla olmuştu. Ama bu sırada Müdür “İçeri girin” dedi. Ben ve bütün okul çok üzülmüştür. Arkadaşım İrem onsekizinci sorunun cevabını yazdırdı, o önceden yazmıştı. Öğretmenimiz “siz çok istiyorsanız çıkın” dedi. Biz, koşa, koşa, ellerimizde gözlükler dışarıya çıktık. Ama hâlâ devam ediyordu. Sonra yine etüde kalmayanlar içeriye girdi. Biz salıncakta sallanıyorduk. Şeyda, İrem, Buse, Eylül ve Zeynep saklambaç oynadılar. Bir ara Sedef’le ben de oynadım. Öğretmenimiz “haydi içeriye girin” dedi. Biz de “birazcık daha lütfen” dedik. Ama öğretmenimiz “girmeniz gerekiyor” dedi, biz de girdik. Öğretmenimiz bize ödev vermişti. Ödevimiz “Bugün Güneş tutulması ile ilgili duygularımızı” yazmaktı. Ben de bu yazıyı hazırladım. Haaa unutmuştum, bugün Din dersinden yazılı olduk. Yazılı çok güzel geçti. Yarın ya da Cuma günü Sosyal Bilgiler dersinden yazılımız var. İyi çalışmama rağmen tam hazır değilim. Neyse iyi geceler, çok uykum geldi. Bye, bye! J)

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Bir kentin yöneticisi olsaydım her mahalleye kaç tane ev varsa o kadar geri dönüşüm kutusu ve yere çöp atanlar için ceza kutusu koyardım. Eğer yere çöp atıp o kutuya gerekli parayı koymuyorsa ölene kadar hapis cezası yazardım. Eğer geri dönüşüm kutusunu temizlemek için orada yoksa eğer bir kişi yere çöp atarsa onu temizlemek bir robot icat yapardım. Bir kişi yere çöp atarsa o robot hemen orayı temizlerdi. Her evin içinde bir tane olurdu. Veya her binanın önünde bir tane olurdu. Yere tükürenleri sorguya alırdım. Çocuklar için tertemiz kocaman bir oyun alanı yaptırırdım. Hep insanları düşündük. Birazda hayvanlardan bahsedelim. Mesela kocaman bir fil için daracık bir yer veriyorlar. Ama tabi ki de dışarıda kocaman yer veriyorlar. Ama peki hava soğuk olduğu zaman o daracık yer de tıkanıp kalırlar. Ben olsaydım; bir fil için kendisin den kırk kat büyüklükte bir yer yapardım. Şimdi ise bitkileri göze alalım. Bitkiler için bir koruma alanı yapardım. Eğer oraya beş metreden fazla yaklaşan olursa para cezası, onları koparanlar için ömür boyu hapis cezası yapardım. Neyse fazla uzun yazmayayım. Bye bye.


ANNEM BENİM BİRTANEM
Gözleri kara,
Saçları kara,
İşte annem.

Bütün öpücüklerim,
Senin olsun,
Canım annem.

Hep birlikte olalım,
Nazar değmesin bize,
Hep birbirimizi sevelim,
Sevgi dolu yürekli,
Bir tanemsin!

Her zaman yanımda ol,
Okşa, sev, öp beni,
O güzel öpücüklerin,
Eksik kalmasın yanağımdan,
Canım annem.

SENİ ÇOK SEVİYORUM!
CANIM ANNEM!

İŞTE BEN
Siyah saç,
Kara göz,
Kumral tenli,
İşte bu ben.

Sevgi dolu,
Şefkatli,
Biraz yetenekli,
İşte bu ben.

Anne ve babasını seven,
Onlara hiç söz söylettirmeyen,
Gerekirse canını veren,
İşte bu ben.

DÜRÜST OL! (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Bir zamanlar Ali adında bir işçi ve onun yemek yapmasını bilen Ahmet adında bir arkadaşı varmış. Ahmet’in mesleği aşçılıkmış. Ahmet hem zengin, hem de çok çalışkanmış. Ali ise o kadar zengin değilmiş. Ali ve Ahmet bir gün dolaşırlarken Ali, yerde atından bir eşya görmüş ve Ahmet görmeden eşyayı almış. Aradan zaman geçince Ahmet altından eşyasının kaybolduğunu fark etmiş ve Ali’ye “ Ali, benim altından bir eşyam vardı, gördün mü? Gördüysen söyler misin?” demiş. Ali “Yoo… Görmedim” demiş. Halbuki o altından eşyayı Ali almıştı. Ali bir ara “Acaba versem mi?” diye düşünmüş. Ahmet ile Ali karakola gidip altından eşyanın kaybolduğunu söylemişler. Tüm aramalara rağmen bulamamışlar. Günlerden bir gün, Ahmet her zamanki gibi işine gitmiş ve hemen siparişteki yemekleri yapmaya başlamış. Olayı araştıran bir polis, Ali YEŞİL adlı kişinin altından eşyayı çaldığını öğrenmiş ve bunu belirten bir zarf yollamış Ahmet’e. Orada çalışan bir çocuk:
-Ahmet Bey, size bir zarf var. Karakoldan gelmiş.
Ahmet:
-Allah, Allah, hayırdır inşallah, demiş.
Zarfı açıp baktığında, altından eşyasının Ali yani can dostu tarafından çalındığını öğrenince çok üzülmüş. Polisler Ali’yi arayıp bulmuşlar ve tutuklamışlar.
-Hı, hı, hı,,,, neler oluyor! Bırakın beni!... demiş Ali, ama nafile.
Hemen Ali’yi hapse atmışlar. Aradan bir beş-altı yıl geçmiş. Ahmet’in çok şirin iki tane çocuğu olmuş. Ali hapisten çıkınca hemen Ahmet’i aramaya çıkmış ama bulamamış. Tesadüf bu ya bir gün karşılaşmışlar.
Ahmet:
-Vay! Ali, demiş.
Ali:
-Şeyy… Çok özür dilerim, demiş.
Ahmet:
-Bunu bana yapmayacaktın, demiş.
Ve Ahmet çekip gitmiş. Ali evine dönünce yemek yapmak istemiş, ama yapamamış. En sonunda Ali:
-Bence herkes dürüst olmalı ve her işi bilmeli, demiş.
Ve Ali yatağa yatıp ağlamaya başlamış.


DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Ben söyleyeyim: “Medyanın olmamasını isterdim.” Bana kesinlikle şöyle derdiniz:
- Peki, sen nasıl haberleri öğreneceksin?
Ben:
- Adamlarımı gönderirdim.
Eğer medya olursa benim özel hayatımı araştırırlar. Ben istemesem bile beni rahatsız ederler. Ben işte bu yüzden medyanın olmasını istemezdim.
OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Sınıfta her öğrencinin kendine ait dolabı olmalıdır. Haftada bir gün okula sivil kıyafetlerimizle gelmek isterdim. Okulumuzda çok daha fazla kitap olmasını, kimsesiz çocuklar için para toplanmasını isterdim. Okulumuz bizleri haftada bir havuza götürebilir. Okuldaki faaliyetler daha fazla olabilir. Tuvaletler mutlaka temiz olmalıdır. Öğretmenler yorulunca onlara masaj yapan bir robot olabilir. Sınıflarda 3 tane tahta olmasını isterdim. Bunlar; çalışma, yazı ve normal tahta. Voleybol, futbol, basketbol ve golbol sahalarının olması gerekir. Etüde kalan öğrencilerin velileri sırayla yemek getirebilirler. Jimnastik odası daha büyük olmalıdır. Bir sınıfta evcil bir hayvan olmasını isterdim. Etütteki dersimizin “Oyun Oynamak” olmasını isterdim. Kantinimizde daha sağlıklı yiyecekler satılabilir. Böylece okulumuzun ve sınıfımızın güzelleşeceğine inanıyorum.

KÖPÜK
Ben Köpük Dergisini
Çok severim,
Alamazsam çok üzülürüm.

Bizim Ceren,
Köpük Kâmil,
Hele hele,
Efecan.
Okumadan geçemem,
O kahramanları.

En çok sevdiğim posterler,
En önemlisi posterX,
Okumadan geçemem,
Süper Selin’i.

Bir zamanlar alamıyordum,
Çok üzülüyordum o zaman,
Ben de artık almaya başladım,
Ben de bir Köpük Kahramanıyım.


Tansel IŞIKLAR
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 399

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım hastalıkların önlenmesini isterdim. Bu hastalıklardan bazıları karaciğer, akciğer rahatsızlıkları. Bir de şunu icat ederdim; ışınlanmayı. Her yere gidebilirdik. Hastalıkların ölümlere neden olmamasını istiyorum. Çünkü çocuklar bu hastalıklardan hastaneye düşüp ölüm-kalım savaşı veriyorlar. Işınlanmayı yaşlı insanların zorluk çekmemeleri için istiyorum.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Sorunum; hızlı tren ile. Hızlı treni hiç sevmiyorum. Çünkü hızlı gittiği için her zaman kaza yapıyor. İnsanlar onun için hastanelik oluyorlar. Çözüm önerilerim; hızlı trenlerin kaldırılması, insanların aceleleri mi var, arabalarına binsinler, araba yok mu taksiye binsin. Mesela İzmir’e mi gidiyor, uçakla gitsin. En önemlisi candır.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Bir robotum olsaydı tüm işleri yapmasını isterdim. Kendi istediğim kişilere yardım etmesini isterdim. Benim robotum bütün yeteneklere sahip olmalıdır. Şekil değiştirebilen bir robot yapmak istiyorum.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknolojinin iyi yanları vardır. Televizyon, telefon, ev, arabadır. Televizyon dünyadaki haberleri bize aktarır. Telefon uzaktaki yakınlarımızın sesini bize aktarır. Ev bizim barınmamız içindir. Arabamız bizi gitmek istediğimiz yere götürür.
Teknolojinin kötü yanları da vardır. Uyuşturucu, silahlar ve eroindir. Uyuşturucu insanları ölüme götürür. İnsanlar kendi aralarındaki bozuşma sonunda silahları kullanıp birbirlerini öldürüyorlar. Eroin de aynı uyuşturucu gibi insanları ölüme götürür.
DUYARLILIK
Duyarlı olmak dış etkenlere karşı hassasiyeti olan kişilerdir. Duyarlı olmak insanların üzüntülerini, sevinçlerini paylaşmaktır. O yüzden duyarlı olan kişiler insanların üzüntülerini paylaşırken o kişi ağlıyorsa o da ağlar, eğer seviniyorsa o da sevinir. Arkadaşının kalemi kaybolduğunda kalemini ona verir. Duyarlı olunca insanları hep seversiniz. Ne olursa olsun seversiniz, sevdiğiniz sürece de insanlar da sizi sever.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
20 yıl sonra teknolojide ilerleme olur. Mesela uçan arabalar, uçan insanlar, uçan evler olur. 20 yıl sonra insanlar çok icatlar yaparlar. 20 yıl sonra teknoloji ilerledikçe hırsızlar çoğalacaktır. İcatlarla evleri soyarlar. Ama eminim buna da bir çare bulurlar. Bu arada silahlar da yapılır. Işınlı silahlar, lazerli silahlar, füzeli silahlar ve daha da çok yaparlar.
Hayatımızda çok şey değişecektir. Bunun iyi yanı da kötü yanı da olacaktır. Yemekleri artık boruyla ve uçarak yeriz. Kıyafetlerimizde çok gelişme olur. Kıyafetimizin arkasında roket olur. Arkadaşımız bizimle konuşmak istiyor, onda bir telsiz olur, telsize konuşur, arkadaşının evinde görüntüsüyle söylediğini canlı olarak duyar. Giydiğimiz ayakkabının altında bütün özellikler olurdu. Uzaydaki gezegenlerden bir tanesine binalar yaparlar, hava alanı, otobüs garı, okullar, tren istasyonları yaparlar.

GÜNEŞ TUTULMASI
Dün herkes gözlük alma peşindeydi. O gün herkesin acelesi vardı. Çünkü bütün gözlükler biter diye korkuyorlardı. Ben hiç korkmuyordum. Gözlüğü almaya gittiğimde bana gözlüğümüz kalmadı dediler ve çok üzüldüm. Eve gittiğimde televizyonda her kanalda güneş gözlüklerinizi alın diyordu, o zaman çok sinirlenmiştim. Ertesi sabah Güneş tutulmasını unutmuştum. Televizyonu açtığımda ancak hatırlayabildim. Okula geldiğimde herkes güneş tutulmasından ve yazılıdan bahsediyordu. Herkes Güneşin tutulmasını bekliyordu. Öğretmenimiz bize Güneş tutulmasının saat 13.30’da olacağını söyledi. Herkes o saate bağlandı. Öğretmenimiz galiba yanlış demişti. Çünkü Güneş tutulması saat 12.02’de olmuştu. Biz o an, ben, Ekrem, Ahmet, Berke, Muhammed, Selçuk ve Haluk top oynuyorduk. Güneş tutulmasını hepimiz unutmuştuk. Haluk bağırarak “koşun, sıralar dolmuş” dedi. Hepimiz koştuk ve ne oluyor dedik. Arkadaşlarımız hep birden Güneş tutuluyor dediler. Arkadaşlarımdan gözlüğünüzü verebilir misiniz dedim. Arkadaşlarımız ise vermedi. Ben bizim öğretmene dedim ki Güneş tutuluyor mu diye sordum. Sağolsun öğretmenimiz gösterdi. Biraz sonra öğretmenimiz dedi ki haydi içeri gidiyoruz, soruları bitirelim dedi. Soruları bitirip çıkabilirsiniz dedi. Benim gözlüğüm olmadığı için Selçuk arkadaşımdan fazla gözlüğün var mı diye sordum. Sağolsun verdi. Hemen dışarı çıkıp parka koştuk, orada biraz baktıktan sonra benim akıllı kafam yine çalışıp bana iyi bir fikir verdi. Ben hemen arkadaşlarıma okulun penceresinden bakalım dedim. Arkadaşlarım Muhammed Akbaş, Muhammed Güner, Haluk, Selçuk ve Batuhan gelmişti. Berke ve Ekrem arkadaşlarım oradan gözükmez dedi. Ama çok güzel gözüküyordu, biz çok korkuyorduk. Çünkü ağabeyler gelip yerimizi alır diye çok korkuyorduk. Bir an okulun içinde çok büyük bir ses çıktı. Çok korktuk. Meğerse içeri giriyormuşuz. Çok üzüldük. Dakikalar geçmeden öğretmen bize Güneşin açılmasını izleyin dedi. Dışarı çıktık, dışarısı çok kötü kokuyordu. Sonra zil çaldı ve etüt başladı.

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Her mahalle, her sokağa birer çöp, geri dönüşüm kutusu koydururdum. Gizli kameralar koydurup yerlere çöp atanlara ceza yazardım. Kaldırımları yeniler, asfalt yaptırırdım. Güzel bir kent yaptırırdım.

ANNECİĞİM
Anneciğim sen bizim her şeyimiz,
Canımız, canımızsın anneciğim,
Sen olmasan bizim kalbimiz nasıl atsın.

Anneciğim, anneciğim,
Her şeyimizi sen yaparsın,
Sen olmazsan bizim kalbimiz nasıl atsın.

İSMAİL (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
İsmail uzun boylu birisiydi. Polis kolejinde okuyordu. Bir gün İsmail top oynamaya çıkmış. Futbolu sever, güzel oynarmış. Herkes ona sorumlu dermiş. Top oynayıp eve geldiğinde annesi ona yemek yapalım demiş. Tamam deyip yemek yapmaya başlamışlar. Yemek yaparken konuşuyorlardı. Biraz zaman geçince okula geç kaldığını anlamış. Annesine sormuş: “Ne yapacağım anne?” Annesi “uyuya kaldım de “ demiş. İsmail koşa koşa okula gitmiş. Öğretmeni sormuş: “Neden geç kaldın? İsmail dürüst bir şekilde “annemle yemek yaparken unutmuşum” demiş. Öğretmeni bu dürüstlüğünden dolayı onu tebrik etmiş. Bu dürüstlüğü nedeniyle herkes onu sevmiş. Yazılıların yaklaştığı günler İsmail çok sıkıntılı oluyormuş. Çünkü derslerine çok çalışıyormuş. Yazılı günü gelmiş çatmış. İsmail’in yazılısı çok iyi geçmiş. İsmail aslında Polis Okulunda öğretmen olmak istiyormuş. Yazılıdan birkaç ay sonra sınav sonucu gelmiş. İsmail umut ettiği mesleği kazanmış. Orada da dürüstlüğü ve başarısıyla herkes onu sevmiş.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Demokratik bir ülkede olsaydım medyanın olmasını isterdim. Çünkü medya halkı bilgilendirir ve bilinçlendirir. Bir haber olduğunda halkı bilinçlendirir, bilgilendirir. Medya olmazsa hayat zor olur.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Okulumuza spor alanları, futbol sahası yapılmalıdır. Daha çok faaliyetler ve etkinlikler yapılmalıdır. Okul temiz tutulmalı, tertipli olmalıyız. Daha büyük laboratuar yapılmalıdır. Kantindeki yemeklerin sağlıklı olması ve daha büyük kantin yapılmasını isterdim.



Ahmet Emin BECİT
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 438

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım Jüpiter’e en yüksek modelli bir roket fırlatırdım. Jüpiter’in nasıl bir gezegen olduğunu öğrenirdim. Roketimin motoru da S.M.Ü.T. Roket Motoru olurdu. Roketin adi ise AHMEDOKSİ olurdu.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
En büyük sorunlarımdan biri tuvalete gittiğim zaman tuvalette çoğu kişinin pisliği oluyor ve çok kötü kokuyor. Çözüm önerim; sifonu çekerek tuvaleti temiz bırakmaları gerekir. İkinci sorun; sınıfımızdaki sıraların dağınık olması. Çözüm önerim; arkadaşlarımın sıralarını düzenli tutmalarını sağlamak.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Ben bir robot icat etseydim bana, anneme, babama ve kardeşime yardım etmesini isterdim. Örneğin; annemin yemek hazırlamasına yardım edebilir, bana derslerimde yardım edecek şekilde programlardım. Yani robotumu aileme faydalı olacak şekilde programlardım.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Bence 20 yıl sonra ışınlanma olacak. İstediğimiz yere ışınlanacağız. Örneğin; okullara ışınlanarak geliriz. Önlüklerimiz değişir, hayat daha kolaylaşır. Yalnız, teknolojinin kötü yanları da vardır. Mesela; bir bebek ağlarsa annesi bebeğini susturarak kendine yakınlaştırır. Eğer kundak ayarlanarak kendiliğinden sallanırsa bebek kundağa daha yakınlaşır. Ayrıca, teknoloji kötü amaçlar için de kullanılmaktadır. Örneğin silahlar, bombalar, uyuşturucu, eroin ve içki. Teknolojinin kötü amaçları insanları ölüme daha yakınlaştırır. Umuyorum insanlar 20 yıl sonra silah, bomba, uyuşturucu ve eroin türü şeyler kullanmazlar.

ANNECİĞİM
Anneciğim,
Seni çok seviyorum.
Çünkü sen benim annemsin,
Canım annem.

Hasta olduğumda, üzüldüğümde,
Yanımdasın.
Seni çok seviyorum,
Canım annem.

BENİM HİKÂYEM (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Ali adında dürüst bir çocuk varmış. Futbol oynamayı çok severmiş. Babasının mesleği öğretmenlikmiş. Okula çoğu zaman geç kalırmış. Esmermiş ve yemek yapmayı çok severmiş. Ama oğlu ve kendisi için yemek yaparmış. Günler geçmiş, zamanlar geçmiş. Ali, futbol oynamaya pek önem vermemeye başlamış. Babası bu olaya çok sevinmiş. Çünkü oğlunun kitap okumasını istiyormuş. Çünkü maçlarda hep sakatlanmalar, küfür etmeler ve kavgalar çıkmaktadır. Günler geçmiş, Ali yakışıklı bir delikanlı olmuş. Babası ölmüş, Ali evlenmiş. Babası gibi Ali de öğretmen olmuş, Çocukları olmuş. Ali her zaman haline şükredermiş. Hayatı boyunca dürüstlüğe önem verdiği için çocuklarına da dürüstlüğü alıştırmış. Dürüstlüğün nasıl bir şey olduğunu çocuklarına anlatmış. Ailede yakan söyleyen bir kişi bile kalmamış. Birlikte mutlu-mesut yaşamışlar.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Medyanın olmasını isterdim. Halkımın her olaydan haberi olması için. Medya olmasaydı, halkı bilgilendirecek insanlar olmasaydı, ülkede sorunlar olurdu. TV, gazete gibi araçlar olmasaydı, olan olaylardan haberimiz olmazdı. Medyanın olmasını ben bu yüzden istiyorum.


İrem ARAS
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 442

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım insanların mutlu ve huzurlu olmaları için elimden geleni yapmaya çalışırdım. Tedavisi olmayan hastalıklara çareler arardım. Yani insanların mutluluğu için elimden geleni yapardım.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Çevremdeki sorunlar; bizim okulumuzdaki kızlar tuvaleti çok pis ve tuvaletlerin kapılarının bazıları kırık. Ben bundan rahatsızlık duyuyorum. Çözüm önerilerim; tuvaletler her gün temizlenebilir, kapı kolları yeniden takılabilir.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Ben bir robot icat etseydim, bir kız robotumun olmasını isterdim. Saçının sarı, üzeri metalik olsun isterdim. Benim bütün istediğimi yapmasını isterdim. Benim için alışverişe çıkardı. Benim için önce alışveriş listesi hazırlardı, sonra bana ihtiyacım olanı alırdı. Eğer alamazsa onun bir dikiş makinesi vardı ve bana istediğim her şeyi örerdi. İçeriğinde birçok şey vardı. Örneğin; içinde tost makinesi, fırın, dikiş makinesi, vb olurdu. Adı da ZEKİ ROBOT olurdu.

ROBOTUM
Robotum olsaydı,
Onu çok severdim,
Ben gibi yetiştirirdim.
Onunla oyun oynar,
Televizyon seyrederdik.
Umarım robotum olur,
Mutlu olurum..

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknoloji insanları mutluluğa götürür. Günümüzde birçok farklı teknoloji alanında gelişmeler gitgide hızlanıyor. Artık köylüler için inek sağma makinesi gibi hayatımızı kolaylaştıran teknolojik ürünler çıktı. Örneğin; eskiden köylüler birbirlerinin evlerine giderek haberleşiyorlarmış. Ama şimdi teknolojinin ürünü telefon ile konuşabiliyorlar.
Teknoloji aynı zamanda insanları mutsuzluğa da götürür. Çünkü hayatımızda uyuşturucu, atom bombası, silah, vb. ürünler teknolojinin kötü yanlarından bazılarıdır.

DUYARLILIK
Duyarlı olmak her zaman iyidir. Kuşlara, yani hayvanlara karşı duyarlı olmalıyız. Örneğin; bazı insanlar hayvanların derilerinden elbiseler, kürkler, ayakkabılar, çantalar yapıyorlar. Ben bu hayvan avcılarını hiç sevmiyorum.
Ben bitkilere karşı duyarlı bir insanım. Bitkiler çok hassas varlıklardır. Bitkilerin ön tarafı her zaman güneşe doğru dönüktür. Örneğin; bütün bal arıları bitkilerin çiçeklerinden yararlanarak bal elde ediyorlar. Biz ve hayvanlar, bitkiler olmasaydı yaşayamazdık. Zaten yaşam diye bir şey olmazdı.
“Ben bu yazıyı çok beğendim, umarım siz de beğenirsiniz.”

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
20 yıl sonra ben evlenmiş olacağım. Bir çocuğum olacak. Adını Kleopatra koyacağım. Bebek olduğu için benim yanımda bebek telsizi var, o telsiz odanın içerisini gösterebiliyor. Ben bir içmimarım, renkli duvar boyasının özellikleri;
1- Evi süpürdüğünde süpürgenin rengini alıyor,
2- Orada bütün renkler var. O renklerden birisine bastığında duvar o renk olur,
İşten çıkınca ailecek bir yere yemeğe giderdik. Garsonların elinde bir tür minik bilgisayar var, onlarla yemekleri hemen hazırlayıp mini bilgisayardan tek, tek yemek istediklerimiz şeyleri veriyor.
Mevsimler geçtikçe herkesin oturduğu yerler değişiyor. Örneğin; yaz mevsiminde benim evim deniz kenarında oluyor, oturduğum yer değişiyor. Mevsimine göre kıyafetlerim, evim değişiyor. Benim bu teknoloji çok hoşuma gidiyor.


GÜNEŞ TUTULMASI
Saat öğleden sonra 12.10 civarıydı. Öğretmenle birlikte soru çıkartıyorduk. Zil çaldı ve öğretmen soruların devamını yazdırıyordu. Sorular bittikten sonra:
- Çocuklar soru 17 yazıp bırakın dedi.
Ben sınıftan çıktıktan sonra kulübün arabasına binip kulübe gittim. Orada herkes güneş tutulması hakkında konuşuyorlardı. Ben de güneş tutulmasını ilk kez dinleyeceğim için çok heyecanlıydım. Yemeğimizi yedik, yukarı çıkıp dişlerimizi fırçaladıktan sonra arabaya binip okula gittik. Okula baktığımda herkes dışarıdaydı. Öğretmenin yanına gidip:
- Öğretmenim neden herkes dışarıda?
- Çünkü herkes güneş tutulmasını izliyor.
Benim heyecanım iki kat daha artmıştı. Hemen ben de güneş tutulması gözlüğümü alıp dışarı çıktım. Yarım saat kadar güneş tutulmasını izledim. Sonra öğretmen bizi içeri çağırdı. Kaldığımız sorudan devam ettik. Sorular bittiği zaman geri dışarı çıktık. Sonra on – onbeş dakika sonra müdür; “Herkes içeri” dedi. Biz soruları yazdığımız için öğretmen geri dışarı çıkmamıza izin verdi. Belli bir süre sonra zil çaldı. Etüt arasında Eylül, ben, Şeyda ve Zeynep oyun oynadık. Etüde girdik. Çok mutluyum. Çünkü ilk defa güneş tutulmasını izledim.

ÇAYIRHAN TERMİK SANTRALİ

Çayırhan Termik Santralini inceledim. Çevreye vermiş olduğu zararı gözlemledim. Sizlere bu gözlemlerimi aktarmak istiyorum.
Termik santralinin bulunduğu Çayırhan’da elektrik üretilmektedir. Elektrik üretmek için kömür enerjisinden faydalanılmaktadır. Kömürün yakılmasıyla buhar kazanlarındaki su ısıtılarak buhar elde ediliyor. Buharın basıncıyla jeneratörler çalışıp elektrik üretiliyor. Ancak burada havaya çok miktarda zararlı kömür dumanı karışıyor. Termik Santralin yakın çevresi dumandan çok etkileniyor. Ben Termik santralin yakın çevresinde bitki örtüsü göremedim. Evlerin çatıları toz ile kaplı idi. Termik santraller çevreye zarar vermektedir. Kullanılan kömür tükenebilir bir enerji türüdür.

ANNECİĞİM
Seni nasıl seviyorum, bilemezsin,
Evde seni hiç üzmem,
Nasıl ağlarım gecelerce senin için,
İçin için için …

Çalışırım durmadan senin için,
O kadar çok severim ki seni,
Kıyamam sana annem…

Sana iyi bir evlat olmak için,
Esirgemem iyiliklerimi,
Ve Allah’ıma dua ederim,
İşlerimin hepsini sen gördün,
Yardıma ihtiyacım olduğunda,
Oradan buradan nasıl koştun annem,
Rahat etsin için, bir gün ben de büyüyeceğim,
Umarım olurum bir öğretmen, bir avukat,
Mutlusun artık büyüdüm ve mesleğime kavuştum.

DÜRÜSTLÜK (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Bir zamanlar dürüstlüğe önem veren bir öğretmen vardı. Bu öğretmen, kitap, gazete, dergi okumaktan çok hoşlanırdı. Bir gün kızı Füsun hastalandı. Meral öğretmen kızı Füsun’un okuluna gidip rapor aldı, derken meral öğretmen çok yoruldu. Bu arada okula geç kalmıştı. Kızı Füsun, annesine şöyle bir cevap verdi:
-Anneciğim bugün Pazartesi. Senin okuluna geç kalmanı istemem.
Meral Hanım bugün okul olduğunu unutmuştu. Geç kaldığından dolayı kızına teşekkür edememişti. Hemen bir taksiye bindi. Taksici, bangır, bangır şarkı dinlemeyi çok seviyordu. Ama Meral Hanım bundan hoşlanmıyordu. Taksi şoförüne:
-Afedersiniz, ama ben gürültü yapan insanları sevmem, dedi.
Taksi şoförü de:
-Özür dilerim, demiş.
Taksi, Meral Hanımın okulunun önünde durmuş. Meral Hanım koşa koşa Müdürün odasına girmiş ve:
-Afedersiniz. Bugün kızım hasta olduğu için biraz geç kaldım, demiş.
Müdür bey:
-Dürüstlüğünüz için teşekkür ederim. Senin kadar bu okulda dürüst bir insan görmedim, demiş. Sana bugün hiç kızmadım, sana dürüstlüğün için teşekkür ederim, demiş.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Medyanın olmasını isterdim. Çünkü önemli olayları bildirip halkı bilgilendirir ve bilinçlendirirdim. Halkın bilgili olması, bu olayları engellemesine yardım ederlerdi.

AY KIZ
Ay kız bal kız,
Yaldız baldız,
Küsme bal kız,
Irmaklarına yaldız,
Zamanı gelir ağlarsın,
Başına bak anlarsın.




BİLMECE
1) Tomi’nin annesine ne denir? (imotanA)
2) Teyyar uçağa binerse ne olur? (erayyeT)
3) Çekirdeğin tam olmayanına ne denir? (kedrikeÇ ıraY)


İsmail KESİKTAŞ
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 445

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben mucit olsaydım yeni uçaklar icat ederdi. Başka şeyleri icat ederdim. Sonra patentimi alır keyfini sürerdim.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Benim sorunum uyuşturucu. Uyuşturucu herkesi zehirliyor. Çözüm önerim; uyuşturucu satanlar hapisten çıktıktan sonra yine satıyorlar. Bunun için daha sıkı önlemler alınmalıdır.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Benim robotum olsaydı oyun oynardım. İşlerimi yapmasını isterdim. Onu çok severdim. Annemin ve babamın işin yapmasını isterdim.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknoloji yararlıdır, bir bakımdan zararlıdır. Televizyon hem yararlıdır, hem de zararlıdır. Televizyona kendimizi kaptırırsak zararlıdır.

DUYARLILIK
Herkes duyarlı olmalıdır. Herkesin hoşgörülü olması gerekir. Büyüklerini saymalıdır, küçüklerini sevmelidir.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
20 yıl sonraki teknoloji çok güzel olacağa benziyor. İstediğimiz zaman anında yemek gelebilir ya da bir kutuya su döktükten sonra yemek sofrası olabilir. Bir tuşa basınca oda değişebilir. 700 km hızla giden bir araba olabilir.
GÜNEŞ TUTULMASI
Güneş tutulması çok güzeldi. Ben başından beri izlemediğim için biraz üzülmüştüm, ama izleyince üzüntüm geçti. Ben çok beğendim. İnşallah bir kere daha izleyebilirim. En güzeli okulda izlemekti. Çünkü bütün arkadaşlarım oradaydı. Güneş tutulması çok güzeldi.

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Bir kentin yöneticisi olsaydım; trafik sorunu için alt geçit yaptırırdım. Her yere çöp kutusu koyardım. Kamera da koyardım. Çok sık önlemler alırdım.

CANIM ANNEM
Benim canım annem,
Beni besleyen canım annem,
Canım annem.

Benim için her şeyi yapan,
Beni seven koruyan,
Canım annem.

Senin için her şeyi yaparım,
Seni çok seviyorum,
Canım annem.

BAŞARI (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Kemal adında bir polis varmış. Kemal çok başarılı birisiymiş. Her görevde başarılı olurmuş Bunun için ona ödüller verirlermiş. Sonra Kemal’i komiser yapmışlar. Yine ödüller vermişler. Kemal sonra emekli olmuş. Emeklilik parasını biriktirerek ve eski işinden kalan parasını da katarak bir şirket kurmuş. Şirket iyi olunca herkes o şirketten malzeme istemiş. Şirket başarılı olduğu için gelişmiş ve büyümüş ve Kemal yaşamını sürdürmüş.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Ben demokratik bir ülkede yönetici olsaydım medyanın olmasını isterdim. Çünkü halk isteğini kolayca söyleyebilir. Yönetici halkın iyiliğini istediği için medya da halkın isteğini çabuk iletir ve halk yorulmaz. Ama yöneticinin yapmak istemediği yaptıramamasına da medyanın istememesi neden olur.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Okulun her yanına nöbetçi konulmalıdır. Okula kamera koyulmalıdır. Okula havuz yapılmasını isterdim. Okulun koridorlarına ses yalıtımı yapılmalıdır.

Mustafa Nazım KARADÜZ
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 446

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım sigarayı bıraktıran bir alet yapardım. Bir de ışınlanmayı icat ederdim. Dünyanın yarısı sigara içiyor ve ben bunu önlemek için bu aleti yapmak istiyorum. Işınlanmaya gelince; ışınlanmayı icat edersem bir yerden bir yere gidiş-geliş daha iyi olur.
ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Bize DAYM’de istediğimiz yerde top oynatmıyorlar. Arkadaşlarımla inadına oynuyoruz ve bize kızıyorlar. Bu benim sorunum. Çözüm önerim; ya bize yaptıkları sahayı, kalesini büyütecekler ya da hep bu inatla devam edeceğiz.
BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Her şeyi anlasın, her işi yapsın. Zeki ve 100 yemek yapsın. Müzik çalar, dvd, vcd, cd çalar olsun. Bir şarz oluşta 7777 sene dayansın. Kılık değiştirerek her şeye dönüşsün. Mesela; ev, araba, villa gibi şeylere dönüşsün. Üzerinde oyun aletleri, mutfak aletleri, ev aletleri, otomobil, uçak, helikopter, denizaltı, EF22 iş makinesi, kendi enerjisini üreten faydalı enerji kaynakları olsun. Mesela; rüzgâr, hidroelektrikle çalışsın ve güneş enerjisi ile de çalışsın. Dinlensin, benimle oynasın. Ayrıca komik sözler söylesin. Benim robotum budur.

DUYARLILIK
Duyarlı olmak iyi bir şeydir. Duyarlı olursak insanlar bizi sever. Kendimize yapılmamasını istediğimiz hareketi başkasına yapmamalıyız. Hayvanları sevmeliyiz.

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Bir kentin yöneticisi olsaydım her yere çöp kutusu koyardım. Bir kentte 77777 çöp kutusu koyardım. Bir sitede 77 çöp kutusu koyardım. Çöp kutusuna çöp atmazlarsa güvenlik bunu haber verir, ilk önce uyarır, sonra bir daha yaparsa ceza uygulanır. Sonra çöplerin yanına şu pankartı yazardım: “LÜTFEN ÇÖPLERİNİZİ ÇÖP KUTUSUNA ATINIZ.” Benim kentim bu şekilde olurdu.
BEN ve ÖZELLİKLERİM (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Ben, dürüst, uzun boylu, esmer bir polisim. Özelliklerim; okumak, yüzmek, ders yapmak. Evimi taşıdığım bir gün, birisinin bir dükkândan hırsızlık yaptığını gördüm. Polis olduğum için onu engellemem gerekiyordu ve ben arabadan inerek hırsızın peşine düştüm ve onu yakalayıp çalıştığım karakola götürdüm, hapse attırdım. İşim bitince geri dönüp evimi yerleştirdim. Kısa bir süre sonra serbest kalan hırsız, intikam almak için gece benim evime girmiş. Gürültüye uyandım ve onu yakalayıp ellerine kelepçe taktım. Karakola götürüp yine hapse attırdım ve evime geri döndüm. Sabah kalkıp işime gittim. Akşam ve döndüğümde eşyalarımın darmadağın edildiğini gördüm. Hemen çalıştığım yeri arayıp, “Yakaladığım hırsızı serbest mi bıraktınız?” diye sordum. Hayır cevabını aldım. Olayı araştırınca başka bir hırsızın bu olayı yaptığını ve tutuklandığını öğrendim. Hayatıma dürüst bir polis olarak devam ettim.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Medyanın olmasını isterdim. Çünkü gazete, dergi, radyo ve televizyon yayınlarıyla haberleri bize ulaştırıyorlar ve bu sayede olan biten her şeyi öğreniyoruz ve ona göre davranıyoruz. Medya olsun, çünkü olaylardan haberdar oluyoruz ve hayatımız daha kolaylaşıyor.


Elçin DURU
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı 447

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım bir robot yapardım ve onu 1 milyona satardım ki herkes alabilsin ve işini görebilsin.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Size okuldan bahsedeceğim. Bizim okulda küfür etme alışkanlığı var. Çözüm önerim; küfür eden disipline verilebilir.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Ben eğer bir robot icat etseydim; istediğim her şeyi yapabilen bir robot yapardım. Annemin işlerini yapardı ve annem de benimle daha fazla ilgilenebilirdi. Babamın yerine de ev göstermeye gider ve benim yerime ödevlerimi yapardı. Böylece ödevlerimden kurtulmuş olurdum. İnsanların yaptığı bütün şeyleri hatta fazlasını yapmasını isterdim. Adını da EÇO ROBOT koyardım.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknoloji insanlara hem yararlı, hem de zararlıdır. Ev hanımları için çamaşır makinesi bulunmuş. Ama atom bombaları yapılıp insanlar birbirlerini öldürmüş.

DUYARLILIK
Duyarlı olmak güzel bir şeydir. Birine yardım etmek, doğayı ve çevreyi korumak. İyi insan olmanın başında duyarlılık gelir. Birine yardım ederken mutlu oluyorsanız siz duyarlı bir insansınız.


20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
20 yıl sonra teknoloji çok gelişecek, ışınlanma bile olabilir. Akıllı evler olacak ve istediğin zaman her şeye dönüşecek.

ANNEM
Annemi üzdüm diye,
Ne kadar ağladım bilemezsin.
Annem, annem,
Canım annem.

Annem üzüldü diye,
Ne kadar ağladım bilemezsin.
Seni üzdüm diye, ne kadar üzüldüm,
Bilemezsin.

Buse YILMAZER
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 452

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım; camlar kırılmasın diye kırılmayan cam icat ederdim. Hamburgerin, patatesin ve kolanın sağlıklı olmasını isterdim. İnsanlar kilo almasın diye ilaç icat ederdim.
ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Derslerim ve yazılılarım. Çözüm önerim; derslerimi ve yazılılarımı düzeltmek için kitap okuyup etütteki ek çalışmaları tekrar edersem belki derslerimi ve yazılılarımı düzeltebilirim.
BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Ben bir robot yapsaydım; onunla oynardım. Anneme yardım etmesini isterdim. Babamın işlerini yapıp akşam babamla gelip ödevlerime yardım ederdi.
TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknoloji bizi mutluluğa da, mutsuzluğa da götürür. Mutlu yanları şunlardır;
- Çamaşır makinesi,
- Bulaşık makinesi,
- Elektrik süpürgesi,
- Radyo,
- Ders çalışmak.
Mutsuz yanları da şunlardır:
- Televizyon,
- Eroin,
- Hap,
- Uyuşturucu,
- Sigara.
Bunlar; televizyon, eroin, hap, uyuşturucu ve sigara zararlı şeylerdir. Kendinizi bunlara alıştırmayın.

DUYARLILIK
Duyarlı insan çevresini korur. Yerlere çöp atmaz, hayvanları korkutmaz, bitkilere basmaz. Hayvanları öldürmek için ava çıkan insanlar çok büyük bir hata yaptılar. Duyarlı insan diğer insanları üzmez. Mesela bir arkadaşım düştüğünde ağladıysa onu ağlatmamalıyız, güldürmeliyiz.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
20 yıl sonra teknolojide değişimler olabilir. Yani şu değişimler olabilir:
· Işınlanma olabilir,
· Arabalar uçabilir,
· Okullar değişebilir,
· Evler değişebilir,
· Kitaplar ve defterler değişebilir.
Bakalım bu tür şeyler değişince hayatımız zorlaşacak mı, kolaylaşacak mı? Ama ben düşünüyorum; “Acaba hayatım nasıl olacak?”
GÜNEŞ TUTULMASI
Sabah kalktım. Din yazılımız vardı. Annem ve ben din yazılısını çalıştık. Sonra, ben kahvaltımı yaptım. Sonra beni Ezgi Yurteri aradı. Okula geldik. Herkesin elinde Güneş tutulmasıyla ilgili bir gözlük vardı. Ama bazı kişilerin gözlüğü yoktu. Ama annem bana 1-YTL vermişti, ben de gidip aldım. Annem geldi, Edanur’a bir tane almamı söyledi. Gittim Edanur’a da aldım. Sonra zil çaldı ve din dersi öğretmeni girdi, yazılı olduk. Zil çaldı, teneffüse çıktık. Sedef, Melek ve Ezgi Yurteri’ne gidip güneş gözlüğü aldım. Ben gelir gelmez zil çaldı ve sınıfa girdik. İngilizce dersimiz vardı ve işledik. Eve gitme zili çalmıştı, öğle yemeğine gittik. Yemeğimizi yemiştik. Sınıfa gittim, herkes gözlük almıştı. Berke diyordu ki onlar zararlı. Ben de eve gidip annemden para aldım ve gidip bakkaldan gözlük aldım. Alır almaz hava karardı. Güneş tutuluyordu. Müdür bize içeri girmemizi söyledi. Sosyal Bilgiler sorularının yarısını yazdık ve öğretmenimiz bizi dışarı çıkarttı. Sonra içeri girdik. Batuhan yemek getirmişti, onu bitirdim. Yazımı şimdi arkadaşlarıma okuyacağım. Bu Çarşamba gününü hiç unutmayacağım.
BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Bir kentin yöneticisi olsaydım şunları yazardım:
1. Her binaya geri dönüşüm kutusu koyardım,
2. Yerlere çöp atılmamasını,
3. Bahçelerin ağaçlandırılmasını,
4. Bahçelerde çeşme olmasını,
5. Her bahçede çadır olmasını.
Ben bir kentin yöneticisi olsaydım bunları yapardım. Lütfen çevrenizi iyi koruyun.

CANIM ANNEM
Canımsın anne,
Sensiz yapamam,
Her şeyimsin sen benim,
Seni unutmayacağım hiçbir zaman.

Canımsın anne,
Seni seviyorum biliyorsun,
Her şeyimsin sen benim,
Seni unutmayacağım hiçbir zaman.

ESMER KIZ (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Bir varmış, bir yokmuş. Bir gün bir kız sınavlara katılmış ve öğretmen olmuş. Bu kız evsizmiş ve de bu kızın bir eve ihtiyacı varmış. Bu kız okuldan çıktıktan sonra ev aramaya gidermiş. Esmer, uzun boylu birisi olan öğretmen okumayı çok seviyormuş. Çok dürüstmüş ve dağınık insanları sevmezmiş. Nihayet bir ev bulmuş ve yerleşmiş. Evine komşuları, öğrencileri geliyormuş. Bu kıza artık esmer kız diyorlarmış. Evlenmiş, çok mutluymuş. Zamanla ikiz kızları olmuş. Kızlar çok yaramaz ve annelerini çok üzüyorlarmış. Anneleri de öğretmen olduğu için çocuklarıyla yeteri kadar ilgilenemiyormuş. Bir bakıcı tutmaya karar vermişler ve bir bakıcı tutmuşlar. Mutlu bir aile olmuşlar.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Ben demokratik bir ülkede yönetici olsaydım ülkemi korurdum. Medyanın iyiliği için çalışırdım. Ülkemi doğru yönetirdim. Asla kötüye doğru yöneltmezdim.



Edanur MÜŞTECİ
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 469

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım; ilk önce içkiyi bırakabilmek için bir ilaç yapardım. Küçük çocuklar içkiye başlıyor, ondan sonra sigara, sonra da esrara başlıyorlar. Ben bununla ilgili bir ilaç yapmak ve bunu herkese parasız dağıtmak istiyorum. Her yeri tespit edip, sigaraymış, içkiymiş, esrarmış, bunları Dünya’dan kaldıracağım.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Benim sorunum şu: Havalar soğuk olunca koridorda oynamak zorunda kalıyoruz ama öğretmenler izin vermiyor. Şöyle bir şey olabilir: Havalar soğuk olunca bize farklı bir yer ayırabilirler.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Benim hayalimde bir dolu robot var. Ama bunu yapabilmem için büyümem lazım. Aynı zamanda hayalimdeki robotu gerçekleştirmek için okullarımı bitirmem lazım. Ben hayalimdeki robotu gerçekleştireceğim. Şimdi size robotumu anlatayım ama anlatacak bir şey yok, robotum her işe yarıyor.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknoloji bizi mutluluğa götürecek ama belki de mutsuzluğa götürecek. Çünkü teknoloji ilerliyor, hiç kimse teknolojiyi durduramayacak. Ben çok üzülüyorum, teknoloji ilerledikçe birçok şeyi götürüyor. Ama belki de hayatımız çok güzel olacak.

DUYARLILIK
Duyarlı olmak hayvanları, bitkileri korumakla ilgilidir. Duyarlı olmak insanlara saygılı olmaktır. Küçüklerimizi sevmeliyiz, büyüklerimize saygılı olmalıyız. Hiç kimseye kötü davranmamalıyız. Herkesi sevmeliyiz, çevreyi her zaman için sevmeli, duyarlı olmalıyız. Her zaman için duyarlı olacağıma söz veriyorum.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Bence 20 yıl sonra hayatımızda uçan arabalar olacak. Belki de hayatımız daha da kolaylaşacak. Hayvanlar değişecek mi, değişmeyecek mi? Bence 20 yıl sonra hayatımız çok değişecek.

GÜNEŞ TUTULMASI
Ben hayatımda ilk defa Güneş Tutulmasını gördüm. Çok güzel ama belki bir kez daha göremeyeceğim. Keşke o anı bir daha görebilsem.

ŞİŞMAN AŞÇI (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Adı Kemal olan çok şişman bir adam varmış. Ütü yapmayı hiç ama hiç sevmezmiş. Bir de çok dürüstmüş. Mesleği ise aşçılıkmış, yemek yapmaktan çok hoşlanırmış. Bür gün lokantada çorba yaparken içine böcek düşürmüş. O böcek çorba isteyen adamın tabağındaymış. Böceği gören adam hemen lokantanın sahibine gidip söylemiş. Bunu duyan lokantanın sahibi çok sinirlenmiş. Kemal’e gitmiş ve bu olayı anlatmış. Kemal çok üzülmüş, ama yine de yalan söylememiş. Bunu gören lokanta sahibi bu dürüstlüğünden dolayı onu kovmamış. Şimdi o aşçı dünyanın en iyi aşçısı.

Seza Zeynep ÇİĞDEM
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 471

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Yaşımız gereği yani daha sağlıklı olmak, sağlıklı olarak büyüyebilmek için temiz bir çevreye ihtiyacımız var. Günümüzde ise sanayileşmeden dolayı temiz bir çevrede yaşayabilmek mümkün değil. Fabrika dumanı, egzoz dumanı, sigara dumanı derken içten içe zehirleniyoruz ve sağlıklı büyüyemiyoruz.
İşte ben de hem bizim, hem bizden sonraki nesillerin olması gerektiği gibi yaşayabilmeleri için “Duman Topları” icat etmek isterdim. Benim duman toplarım; sokaklardaki insanlara zarar veren, ömürlerini kısaltan ve sonraki nesillerin de hayatlarını tehlikeye sokan zehirleri gazları içine hapsederek onları sokağa vermezdi. Daha sonra içine hapsettiği karbondioksitleri yeşil yaprakları sayesinde oksijene çevirir, sokağa geri verirdi. Böylece hem bebekler, hem biz, hem de büyüklerimiz sağlıklı, dumanların etkisinde kalmadan, zihnimiz daha açık olarak yaşayabileceğiz.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
İnsan, güzel bir çevrede yaşamak ister. Bu her canlının hakkıdır. Çevremize şöyle bir baktığımız zaman çevre kirliliği, gürültü kirliliği almış başını gidiyor. Bu konuda duyarlı olup, çözüm önerileri üretmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bireyleri çevre temizliği konusunda bilinçlendirmeliyiz. Yere tükürmenin iğrençliğini anlatmalıyız. Çöpleri yere atmanın cehaletle eşdeğer olduğunu anlatmalıyız. Gürültü kirliliğini önlemek için gereksiz kullanılan sesleri, korna seslerini azaltmalıyız. Bunları ihtiyaç ölçüsünde kullanmalıyız.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Ben bir robot icat etseydim, yemek yapan, annemin ev işlerine yardım eden, babama yardım eden bir robot olurdu. Hayalimdeki robot çok güzel olurdu ve insanlar onu çok severdi.
Bir robot yapmak isterdim,
Annemin işlerini yapsın,
Babama yardım etsin,
Hayalimdeki robot olsun.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
İnsanlar işlerini daha kolay ve çabuk yapabilmek için teknolojiden yararlanır. Teknolojik ürünler, eğitim, sağlık, iletişim, ulaşım ve üretim gibi birçok alanda kullanılmaktadır. İcat edilen araç ve gereçler zaman içinde gelişmiş, hayatımızı kolaylaştırarak, hayatımızın doğal bir parçası olmuştur.
Her güzel şeyin bir de olumsuz yanı vardır. İşte teknoloji de öyledir. Bir taraftan hayatımızı kolaylaştırırken diğer yandan hem bizim için hem de çevre için zararlı hale gelir. Örneğin artık olarak kullandığımız cam, plastik ve piller gibi.
Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki, teknoloji olmadan bir hayat artık imkânsız, ancak zararlarını en aza indirebilmek için her an duyarlı olacağız, doğru zamanda doğru yerde kullanacağız.

DUYARLILIK
İnsanlar karşılaştıkları problemleri çözmek ve hayatlarını kolaylaştırmak için çeşitli ürünler icat eder. İcat edilen ürünleri kendimize, başkalarına ve doğaya zarar vermeden kullanmamız gerekir. Defalarca dile getirildiği gibi televizyonun hem olumlu hem de olumsuz etkileri var. Konuşmamızı, ifade etme gelişimimizi, hızlandırması, bilgilendirmesi yararları olan televizyonu gene dengeleyecek olan kendimizden başkası değildir. Gene zehirli atıklardan olan piller de ayrı yerlerde biriktirilerek doğaya zarar vermeleri engellenebilir. Teknolojiyi kullanalım ama duyarlı bir şekilde…

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Bazen 10 yıl sonra, 20 yıl sonra teknolojide ne gibi gelişmeler olacak diye düşünmüyor değilim. Her geçen gün hayatımızı kolaylaştıran, çabuklaştıran teknoloji 20 yıl sonra daha farklı olacak. Uzay ve dünya bir arada olacak. Araçlara binip herkes uzaya gezmeye gidecek. Yaşam kolaylaşacak, herkes her işini internet aracılığıyla gerçekleştirecek. Herkes birbirinden her an haberdar olacak. Teknoloji gelişirken sevgi, saygı, vefa, dostluk, hoşgörü, özveri acaba hangi basamaklarda yerini alacak? Ben bunu düşünmek istemiyorum…

GÜNEŞ TUTULMASI
Önce güneşe rahat bakabileceğimiz film şeritleri aldık. Okulun bahçesinde öğretmen, öğrenci bir topluluk oluşturduk. Herkes merakla güneşe bakıyordu. Kenarı yavaş, yavaş kaybolmaya başladı. Daha sonra incecik yarım ay şeklinde kaldı.
BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Bir kenti yönetmek görevi bana verilseydi eğer, öncelikle insanları eğitmekten başlardım. Onlara güzel ahlâkı, saygı duymayı, değerlerine sahip çıkmalarını ve asla özgürlüklerinden taviz vermemelerini anlatırdım. Daha sonra onların daha rahat yaşayabilmeleri için iş, kazançları doğrultusunda sahip olabilecekleri evler verirdim. Boş zamanlarında gidebilmeleri için kütüphaneler ve parklar yaptırırdım.

CANIM ANNEME
Her gün sabah,
Bir el ararım,
Canım annem,
Okşayarak uyandırır beni,
Her an kokusunu hissederim,
Canım annem seni çok severim.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Demokratik bir ülkenin yöneticisi olsaydım medyanın olmasını isterdim. Ancak medyanın bugünkü gibi yapıcı değil yıkıcı, uzlaştırmacı değil kışkırtıcı olmasını istemezdim. İnsan haklarına değer veren, özel hayata saygı duyan, daha dengeli olmasını isterdim. Eğer medya neyi, nerede yapacağını bilirse eminim olumlu eleştiriler de yapacaktır. Ben de bir yönetici olarak bu eleştirilerden seve, seve payımı alırdım.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Eğitim alabilmek için, teknolojiyi kullanabileceğimiz teknoloji sınıflarında okumak isterim. Büyük bir bahçesinin olmasını, o bahçeye kendi ellerimle çiçek dikmek isterim.

Zeynep BATTAL
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 472

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM

Ben bir mucit olsaydım; ilk önce internetten daha gelişmiş bir program icat ederdim. Daha sonra daha üst seviyelere çıkmam için yeni ve daha iyi buluşlar yapardım. Belki de ışınlanmayı bile yapabilirdim. Gelişmiş bir robot yapardım. Her istediğim olsun derdim. Ha bi de internetteki arkadaş, sevgi gibi şeyleri kaldırırdım. Bu da insanların rahatlığı için, çocuklar rahatça internete girebilsinler diye. Ve tabi yine insanların iyiliği için hırsızın giremeyeceği bir ev imal ederdim.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?

Ben bir robot yapmak isterdim ama her istediğimi yapabilen bir robot isterdim. İçine beyin gibi bir alet koyardım. Anneme ve babama yardım ederdi. Benim derslerime yardımcı olurdu. İçindeki yani yapabileceği işler: Evi süpürüp, silip, toplayıp, yemek pişirip, bana yardım edebilmesi için bir alet koyardım. Gövdesinde bilgisayar, bulaşık makinesi, ilk yardım, fırın, çamaşır makinesi, gardolap, buzdolabı, bardak, tabak, vs, koyma yeri, çöp yeri yapardım. Başından çak aksın, kolundan bardak uzatsın, bacağının yanından ise su aksın isterdim. İçinde bir boşluk, gövdesinin yarısından yarılan bir kapı olsun. Robotun içine girdiğimizde istediğimiz yere ışınlanabilelim. Benim evim uçabilir olsun, evi kendisi toparlasın, istediğimiz zaman araba olup çıksın, istediğimiz zaman bisiklet. Benim böyle bir ev robotum olurdu.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM

Ben kantinden yemek almamaya çalışıyorum. Çünkü sağlıklı mı, sağlıksız mı bilmiyorum. Ama ben bunun çözüm yolunu buldum. Yaptıkları şeylerin hepsini gözümüzün önünde yapsınlar. O zaman güvenle kantindeki şeyleri alırım. İkincisi ise koridorlarda oyun oynamamıza izin vermiyorlar. Nedenini ise bilmiyorum. Bunun bir çözümü yok, öğretmenlerin bileceği iş. Evde de sorunum var. Bilgisayar ve televizyon saatleri çok az, biraz arttırılırsa daha iyi olur. Bunun da çözümü yok, anneme, babama ve benim derslerime çok çalışmama bağlı.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknoloji yaralıdır. Çünkü teknoloji sayesinde göremediğimiz kişileri görüyor, sesini duyuyoruz. İnternetten bilmediğimiz şeylere bakıyoruz. Bize lazım olan birçok şeyi yapıyoruz. Teknoloji sayesinde hayatımız kolaylaşıyor. Örneğin; internetten çok uzakta olan birisi ile görüntülü ve sesli konuşabiliyoruz. Bu güzel bir şey ve bu da bize teknolojinin yararlı olduğunu gösteriyor.
Teknolojinin çok büyük yararları olduğu gibi küçük zararları da vardır. Mesela; sigara da bir teknolojidir. Ama sigara çok zararlıdır. Hem cep telefonlarının radyasyonu da sağlığa zararlıdır. Teknolojiden oluşan ses kirliliği de kulak sağlığına büyük zararı var. Uyuşturucu, esrar, vb. maddelerin sağlığımıza zararlı olduğunu herkes biliyor değil mi? Teknoloji hem yararlı, hem de zararlıdır. Ama iyi yönleri ağır basıyor.
DUYARLILIK

Duyarlı olmak aslında bir yandan da duygulu olmaktır. Ve duygulu olmakta çok güzel bir şeydir. Çevresini seven çevresine zarar vermez. Çöp atmaz ve bu da tabiî ki duygulu olmaya girer. Her insan duyguludur. Ama duygulu insan asla çevresine zarar vermez. Aynı zamanda küçükleri korur, büyüklerine ise saygılı davranır. Hayvanları korumalıyız. Onlara iyi davranmalıyız. Siz de duyarlı olun. Hayvanlar da, insanlar da, bitkiler de size iyi davransınlar. Yani sizi sevsinler. Çünkü onlar da canlıdır.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?

Hayatımız 20 yıl sonra değişecek. Beynimiz gittikçe gelişiyor. Hayatımız kolaylaşacak. Teknolojide belki ışınlanma bile olabilir. Ben de mucit olabilirim. Aslında yeni buluşlar yapabilirim ve bu buluşlarımı insanlara sunup hayatımı daha da kolaylaştırabilirim. Hem belki bana iyilik edip onlarda başka kişilerin hayatlarını kolaylaştırır. İnşallah hayatımız daha da kolaylaşır.
Kıyafetlerimiz değişebilir. Bir düğmeye bastığımda benim hayal ettiğim kıyafet tık diye önüme gelir. Şimdi sıra arkadaşlıkta. Arkadaşın seninle küs mü? Hayır, artık değil, onun kalbini tek bir parmakla telafi edebilirsin. Sadece bir düğmeye tıklayarak.
Ben 20 yıl sonra 31 yaşımda olacağım. Bir işte çalışacağım ama hiç yorulmayacağım. Çünkü işlerimi evden idare edeceğim. Bir hukukçu ya da rehber öğretmeni. Eğer rehber öğretmeni olursam çocukların evimi arayıp para harcamalarına gerek yok. Bende bir alet olacak, tüm öğrencilerin içindeki duygu bana sinyal verecek. Ben bu sinyali görünce onların beynine bir şeyler mırıldanacağım ve onların içindeki kötü duygu puf diye kaybolacak. Eğer hukuk öğretmeni olursam anlatacağım şeyleri onların beynine sinyalle yollayacağım, kafalarına takılan bir şey olursa bana sinyal gelecek ve ben o soruyu onlara anlatacağım.
GÜNEŞ TUTULMASI

Öğretmenimiz Meral ARAS bize Salı günü “yarın güneş tutulacak, hazırlıklı olun” demişti. Benim güneş gözlüğüm yoktu, ama ayarlarım diye bıraktım. Öğretmenimiz bize güneş tutulmasını anlattı. Dedi ki “güneş tutulmasından sonra her seferinde bir deprem yaşanıyor. Bilim adamları ise diyorlar ki: Bunun güneş tutulmasıyla hiçbir alâkası yok. Hatta Marmara depremi de güneş tutulmasından 5 gün sonra gerçekleşmiş.” Biz de korktuk ama inşallah olmaz dedik.
Öğretmen bize gözlükleriniz olsun ki güneşe bakabilin dedi. Biz de almaya çalıştık ama ben alamadım. Çünkü evde misafirler vardı, babam da geç gelmişti. Bu yüzden alamadık. Ama ben en iyisi röntgen filmi götüreyim dedim ve götürdüm. Ve öğle oldu. Saat 12.022de güneş tutuldu. Çok heyecanlı değil mi?
Ben röntgen filmimi kaybettim. Arkadaşımdan aldım. Güneş’in üzerine ay geliyor gibiydi sanki, ama aralarındaki mesafe çok uzak olması lazım. Çok net gördük.
İnşallah bu yazıyı ileride torunlarım ya da çocuklarım da görür. Gerçi o zaman benim bu kâğıt üzerine yazdığım yazılar çok saçma gelir. Çünkü teknoloji ilerledikçe bilmem artık yazıları nereye yazarlar. Neyse, baktııık, baktıııık, bir depremin olmasını istemiyoruz. İnşallah olmaz ve şimdi ise yazıyı yazıyorum.
Haaa unuttum, dinden yazılı olduk ve daha sonra din öğretmenimiz dedi ki güneş tutulması kıyamete yaklaşmamıza işarettir ve her güneş tutulduğunda ibadet yapmalıyız. Öğretmenin dedikleri yüzünden benim içime bir korku girdi ama ben ölüme hazırım. Ayyyyyyy ağzımdan yel alsın.
Çok güzel ve ilginçti, izlemenizi tavsiye ederim.


BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM

Bir kentin yöneticisi olsaydım, o kentin en iyi şekilde yönlenmesini isterdim. Onlara güzel hizmetler sunardım. Fakirlere yemek dağıtırdım. Onlara yardımda bulunurdum. O kentte hep iyi haberler olsun isterdim. Ama ben gerçekte bir kentin yöneticisi olmak istemezdim.









KİTAP
Kitap okumamışsan,
Hiç uğraşma,
Senden adam olmaz,
Ne kadar uğraşsanda.

Hani kitap en iyi dost derler ya,
Kim söylemişse ne iyi etmiş böyle ya,
Arkadaşın yoksa,
Görmüyor musun kitap hep yanında.

Kitap insanı adam eder,
İyi yola çevirir,
Dosdoğru yolu gösterir,
Gel sen meleğine uy git oraya.
ARKADAŞ!

ANNE
Anne kuş yavrusuna,
Yemek taşır.
Yavruda oradan,
Mama diye bağırır.

Benim annem bana,
Sevgi veriyor.
Ben de biliyorum, haykırıyorum,
O da beni seviyor.

Ben de onu seviyorum,
Bir gün görmediğimde,
Çok özlüyorum, o da dayanamaz bizsizliğe,
Ne de olsa Ana yüreği.

Sevgisine karşılık koyamaz,
O da bir gün bizsiz kalamaz,
Anne yüreği, bizim canımız acırsa,
Dayanamaz!




İÇİN Mİ DIŞIN MI?

Evet, bir insan çirkin olabilir. Arkadaşları çirkinliği yüzünden sevmiyorlarsa, çok ayıp ediyorlar. Bir insanın çirkin olup ta iyi olma olasılığı çok büyük. İnsanların güzel olmak ellerinde değil ki. Allah öyle istemiş… Öyle de yaratmış. Asla, hiçbir insan asla çirkin değildir. Çirkin diye bir şey yoktur. Neyse çirkinlikten çok söz ettik. Şimdi ise gelelim içimizin çirkinliğine. Evet, içimizin çirkinliği, bağırsaklarımızın, midemizin kirliliği değil. Kalbimizin kötülüğü, artık kanımızın siyahlaşmış olması ne kötü değil mi? Bir de kalbi tertemiz, hiçbir kirliliği olmayanları, kanları al renk olanları düşünün, kim onları sevmez. Peki ya kim kalbi siyah olanı sever? Ben değil.

ARKADAŞLIK HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM

Arkadaşlık çok özel ve güzel bir şeydir. Özen ister, sevgi ister. Belki de bir gün gelip bizi ister. Yani kalbimizi ister, kapıp gider. Bir gün gelir canından çok sevdiğin kalbini verdiğin arkadaşın sana elveda der. Belki de yine bir gün gelir bu sefer kendi kalbini satıp aç kalır günlerce. Sana muhtaç kalır, yardım ister, kalbinin geri kalan kısmını ister. Acırsın, ama sonra geride yaşananlara dönüp baktığında “sen benim kalbimi almıştın zaten” dersin. Ama sonra bir düşünürsün, iyi günlerimizde vardı, gel de büyüklük bende kalsın, al senin olsun, der verirsin, emin ol verirsin.

ANNECİĞİM
Dünyanın en iyi annesi,
Kalbimin meleği,
Doğru yolun göstergesi,
Sensin benim kalbimin direği.
Anne ne olur hiç ayrılmayalım,
Hep birlikte olalım,
Sen benim canımsın,
Gülümsün balımsın.
Ben sensiz ne yapayım?
Senden başka annem yok benim,
Sensin benim tek emelim,
Ne olur hiç ayrılmayalım,
Ne olur hep birlikte olalım,
Sen olmasan ben ne yaparım,
Anne!
Sana şiir yazıyorum beni sev diye,
Zaten seviyorsun biliyorum,
Ben senden başka kimsede şefkat bulamıyorum,
Ne olur anne hiç ayrılmayalım,
Ne olur anne hep birlikte olalım.
Hani tüm anne şiirlerinde yazarlar ya,
Hep başucumda bekledin,
Hasta olunca uyumadın,
Doğru anne, hep böyle yaptın,
Hep böyle yap anne,
Ben de çocuklarıma hep böyle yapacağım anne.

ONU BIRAKMAYIZ (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)

Bu yıllarda sarışın, uzun boylu, güzel mi güzel bir öğretmen varmış. Çok dürüst ve güvenilirmiş. Öğrencileri onu çok severmiş. Öğrencileri arasında asla ayrım yapmazmış. Ama öğretmenin tayini çıkacakmış. Öğretmen bunu çocuklara söylerse çocukların çok üzüleceğini biliyormuş. Kendisi de bu duruma üzülüyormuş. Ama çocuklara belli etmiyormuş. Üzüldükçe hikâye yazıp biraz rahatlıyormuş. Hatta bazen hikâyelerine kendi hayatını katıyormuş. Çok ders verici hikâyeleri yazıp satıyormuş. Hatta birisi de şu:
Bir gün adam çok zengin birinin şoförü olmuş ve çok maaş alıyormuş. Artık her şeyi hiçe sayıyormuş, havalanmış. O kadar kötü bir adam olmuş ki toplum arasında hiç sevilmiyormuş. Adamın patronu iyi bir adammış ve ona yakışmayan şeyleri yapan bir şoförü olduğu için onu işten kovmuş. Adam, tekrar yoksullaşmış. Bir lokantaya dilenmek için girmiş. Garson ona acımış. Kendi parasından yemek yedirmiş. Garson:
-Anlat bakalım, neden bu hale geldin?
Adam başından geçenleri anlatmış. Garson adamın haline üzülmüş. Ama ona suçlu olduğunu ve gidip ailesinden, patronundan ve herkesten özür dilemesini söylemiş. Adam gitmiş herkesten özür dilemiş. Garson ise ona demiş ki:
-Ben resim yapıp satıyorum. İki meslekle geçimimi sağlıyorum. Ben sana garsonluğu öğreteyim, gidip patronla konuşalım. Sen benim yerime gel demiş. Adam ise kabul etmiş ve güzel bir hayat sürmüş.
İşte böyle. Öğretmenin tayin olma zamanı gelmiş, çocuklara söylemiş. Başka bir kente taşınarak oradaki okulda öğretmenlik yapmış. Çocuklar bu duruma çok üzülmüş ve Milli Eğitim Bakanlığı’na gitmişler, yalvarmışlar. “ONU BIRAKMAYIZ” demişler. Milli Eğitim Bakanlığı bunu kabul etmiş ve yine öğretmen eski sınıfına dönmüş.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?

Ben demokratik bir ülkede yönetici olsaydım medyanın olmasını isterdim. Çünkü o zaman ben de yanlışlarımı anlar, düzeltmeye çalışırdım. Medyanın olmaması, zaten halkın gerilemesi olurdu. Ben de halkın yöneticisi olduğum için böyle bir şey olsun istemezdim. Medya olmazsa halkın hiçbir şeyden haberi olmazdı. Tabiî ki bu da çok kötü bir şey olurdu.


Samet MİRZA
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 473

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım; kırılmayan kalem yapardım. Çünkü kalemim ikide bir kırılıyor. Ben de bundan rahatsız oluyorum.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Benim çevremde yere çöp atıyorlar ve ben bundan rahatsız oluyorum. Çözüm önerim; yere çöp atılmaması için halkı uyarmalıyız, yere çöp atanlara 50,00–YTL para cezası kesilsin isterim.

BİR ROBOT İCAT ETEYDİM NASIL OLURDU?

Bir robot icat etseydim; mutfak yapabilirdi. Musluğu olurdu, Şarkı çalabilir, polislere yardım edebilir, operasyona gidebilir, araba olabilirdi. Harita bilgisayarı, alarm olabilirdi. Ucu kırılmayan ve bitmeyen kalem icat ettirebilirdim. Büyüyünce benim yerime işe gidebilir, Ferrari arabam olabilirdi. 24 saat ses ve görüntü kaydı yapabilirdi Benim yerime BJK – FB maçına gidip ses ve görüntü kaydı yapabilirdi. Bunlar olsaydı hiç sıkıntı çekmezdim. Hayat benim için çok iyi olurdu. Hiç yorulmazdım ve hayat çok iyi olurdu.

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Bence teknolojinin zararlı yerleri de var, iyi yerleri de vardır. Örnek:
İyi Yanları :
1- Televizyon
2- Çamaşır Makinesi
3- Bulaşık Makinesi


Kötü Yanları :
1- Uyuşturucu
2- Eroin
3- Sigara
4- Puro

DUYARLILIK
Bence duyarlı olmak için yere çöp atmamalıyız. Yalan söylememeliyiz. Maçlarda ve dışarıda küfür etmemeliyiz. Kısacası kötü bir şey yapmamalıyız.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Bence yirmi yıl sonra uçan arabalar ışınlanma çıkabilir. Gökdelenler daha uzun olacak. Okullara uzayacak. Uçaklara tırlar ve arabalar sığacak. Kısacası 20 yıl sonra teknoloji çok ilerleyecek.

GÜNEŞ TUTULMASI
Bugün çok heyecanlıydım. Güneş tutulmaya başladı. Yavaş, yavaş hava karardı ve açılmaya başladı. İçeri girdik, sonra açılışını izlemeye çıktık. Tekrar içeri girdik. Çok sevinçliydim.

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM
Bir kentin yöneticisi olsaydım; bir sokağa belli aralıklarla geri dönüşüm kutusu koyardım. Yere çöp atanlar, çimlere basanlar, gereksiz yere ışık yakanlar, gereksiz yere ses yapanlar ve sigara içenlere 5.000 YTL para cezası ya da 10 yıl hapis cezası verirdim.

ANNEME
Hep yanımdasın annem,
Beni sen büyüttün anne,
Anneler günün kutlu olsun,
Bu hediyeler sana anne.

Bana her şeyi söyledin, açıkladın,
İyi ki varsın anne,
Bunlar sana,
Bu hediyeler anneme…


TÜRK POLİSİ (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)

Bir polis varmış. Bu polisin adı Yunus’muş. İki tane çocuğu varmış. Çocuklardan biri erkek, diğeri kız imiş. Yunus’un başka bir şehre tayini çıkmış. Tayininin çıktığı il Van’mış. Van’da tanıdığı kimsecikler yokmuş. Van’a yerleştikten sonra tanıdıkları onu görmeye gelmişler. Gelenler bir de Van Gölü’nü görelim derlermiş. Bir gün Van Gölü’ne gitmişler. Orada bir olay çıkmış ve Yunus’un iki çocuğu da yaralanmış. Van Gölü bir anda kan gölüne dönmüş. 1 saatte her yer polislerle dolmuş. Etrafta 2000’e yakın polis bulunmaktaymış. Çıkan olayları polisler bastırmış. Fakat, Yunus’un arkadaşları Van Gölü’nü gördüklerine pişman olmuşlar.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?

Ben demokratik ülkede medya olmasını isterdim. Çünkü medya olmasaydı haberleri bilmezdik. Medya olmasa radyo ve TV den haberleri dinleyemezdik. Yani medya bize haberleri anlatan veya sunan bir topluluktur.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Okulda her kat 100 m2 ve her sınıf 50 m2 olmalıdır. Okul 5 katlı, okulun bahçesi 200 m2 olmalıdır. Okulun her katında 4 güvenlik görevlisi, girişte 2 güvenlik görevlisi, 9 Çevik Kuvvet ekibi ve 9 Panzer bulunmalıdır. Okulun her yeri tertemiz tutulmalıdır.



Eylül GÜNAY
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı – 531

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM

Ben bir mucit olsaydım; okul tahtalarını elektrikli yapardım. Daha sonra uçan halı yapardım ve belki ışınlanmayı da icat ederdim. Hayvan dillerini kurardım. Benim her işime yardım eden bir robot yapmak isterdim.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM

Evimde çok büyük bir sorun var; bilgisayar çok açık duruyor. Ben bunu biraz düzeltmeye çalışıyorum. Çözüm önerim; benim bir çalışma programım var. Bu programa bazen uyuyorum. Artık bilgisayar açma-kapama sürelerime uyacağım.
Okulumuzun koridorunda çok toz kalkıyor. Bende hasta olduğum için rahatsız oluyorum. Ve sınıfımız çok sesli. Çözüm önerim; okulumuzun koridorunda anons edilebilir. “Lütfen toz yapmayın” diye söylenebilir. Sınıfta da öğretmenimizin sözünü dinleyebiliriz.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?

Merhaba, ben robotu olmasını isteyen bir kızım. Bir robotum olsaydı; ilk olarak banyo yapmasını isterdim. Koşabilmesini, ağlayabilmesini isterdim. İçinde sadece kalbinin olmasını ve oradan nefes alıp kalbinin her şeyi yapabilen bir robot, olmasını isterdim. Zor zamanlarımda ve dışarı belli etmeden içime kapanırsam beni anlayabilmesini isterdim. Gelelim bir robot yapsaydı ma: Ona kendi kalbimin biraz benzerinin aynısını yapardım. Oturabilmesi için ona plastikten kemikler ve eklemler yapardım. İnsanlarla hiç kavga etmemesini programlardım. Sanki benim arkadaşımmış gibi huyları benle uyan bir robot yapardım. Beni gelip okuldan almasını, ben okuldayken evi temizlemesini isterdim. Keşke robotum olsa… Beni uçarak istediğim yere götürmesini isterdim. Ama büyüdüğümde belki robot yapabilirim. Heee! Başta ben robotu olmasını isteyen kızım demiştim. Bakalım kimim? Aşağıda yazıyor:

Robotum olsun istiyorum!!! Çünkü robot istiyorum!!! Eylül GÜNAY

TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?

Teknoloji yararlıdır. Fakat bazı zararları da olabilir. Teknoloji biraz ilerlerse iyi olur. Fakat fazlası bizim doğayla ilişkimizi kesebilir. Eğer teknoloji çok ilerlerse bazı insanların zararına dokunabilir. Ama teknoloji çok ilerlerse onları tasarruf yapıp kullanmalıyız. Böylece insanlar doğayla ilişkisini kesmez.
Kötü Örnekler : Silahlar, bombalar, uyuşturucu, eroin gibi şeyler.
İyi Örnekler : televizyon, telefon gibi şeyler.

DUYARLILIK

Duyarlılık demek duyu alabilme ve uyarmalara karşılık verebilme, hassasiyet demektir. Mesela konuya uyan çok güzel bir örnek; insanın bir işi olmayabilir. Biz onunla alay etmek yerine ona destek olmalıyız ve üzülmemesini sağlamalıyız. Duyarlı olmadan önce birbirimizi sevmeliyiz. İnsanlar dışarıdan baktıklarında kötü duygular taşımamaktadırlar. İnsanların bazıları zaten duyarlıdır. Belki duyarlı olursak davranışlarımız daha güzel olur.

20 YIL SONRA TEKNOLOJİDEKİ GELİŞMELER HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?

Bakalım 20 yıl sonra neler olacak? Bence 20 yıl sonra belki ışınlanma olabilir, çok küçük telefonlar, televizyonlar icat edilebilir. 2006 yılında bile teknoloji ilerlemeyi sürdürüyor. Bence ilerde yani 20 yıl sonra derslerin adları değişebilir. Örneğin; Türkçe dersi acayip bir isim olabilir. Tabi insanlar uğraşırsa böyle bir şey olur. Birazda ışınlanma üstünde duralım. Ben işimde her arada başka bir yere giderdim. Başka bir konuya geçelim. Ben yaptığım her işte içimden geçen şeyi yapmasını isterdim. Örneğin; ben televizyon izlemek istiyorum. Gözümle nereye bakarsam oradan televizyon çıkardı. Mesela ben 30 yaşındaki bir avukatım ve davalarım var. Davalarımda hiçbir şey yardım etsin istemiyorum. Ama çok yorulduğum zaman büromda sekreter değil de robot isterdim. Sadece büromda yardım edebilecek bir robot. Eğer avukat olamazsam tercüman olurum. Bir cümleyi anlamadığımda hemen mikrofon bana söyler. 20 yıl sonrasını sabırsızlıkla bekliyorum.

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM

Ben bir kentin yöneticisi olsaydım; teknolojik atıkları teknolojik çöp kutularına tırtırdım. İnsanların görebilmesi için büyük teknolojik çöp kutusu yaptırırdım. Her çöp atıldığında “ÇEVREYİ KİRLETMEYELİM VE ÇÖPÜNÜ ÇÖP KUTUSUNA ATTIĞIN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM” seslerini kaydederdim.

ANNEM!
Annem, annem, güzel annem,
Beni seven beni koruyan,
Doğruları öğrettin bana,
Canım annem!

Sen bir meleksin,
Kalbimin neşesisin,
Sen olmazsan yaşayamam,
Yalnız başıma kalamam.

ESKİ BİR ÖĞRETMEN (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)
Eski bir öğretmen. Sarışın, uzun boyluymuş. Öğretmen bir gün başka bir ile taşınmak istemiş. Ama başka bir kente taşınmak o kadar da kolay değildir. Ama öğretmenin çok eski bir dostu varmış. Eski arkadaşı okuyamadığı için şoför olmuş. Bir günden sonra öğretmen taşınacağı yere gitmiş. Orası çok güzel bir yermiş. Orada en hoşlandığı şeyleri yapıyormuş. Yani yemek yapmak ve okumak. Öğretmen bir gün geziye gitmiş. Ama eve geldiğinde evi darmadağın görmüş.
-İnanmıyorum. Evime hırsız girmiş, demiş.
Tabi bir yandan da üst kattakiler gürültü yapınca öğretmenin sinirleri bir kat daha artmış. O günden sonra korku içinde evinde yaşamaya devam etmiş.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?
Ben medyanın olmasını isterdim. Çünkü bizim haberdar olamadığımız haberleri bize sunarlar. Gazeteler, dergiler hep medyanın sayesinde hazırlanmıştır.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Okulumuzun içinde küçük market gibi bir yer olsun, ama hepsi parasız olsun. Okulda asansör olsun. Sınıfımızda bilgisayar ve tahtalar elektrikli olsun.


Ekrem KOCATÜRK
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı - 556

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Ben bir mucit olsaydım robot icadı yapardım. Bu robotun çeşitli özellikleri olurdu. Bunlar şunlardır:
1. Yemek yapar.
2. Bulaşık yıkar.
3. Temizlik yapar.

ÇEVREMDEKİ SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİM
Tuvaletlerin pis olması ve kötü kokması öğrencileri etkiliyor. Buna yapmamak için tuvaletleri temiz tutmalıyız.

BİR ROBOT İCAT ETSEYDİM NASIL OLURDU?
Benim bir robotum olsaydı; bulaşık yıkar, yemek yapar, bebek bakar. Ön tarafında fırın, arkasında bulaşık makinesi olsun, süpürgesi olsun, hizmet etsin, benim oyun arkadaşım olsun.

ROBOTUM
Benim bir robotum olsa,
Her işi yapsın,
Ağlayıp gülebilsin.

Annemin işlerine yardım etsin,
Böylece artan zamanı,
Hep benim için kalsın.



TEKNOLOJİ İNSANLARI MUTLULUĞA MI, YOKSA MUTSUZLUĞA MI GÖTÜRÜR?
Teknolojinin yararı ve zararı vardır. Teknolojinin yararları ve zararları şunlardır:
İyi Yanları;
Ev aletleri,
Bilgisayar,
Okul araçları.
Kötü Yanları;
Silahlar,
Bombalar,
Uyuşturucu,
Sigara.

DUYARLILIK
Duyarlı insan çevresini korur, hayvanlara zarar vermez. Bir insan birisiyle kavga etse bile duyarlı olmalıdır.

DUYARLI İNSAN
Duyarlı insan,
Çevresini korur,
Hayvanlara zarar vermez.

Duyarlı insan,
Kavga etse bile,
Duyarlı olur.

Duyarlı insan,
Çöp atmaz,
Bakımlı olur.

Duyarlı olmayanı,
Uyarmak lazım,
Duyarlı olmak lazım.

GÜNEŞ TUTULMASI

Sabah erkenden kalktım. Çünkü bugün Güneş Tutulması olacaktı. Onun için evden ayrılarak okula gittim. Bugün Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinden yazılımız vardı. Birinci derste ders çalıştık, ikinci derste yazılı olacaktık. Ben acele yaptım, ama dersin sonunda verilecekti. Ders bitti. Güneş Tutulması saat 12’yi 2 geçeydi. Dersimiz İngilizce idi. İngilizce dersi bitince öğle yemeği vardı. Öğle yemeği bittikten sonra Güneş tutulmaya başlamıştı. Öğretmen içeri girdirerek iki soru yazdırdıktan sonra bizi tekrar dışarı çıkarttı. Güneş hilâl şeklindeydi. Herkes dikkatli bakıyordu. Müdür içeri girin diyince çok sinirlenmiştim. İçeri girdik. Öğretmenimiz izin vererek Güneş’in açılmasını izledik. Zil çaldı, etüt arasıydı. Ben oturarak maç izlemiştim. Öğretmen beni çağırdı. Bugün etüt sırası Batuhan’da idi. Öğretmen bana “Bugün etüt sırası Batuhan’da, onun haberi var mı?” diye sordu. Ben de park ve etrafa baktım ama yoktu. Etüt başlıyordu. Batuhan yiyecek getirmişti, yemek bittikten sonra bu ödevi yapıyordum. 54 yıl sonra yaşlanınca bu olayı torunlarıma anlatırdım ama çok gülerlerdi. Çünkü o zaman teknoloji gelişirdi.

BİR KENTİN YÖNETİCİSİ OLSAYDIM

Bir kentin başkanı olsaydım ilk önce geri dönüşüm kutusu koyardım. Teknolojik atıkları atan kişilere teşekkür ederdim. Ama teknolojik atıkları atmayanlara beş milyar beşyüz YTL para cezasına çarptırırdım. Eğer para cezasını ödemiyorsa dört yıl hapis cezasına çarptırırdım. Geri dönüşüm kutusuna kamera yerleştirirdim. Yeraltına radar koydururdum. Eğer şehir dışında araçlardan teknolojik atıklar veya çöp atılırsa plakasını belirler ceza keserdim.

CANIM ANNEM
Canım annem,
Seni çok seviyorum,
Gül bilgilerinle Canım annem.

Dokuz ay karnında taşıdın,
Beni büyüttün,
Sevgi saygı ile,
Canım annem.

DÜRÜST ŞOFÖR (ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI)

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde dürüst bir şoför varmış. Bu şoförün otobüsü varmış. Bir gün bir yere giderken bir yolcu bilet almamış ve otobüs şoförü onu affederek yolcu olarak onu terminale kadar götürmüş. Evine giderek başından geçen olayları anlatmış. Olayı anlatarak üzülmüş. Karısı:
-Çok üzüldüm. Artık buradan başka bir kente taşınalım, demiş.
Şoför:
-Ya çocuklar?
Karısı:
-Zamanla alışırlar, demiş.
Şoför:
-Peki tamam, yarın gider ev bakarım, demiş.
Ertesi gün evlere bakarak bir ev tutmuş. Oraya taşınarak zamanla alışmışlar ve mutlu, mesut yaşamışlar. Şoför otobüsüyle başka bir kente giderken taşınmadan önceki olay aklına gelmiş. Yolcuları bırakırken o kadını görmüş ve bilet aldığı için çok mutlu olmuş.

DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YÖNETİCİ OLSAYDINIZ MEDYANIN OLMASINI MI OLMAMASINI MI İSTERDİNİZ?

Ben medyanın olmasını isterdim. Çünkü medya olmaz ise halk haberlerden, bilgilerden yararlanamazdı. Medya olsa halk bilgilenirdi. Bunun için medya önemlidir.

OKULUMUZUN DAHA İYİ HALE GELMESİ İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

Okulun iyi olması için derslerin zorunlu olmasını isterdim. Okulun 5 katlı olmasını, sarı, mor, kırmızı, mavi renklerde olmasını, tuvaletlerin temiz olmasını isterdim. Öğrencilerin ayrı bir dolabı olmalıdır. Okulda asansör, ayrı oyun yeri, basketbol sahası, futbol sahası, kızlar için ayrı oyun yeri kurulurdu. Sınıfta kopya çekenler için alet, kamera koyardım. Okula güvenlik konurdu, kapıda bıçak vb aletleri koyanlar disipline giderdi. Ayın öğrencisi olurdu. Sınıflar özel, okul çok büyük olurdu. Proje sunarken özel bir yerde sunulurdu.


İsa KAFADAR
Emniyetçiler İlköğretim Okulu
4/A Sınıfı

BEN BİR MUCİT OLSAYDIM
Hiç bulunmayan bir ilaç yapardım. Hiç bulunmayan bir araç yapardım.


ANNE SEVGİSİ
Anneler olmasaydı biz olmazdık,
Annemiz bizi çok sevmiştir,
Anneler evin neşesidir,
Annemiz her yerde, her gün güzeldir,
Annemiz Allah’ın bize büyük eseridir,
Anne seni çok seviyorum.


TARİH ÖNCESİ DEVİRLERDEN BİRİNDE YAŞASAYDINIZ HANGİSİNİ TERCİH EDERDİNİZ, NEDEN?

Haluk ŞENER :Yontma Taş Devri. Çünkü ben taşların üstüne otomobiller çizmek isterdim. Bunun içinde Yontma Taş Devrinde yaşamak isterdim.
Selçuk EKTAŞ :Ben Yontma Taş Devrinde yaşamak isterdim. O zaman taşları oyarak zaman geçirirdim ve yeni taştan icatlar yapardım. Zaman geçirerek taşları oyardım.
Kadir TİKİT :Ben tarih öncesi devirlerden Cilalı Taş Devrini seçerdim ve orada değişik hayvanların üstüne binerdim. Oradan taşları alırdım ve onu temizlerdim. Orada herkese gelecekle ilgili planlar hazırlayıp sunardım.
Şeyda ERDOĞAN :Ben Demir Devrinde yaşamak isterdim. Çünkü o zaman insanların daha kullanışlı evleri ve süs eşyaları olurdu. Ben de o evlerde yaşamayı çok isterdim. İnsanların kılık kıyafetleri olurdu.
Ezgi YURTERİ :Demir Devrinde yaşamak isterdim. Çünkü Demir devrinde pompalar yapılıyor. Onun için bunu seçtim.
Muhammed AKBAŞ :Demir Devrinde yaşamak isterdim. Demirden başka bilmediğim neler olduğunu görmek isterdim. Demir Devrini, demirleri daha iyi tanımak için seçtim.
Ahmet CAN :Demir Devrinde yaşamak isterdim. Oradaki demirlerden ev yapardım. Kendime, evime süs eşyası falan yapardım. Yatak, dolap, demirden bir sürü şey yapardım
Necdet Selim KOÇYİĞİT :Ben Yontma Taş Devrini seçerdim. Çünkü taşları yuvarlak yapıp, araba yapar, tekerlek gibi takardım. Taşlara çiviyle not alırdım.
Hacer Umay UĞURLU :Ben Cilalı Taş Devrinde olmak isterdim. Çünkü cilalamayı çok merak ediyorum. Cilalamayı çok seveceğimi umuyorum.
Mehmet Ali ÜNAL :Ben tarih öncesi devirde yaşasaydım, yani Demir Devrinde yaşasaydım; demirlerden yeni icatlar yapardım. O zaman yaşamamız kolay olurdu.
Olcay Sedef KARATAŞ :Tarih öncesi devirlerde yaşamak istemezdim. Çünkü taşların üstüne oturmayı sevmediğim için.
Berke KÜÇÜKSAĞIR :Bana hangi devirde yaşamak istersiniz diye sorsalar demir Devrinde yaşamak isterdim. Çünkü Demir Çağını merak ediyorum ve Demir Çağında demirin nasıl yapıldığını görmek için.
Emre EROL :Taş Devrinde yaşamak isterdim. Çünkü bir şeyleri oyup şekil çıkartmak için.
Kübra GÜNEŞ :Ben Yontma Taş Devrinde yaşamak isterdim. Çünkü ben de şekil çıkartmayı sevdiğim için. Orayı da çok merak ediyorum.
Melek ÖZTEKİN :Yontma Taş Devrinde yaşamak isterdim. Bir şeyleri yontar, şekiller çıkarmayı isterdim.
Muhammed GÜNER :Demir devrinde yaşamak isterdim. Demir Devrinde yaşasaydım; demirlerden kendime bıçak yapardım, kolye yapardım, birçok şey yapardım.
Ebru AKSU : Yontma Taş Devrini seçerdim. Çünkü yontma tekerlekler yapardım, yontma arabalar yapmaya çalışırdım.
Ezgi KAPTAN :Ben Demir Devrini seçerdim. Çünkü demirden süs eşyası yapmayı çok ama çok isterdim.
Tansel IŞIKLAR :Cilalı Taş Devrinde olmak isterdim. Çünkü yontarak yapılan binaları cilalayarak zaman geçirirdim.
Ahmet Emin BECİT :Bakır Devrinde taşlara şekil vererek duvarlara çakardım. Hayatımı bu şekilde yaşamak isterdim.
İrem ARAS :Yontma Taş Devrinde yaşamak isterdim. Bir şeyleri yontup kendime eşya çıkartmak için çaba sarf ederdim.
İsmail KESİKTAŞ :Tarih öncesi çağlardan Yontma Taş Devrini seçerdim. Çünkü bana daha iyi geliyor. Bir de istediğini yontabilirsin.
Mustafa nazım KARADÜZ :Ben Cilalı Taş Devrini seçerdim. Çünkü orada görmediklerimi görürdüm.
Elçin DURU : Ben Cilalı Taş Devrinde yaşamak isterdim. Çünkü çok merak ediyorum.
Buse YILMAZER :Yontma Taş Devri. Çünkü ağaçları yontar şekiller çıkarır, onları sergilerdim.
Edanur MÜŞTECİ :Yontma Taş Devrinde yaşamak isterdim. Çünkü orada yontma yapmak istiyorum. Bir de insanlar maymuna benziyor mu, benzemiyor mu? O zamanlar ormanlar halen yeşil mi çok merak ediyorum. Bir de o devirde dinazorlar var mı?
Seza Zeynep ÇİĞDEM :”Ben tarih öncesi devirde yaşamış olsaydım” diye düşündüğümde kafamda farklı pencereler açılıyor. Her şeyden önce insanoğlu yaşadığı her dönemde ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli çareler bulmuştur. Ben özellikle tarihi yerleri gezdiğim zaman geçmişte yaşayan insanların zekâlarını kullanarak güzel şeyler yaptıklarını görüyorum. Örneğin derin Kuyu’daki havalandırma sistemi gibi. Onun için ilkelliği sevmiyorum. Duruma, zamana ve çevreye göre aklımı kullanıp, rahat yaşamak için bir şeyler üreteceğimi düşünüyorum.
Zeynep BATTAL :Yontma Taş Devri. Çünkü o zaman kendimi daha iyi korurdum, mutlu olurdum. Çünkü o zaman her insan mutlu olurdu.
Samet MİRZA :Ben İlk Çağda yaşamak isterdim. Çünkü taşların üzerine araba şekiller, çizerdim, dinazorları görürdüm.
Eylül GÜNAY :Ben Yontma Taş devrinde yaşamak isterdim. Çünkü oradaki taşları şekil yapıp şimdiki gibi hayatımı sürdürürdüm.
Ekrem KOCATÜRK :Yontma Taş Devri. Yontma Taş Devrinde resimler çizerdim. Mağaralarda kalırdım. Vahşi hayvanlar gelince mağaraya kaçardım. Hayvanlar gidince dışarı çıkıp oyun oynardım. Akşamları yemek yerdim ve geceleri güvenli yerde yatardım.
İsa KAFADAR :Tunç Devri. Önceki hayvanlara binmek, onların nasıl şekilde olduklarını görmek isterdim.

MİLATTAN SONRAKİ ÇAĞLARDAN HANGİSİNDE YAŞAMAYI İSTERDİNİZ, NEDEN?

Haluk ŞENER :Ben Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) i görmek, onunla yaşamak, onun yaşadıklarını yaşamak isterdim. Bunun içinde Orta Çağda yaşamak isterdim.
Selçuk EKTAŞ :Ben Orta Çağda yaşamak isterdim. Çünkü Hz. Muhammed’i görürdüm. Ama bir yandan da kötü olurdu. Çünkü savaşa karışırdım. Çok savaş olurdu. Ama bir yandan da iyi olurdu. O da Hz. Peygamberi görürdüm.
Kadir TİKİT :Ben Orta çağda yaşamak isterdim. Eskiden göremediğim kişileri o çağda görürdüm ve gidemediğim yeri tanımış olurdum. Orada bizden önceki kişileri bilgilendirirdim ve doğada hiç kimseyi öldürmemeyi söylerdim. O zamanın çocuklarından oyunlar öğrenirdim.
Şeyda ERDOĞAN :Ben Yakın Çağda yaşamak isterdim. Çünkü M. Kemal’i görmek isterdim. O zamanlar savaşlar pek olmazdı. Ülkeyi padişahlar yönetirdi. Ben de padişahları görmek isterdim. Mustafa Kemal’i görüp elini öpmek isterdim.
Ezgi YURTERİ :Ben Yakın Çağda yaşamak isterdim. Çünkü Atatürk savaşlar yaptı, onun için.
Muhammed AKBAŞ :Yakın Çağda yaşamak isterdim. Çünkü Atatürk’ü görmek isterdim. Temsilci olmak isterdim. Atatürk’ü tanımış olurdum.
Ahmet CAN :İlk Çağı görmek isterdim. Çünkü o zamanda yaşayan insanları görmek isterdim.
Necdet Selim KOÇYİĞİT :Yeni Çağda yaşamak isterdim. Kralın oğlu olmak isterdim. Fatih Sultan Mehmet’i görüp, ona çok yardım etmek isterdim.
Hacer Umay UĞURLU :Ben Yakın Çağda 2015 yılında yaşamak isterdim. Çünkü o zaman 20 yaşında olacağım. Belki uçan arabalar icat edilir. Belki de uzaya gidebileceğim.
Mehmet Ali ÜNAL :Ben Orta Çağda yaşamak isterdim. Nedeni ise savaştan korunmanın yollarını insanlara söylerdim. Onlar da savaşmazlardı.
Olcay Sedef KARATAŞ :Ben Yakın Çağda yaşamak isterdim. Çünkü o zaman çok rahat olurdum.
Berke KÜÇÜKSAĞIR :Hangi çağda yaşamak istersin diye sorsalar cevabım direk Orta Çağ olurdu. Çünkü Orta Çağda Peygamberimizi görmek isterdim. O’nun nasıl hayırlar yaptığını, nasıl iyilikler yaptığını, vb, çok şeyi nasıl yaptığını görmek için.
Emre EROL :Yeni Çağ. Çünkü istediğini yapabiliyorsun. İstediğin şeyleri alabiliyorsun.
Kübra GÜNEŞ :Yeni Çağ, yani Cumhuriyet döneminde yaşamak isterdim. Çünkü saraylarda yaşamak güzel bir şey. Öğretmenimizin dediği gibi her şey önüne geliyor. Onunla ilgili bir Atasözü var: “Ekmek elden, su gölden.”
Melek ÖZTEKİN :Ben Yakın Çağda yaşamak isterdim. Nedeni; insanların kendi emeğiyle çalışması beni mutlu ederdi. İnsanların kendi emeği ile kendi başarısı ile çalışması çok önemlidir.
Muhammed GÜNER :İlk Çağda yaşamak isterdim. Taşlara F-16’lar çizmek isterdim.
Ebru AKSU :Yakın Çağda yaşamak isterdim. Çünkü Yakın Çağda saray gibi evim olmasını çok isterdim. Hizmetlilerimin de olmasını isterdim.
Ezgi KAPTAN :Ben Yeni Çağda yaşamak isterdim. Ama zengin olarak Yeni Çağda yaşamak isterdim. Çünkü ben bir Kraliçe olarak Yeni Çağda yaşardım.
Tansel IŞIKLAR :Yeni Çağda olmak isterdim. Padişah olup istediğimi yapar, okuma yazmayı başlatırdım.
Ahmet Emin BECİT :Yakın Çağda yaşamak isterdim. Çünkü insanlar artık teknolojiyi ilerletmiş ve hayatlarını kolaylaştırmışlardır.
İrem ARAS :Ben Yakın Çağda yaşamak isterdim. Atatürk’ü görmek, zorluklar karşısında nasıl yılmadığını sorardım.
İsmail KESİKTAŞ :Yakın Çağı seçerdim. Çünkü hayat kolay, teknoloji gelişmiş olduğu için.
Mustafa nazım KARADÜZ :Ben Orta Çağda yaşamak isterdim. Çünkü Peygamberimizi görürdüm. Kâbe’nin yapılışını görürdüm. Fatih Sultan Mehmet’i görürdüm.
Elçin DURU :Ben Yakın Çağda yaşamayı dilerdim. Zaten Yakın Çağda yaşıyorum.
Buse YILMAZER :Yakın Çağda yaşamak isterdim. Çünkü her zaman iyi bir dünyada yaşamak isterdim. Saraylarda yaşamak isterdim.
Edanur MÜŞTECİ :
Seza Zeynep ÇİĞDEM :Ortaçağ’da Osmanlı’nın Yükseliş Döneminde yaşamak isterdim. Çünkü o zamanlar bugünkü kadar fakir yoktu. Doğan sınırlara kadar ulaşmıştık. Avrupa’nın önündeydik. Onlar bizi örnek alıyorlardı.
Zeynep BATTAL :Ben Yeni Çağda bulunmak isterdim. Saraylarda gül gibi hayat sürerdim.
Samet MİRZA :Ben Orta Çağda yaşamak isterdim. Çünkü Peygamberimizi görürdüm.
Eylül GÜNAY :Ben Yakın Çağda yaşamak istiyorum. Çünkü artık her insan daha iyidir. Daha modern bir hayat olur.
Ekrem KOCATÜRK :Yeni Çağda Hz. Peygamberimizi görmek isterdim. Peygamberimizle gezmek isterdim. Peygamberimize saygılı, sevgili davranırdım. O’nun gittiği yerlere giderdim. Orada oyunlar, şarkılar oynardım. Düşmanların barışmasını isterdim.
İsa KAFADAR :Yakın Çağda daha mutlu olurdum. En iyisi Yakın Çağ. Önceki bütün çağları görmek isterdim.
















2 yorum:

Adsız dedi ki...

bana ingilizcede anne baba büyük anne büyük baba kardeş onlar gibi şeyleri göster

Adsız dedi ki...

sanki bunu arıyoruz